Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sözlerimin arkasındayım

HALA bazılarının akıl sır erdiremediği olaylar var.. Hala futbolun çok ama çok basit bir spor olduğunu sananlar var.. Hala 3-4 yıldız isimle ya da büyük bir teknik adamla bütün kupaların kazanılacağını düşünenler var.. Oysa futbol, belki de dünyadaki en karmaşık olgulardan biri..

Sadece ve sadece bir futbol maçının sonucuyla ülkenin en zengin ya da en güçlü insanları üzülürken, sokaktaki simitçi tur atabiliyor.. Sadece önemli bir kupanın kazanılmasıyla bütün ülke savaş kazanmışcasına sokaklara dökülerek sabahlara kadar eğlenebiliyor.. Sadece bir futbol maçında atılan harika bir gol nedeniyle sıradan bir futbolcu bile dünya çapında ün kazanabiliyor..
Futbolun bilinmezliğini, sonuçların asla ve asla tam olarak tahmin edilemeyeceğini kabul etmek gerek.. Bu yazının Dinamo Kiev’e yenilen Beşiktaş’la ya da tarihinin en kötü sezonlarından birini yaşayan Galatasaray’la, Yeni Malatya gibi bir takıma elenen Fenerbahçe’yle ilgisi yok aslında.. Bu yazı yıllardır Türk futbol piyasasını dünya futbol gerçekliğinin dışına itmeye çalışan; ağır, yaşlı, adı olan futbolcular üzerine kurulu bir Türk futbolu yaratanlara..
* * *
Sezon başında Alex’in “olmazsa olmaz” futbolcu olarak görüldüğü, takımın bütün olarak mücadele etmediği sürece Fenerbahçe’nin büyük hedeflere koşamayacağını yazmıştım.. Sezon başında ısrarla Servet, Hakan Balta, Neill, Mustafa Sarp gibi ağır oyunculardan kurulu Galatasaray’ın her hızlı kontrada gol yeme tehlikesinin olduğunu belirtmiştim..
Futbol son 10 yılda çok değişti.. Dünyanın bütün “büyük hedefler peşindeki” takımları, “daha genç, daha çabuk ve daha güçlü” bir ekolün peşinde koşmaya başladı.. Bu oyuncuları izleyen, pazarlayan korkunç bir sektör oluştu.. Bunun farkına varan kulüplerin bazıları (Barça gibi) altyapılarına yatırım yaptı.. Bazıları (Arsenal gibi) kendilerine uygun ülkelerden çok genç yıldızları topladı.. Bazıları da (Real gibi) parlayan yıldızları milyonlarca Euro’ya kadrolarına kattı. Sonuçta dünya futbolu bu takımların elinde.. Şampiyonlar Ligi’ni kazanmak için bu takımlarla mücadele edebilmek için öncelikle onların oluşturduğu kadrolara yakın kadrolar kurmak gerek..
Kimse kalkıp, “O kadar paramız yok” dememeli.. Para her şey değil futbolda.. Gruptan çıktıktan sonra oynayacağınız 7 hedef maçı kazanarak o kupayı kazanabilirsiniz..
* * *
Bunları neden mi yazıyorum? Çünkü ben kısa bir süre sonra bu ülkeden Şampiyonlar Ligi’ni kazanan bir takım çıkacağını biliyorum.. Bu ülkenin Dünya Kupası’nı kazanacak güçte olduğunu biliyorum.. Basketbolda yaptığımızı neden futbolda yapmayalım ki?
Menajerlerin doğrularını seçip, teknik adamların arkasında gerçek anlamda durulduğu sürece futbolumuz ilerleyecek..
Kimse Young Boys’a, Kiev’e takılmasın.. Yaşlı, ağır, deparı olmayan ama milyonlar kazanan isimlerin yerine daha diri ve genç oyuncuları koyun.. Sonuçlar gelecek.. Eski yıldızlarımıza da gereken vefayı gösterelim, kadrolarda tutalım, gerektiği zaman yararlanalım.. Ama asla ve asla takımın temel direği “ağır abi”lerden oluşmasın.. Sonuçlar “ağır” oluyor çünkü!

Stoch koz olmalı

Beşiktaş büyük bir karmaşa içinde.. Detayları anlatmak gereksiz.. Ama takıma bu kadar çok “egosu yüksek” isim alınmasının sıkıntısı yaşanıyor.. Ve bu sıkıntıyı çözmesi gereken kişi olan Schuster kulübede doğru formülleri üretemiyor.. Fenerbahçe toparlandı. Yine de eksik yönleri çok. Oyunun ilk bölümünü çok iyi oynuyorlar.. Rakibe baskı kuruyorlar. Golü buluyorlar. Buna karşın maçı koparacak skoru elde etmede zorlanıyorlar.
İkinci yarıdaki maçlarda temposu daha yükseldiği için ikinci golü bulmayı başardılar. Beşiktaş karşısında Stoch unutulmamalı.. Stoch, Dia ve Niang’lı kadro çok hızlı oynuyor. Belki böyle bir kurgu ilk yarı düşünülmeyebilir. Ancak ikinci yarı rakibin fiziki direnci düştüğü zaman Slovak yıldızdan yararlanılmalı..

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI