"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Spor adamları Süreyya için ne diyor?

Elbirliğiyle Süreyya Ayhan'a yapacağımızı yaptık. Şimdi toparlanma zamanı. Bir tek hedef var. Süreyya Ayhan'ı, dünya çapındaki bu ulusal değerimizi desteklemek.

Nasihatla değil, maddi ve manevi yardımla. Şu koca ülkede ona sponsor olacak kimse yok mu? Bir değerin yok olup gitmesine göz yummayalım. Ben aradan çekildim, size bugün 4 önemli spor adamının bu konudaki görüşlerini sunuyorum. Buyrun siz değerlendirin...

Süreyya Ayhan hakkında ne düşünüyorsunuz?

HAŞMET BABAOĞLU:
Her şeyden önce iyi bir atlet. Süreyya Ayhan bu kadar yetenekli ve başarılı olmasaydı, ‘‘kamuya mal olan aşkı’’nı, bu kadar büyütecek miydik? Bu kadar dikkatle izleyecek miydik? O zaman işi iyice başka yönlere çekmeden, cılkını çıkarmadan aşkı-meşki bırakıp, sporu ve Ayhan'ın atlet olarak geleceğini konuşmalıyız!

YİĞİTER ULUĞ: Türkiye'nin atletizmi unuttuğu bir dönemde bütün olanaksızlıklara karşın Dünya Şampiyonası'nda final koşan müthiş bir yetenek. Çölde açan çiçek!

CÜNEYT KORYÜREK: Çok iyi bir sporcu. ‘‘İyi bir sporcu’’ lafından, kabiliyet ve kapasiteyi anlıyorsak, Süreyya Ayhan, bunların ikisine de sahip. Bilinçli çalıştığı ve gerekli yarışmalara katıldığı takdirde çok daha iyi neticeler alacağı da kesin. İyi bir sporcu ya da iyi bir aşık ahlaksız olamaz. Eğer, evli fakat karısından ayrılma kararı almış Yücel Kop'la birlikte olması nedeniyle ona ‘‘ahlaksız’’ deniliyorsa, o zaman toplumdaki pek çok kişi için de, aynı sıfatı kullanmak gerekir. Yok eğer, Süreyya ile Yücel arasındaki yaş farkının bir engel olduğu iddia ediliyorsa, artık günümüzde bunun da problem olarak kabul edildiğini sanmıyorum. Üstelik atlet-antrenör ilişkisinin 13 yaşından beri süregeldiği iddiası da doğru değil. Zira Bayan Kop bile, ilişkilerinin 96'dan itibaren başladığını söylüyor. Bu da Sürreyya'nın rüştünü ispatlamış biri olarak kanun önünde bile kendi hayatını yaşama hakkını kazandığını gösteriyor. Süreyya herkesin kullanabileceği bir hakkı kullanarak aşık olmuştur! O kadar. Üstelik bu konuda Süreyya Ayhan'ın Yücel Kop'tan daha azimli olduğunu söyleyebilirim.

DENİZ GÖKÇE: Bazı ilkeler toplumdaki herkes için geçerli. Hiç kimse 13 yaşındaki bir çocukla ilişki kurmamalıdır. Hiç bir sporcu da sırf başarılı diye toplumdan ayrı ahlak normlarına tabi olmamalıdır. Ama bu iki durum da Süreyya Ayhan-Yücel Kop ilişkisinde söz konusu değil. Bir kere, Yücel Kop'un reşit olmayan biriyle ilişki kurduğu iddiası doğru değil. Birinci ilke ihlal edilmedi yani. Kanıtları: Kendi beyanları, Yücel Kop'un boşanmak istediği karısının ifadesi, Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Yurdadön'ün beyanatı. Demek ki birinci iddia çökertildi! Geldik ikinci iddiaya, kimsenin Süreyya Ayhan için ayrı ve imtiyazlı bir ahlak standartı talebi yok. Ortada iki reşit insan var, biri evli ama evliliğinden çıkmak için evinden taşındı, mahkemeye müracaat etti. Bu durumda antrenör ile sporcu arasındaki ilişki biçiminden kaynaklanan bir ahlak sorunu da yok. Kaldı ki, dünyanın her tarafında sporcu ile antrenörü arasındaki ilişkilere rastlamak mümkün. Demek ki, ikinci iddia da geçersiz! Şimdi esas ahlak sorununa bir bakalım. Aynen Tarkan vakasında olduğu gibi, Yücel Kop'tan çalınan fotoğrafların yayınlanması söz konusu. Toplumun ahlak normunda medyanın insanların özel hayatına tecavüz etmesi var mı? Asıl tartışılması gereken medyanın ahlak anlayışı değil mi? Neticede, iki kişinin hayatı karartıldı. Onlar da hepimiz gibi birer normal insan. Yani Şükrü Sina Gürel'in başına gelenlerle onların yaşadıkları arasında bir fark yok.

Süreyya Ayhan bütün bu olan bitenden sonra harcanmalı mı desteklenmeli mi?

H.B:
Ortalıkta kopan gürültüye bakınca, ben röportajın yayınlanma tarzında da hatalar olduğunu düşünüyorum. Artık gazeteciler ve gazeteler, özel hayatları, ‘‘Okuyan istediği yorumu çıkarır!’’ şeklinde yayınlamaktan vazgeçmeli. Sonra, pirincin taşını ayıklamak imkansızlaşıyor! Ayhan-Kop çifti, Atletizm Federasyonu ve çevreleriyle ilişkilerinde özel hayatla sporu birbirine karıştırmıyorlarsa, onların özel hayatlarına bizim karışmamız yanlış. Ayrıca şimdi tartıştığımız konu dünyada çok rastlanan bir durum. Hatta Ayhan'ın koştuğu branşın en büyük isimlerinden Szabo da, 14 yaşından beri birlikte çalıştığı hocasıyla 23 yaşındayken evlenmişti! Bu ilişkiyi ‘‘Gördün mü? Nasıl da baştan çıkarmış yavrucağı!’’ gibi belden aşağı odaklanmış bir zihniyetle yorumlamak yerine, yıllar içinde serpilip gelişen, acısı ve tatlısıyla paylaşılan bir mücadelenin yoldaşlığı olarak anlamak gerekir.

Y.U: Süreyya, Sidney'de final koşma şansını kaybettiğinde mikrofonlara ‘‘Kendi gayretimle buraya kadar gelebildim. Bana destek olunursa, beraberce çok daha ileriye gidebiliriz’’ demişti. Başarıyı paylaşmaya bu kadar açık genç bir insanı, o gün keşfettik, ama sonra, başkalarına da yaptığımız gibi, kızın hayatını cehenneme çevirdik! Süreyya'ya şu andan itibaren verilecek destek, ki fazla olacağını da sanmıyorum, onu toparlamaya yeter mi bilmiyorum. Öylesine kırdık ki onun kalbini.

C.K: Süreyya'nın özel yaşamı herkes gibi kendine ait. Mutlaka ve mutlaka hem bir insan olarak hem de mükkemmel bir kabiliyet olarak desteklenmeli. Bu olaylar karşısında bir sponsorun desteğini çekmesi, hiç de iyi olmayan bir durum. Ama Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi'nin önerisiyle Uluslararası Olimpiyat Komitesi yıl başından itibaren verilmesi düşünülen mali desteğe yakında başlayacak. Türk sponsorlarının da bu davranıştan etkilenerek Süreyya'yı desteklemeleri beni şaşırtmayacak. Olması gereken de bu zaten.

D.G: Bu düzeyde bir sporcunun sadece bir yıl içinde alması gereken vitamin (doping değil vitamin), 10 bin dolar tutuyor. Bütün rakipleri kış aylarında yüksek ve sıcak Fas'ta üç, beş ay antrenman yapıyor. Maliyeti 20 bin dolar. Ayrıca, Süreyya Ayhan'ın her biri bir kaç bin dolar para gerektiren ulaslararası yarışmalara katılması gerekiyor. Bu ikiliye Bakan Fikret Ünlü, Genel Müdür Kemal Mutlu, Federasyon Başkanı Yurdadön ve Milli Olimpiyat Komitesi kamu kurallarının izin verdiği ölçüde maksimum yardımı zaten yapıyorlar. Ama bunların ötesinde finansman gerekiyor. Gönül isterdi ki, sporla yakından ilgili insanlar, ahlak tartışmaları yaratacaklarına yardım etmek için seferber olsunlar. Onların dil öğrenmelerini sağlamak, antrenman yapmalarına olanak tanımak yerine yargılamak, baltalamak cinayetle eş değer! Dram burada.

Süreyya Ayhan Yücel Kop'un elinden alıp uluslararası bir antrenöre teslim edilmeli mi? Yoksa Yücel Kop mu eğitilmeli?

H.B:
Asıl sorun bu! Süreyya Ayhan, Olimpiyat şampiyonluklarına koşacaksa, olimpik antrenörlerle çalışmalı. Evet, yetenekleri yüksek ama büyük yarışlardan tecrübe ve bilgi süzmüş çalıştırıcılardan öğreneceği çok şey var.

Y.U: Yücel Kop, ‘‘Bunca olanaksızlığa karşın, Süreyya'yı 4.02 koşturdum, imkan verilirse 4 dakikanın altına da indiririm’’ diyor. Ben de Kop'un uluslararası alanda pek yetkin bir antrenör olduğunu sanmıyorum ama öğrencisiyle kurduğu çok özel ilişki onu haklı çıkarabilir. Bence önümüzdeki yıl, Ayhan-Kop ilişkisine iyi olanaklarla ve tabii salim kafayla çalışma şansı verilmeli ve bu sürede Süreyya'nın derecelerinin gelişip gelişmediğine bakılmalı. Eğer beklenen gelişme görülmezse, ancak o zaman antrenör değişikliği gündeme gelsin.

C.K: İlkokulda çok sevdiğimiz ve takdir ettiğimiz bir öğretmen, bizi üniversitede de eğitebilir mi? Demek istiyorum ki, Yücel Kop'tan, çok gelişmiş bir Süreyya'ya bundan daha fazla katkısı olmasını beklemek haksızlık!

D.G: Onların ilişkisinin esası derin bir güvene dayalı. Bence yapılması gereken, bu ilişkiyi bozmak değil, sadece teknik yardım ile şampiyonluğun temelini hazırlamak. Bir atletin güvendiği, kendi dilini konuşan bir çalıştırıcının yanısıra uluslararası teknik bir destekten de yararlanmak neden mümkün olmasın ki?

Şu son durumda Süreyya Ayhan'a ne oldu? Ne olmalı? Nasıl olmalı?

H.B:
Sponsorun çekilmesi vahim bir gelişme tabii. Allahtan Atletizm Federasyonu atletine sahip çıkıyor. Federasyon sahip çıkarken artık bizim de susmamız ve Ayhan'ı sporcu olarak tartışacağımız yarış günlerini beklememiz gerekiyor.

Y.U: Ne mi oldu? Süreyya, kendisine önemli destek verecek sponsorunu medyadaki sorumsuz tartışmanın tozu dumanı arasında kaybetti! Medya olarak, son zamanda sıkça yaptığımız bir yanlışı tekrarladık. Gerçeği, paşa gönlümüze göre eğip büktük ve sonra da aslında hiç de öyle olmayan bir şeyi kamuoyuna öyleymiş gibi yedirdik. Bunu yapan köşe sahipleri, olayın odağında yer olan insanlarla bir telefon konuşması yapma zahmetine bile girmedi. Evrensel gazetecilik ilkelerinin hiçbirine uymaksızın, genç ve yetenekli bir insanın hayatını karartmakta sakınca görmedi. Ne demişti Karacaoğlan yüzyıllar önce: ‘‘Sevsem öldürürler, sevmesem öldüm.’’ Onlar sevdi, biz öldürdük...

C.K: ‘‘Süreyya'ya da olan oldu!’’ demek, olayı özetlemek bakımından en doğru söz. O gerçekten gözüpek ve kabiliyetli bir şampiyon. Eğer Süreyya, kapasitesini ortaya çıkarabilecek bir forma girerse, çok çok başarılı olabilir.

D.G: Şu anda Süreyya tamamen demoralize durumda. Aynı şey Yücel Kop için de geçerli. Yıkım tamamdır yani! Maddi olanaklar da sınırlandı. Bu travmadan çıkıp çıkamayacaklarını da kimse bilemez. Yıkmak, yapmaktan kolaydır. Kaldı ki, toplum da darbe almıştır. Çocuğunu spora gönderen her kişinin kafası karışmıştır. Söylenecek tek şey: Bravo medyamıza!


HAMİŞ


Söylemeden edemeyeceğim, Hande Altaylı'nın yazısını kesip biçtiğim iddia edildi. Yer darlığı yüzünden, BİR TEK CÜMLESİNİ çıkarttım. Çıkarttığım cümle şu: ‘‘İnsanları aşklarıyla gündeme getirip, sporcu morallerinin bozulmasına tepki göstermeniz bana komik geldi’’. Bıraktığım cümle ise şu: ‘‘Bir sporcunun aşk hayatını malzeme yaptınız, yanlış anlamalara meydan verecek şekilde yayınladınız. Merak ediyorum, yazdıktan sonra okumadınız mı? Duygusal zekanız yanınızda mı yoktu?’’ Hepsi bu kadar. Karar size ait.
X