"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Sözde münevverden yaka silken, tarihe buyursun

Öyle günlerdeyiz ki; geçmişle hesaplaşma adına 100 yıllık tarihimizin kahramanları, siyasetçileri, entelektüelleri insafsızca bir saldırı altında. Makul biriyseniz, son 10 yılın münazara katliamından kurtulmuş bir eser var karşınızda

Bu pazar günü şöyle bir ruh halindeyseniz:
- Reyting yapmayı ekranda her dakika kavga çıkarmak sananlardan; sakilliği artık kötü bir makyaj gibi akmaya başlayan şamata halindeki tartışma /images/100/0x0/55ea0bf7f018fbb8f866f0adprogramlarından bıkmış; usanmış...
- Yazdığı gazeteyi mevzi, kendisine verilen köşeyi babasının malı sanan; tek mühimmatı olan fikri sabitini oradan her gün mermi gibi sıkanlardan gına gelmiş halde...
- Geçmişle yüzleşmeyi, sadece intikam almaktan ibaret sayan ve tarihi sadece kendi ideolojisine göre yeniden tanzim etme patavatsızlığını her gün tekrar etmekten bıkmayan sözde münevverden yaka silkmiş...
Eğer siz de böyle bir havadaysanız;
Size olağanüstü bir kitaptan, o köşelerde hiç görmeyeceğiniz bölümler aktaracağım.
Tarihçi İlber Ortaylı ile Akşam Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya’nın birlikte hazırladığı ‘Cumhuriyet’in İlk Yüzyılı: 1923-2023’ adlı kitap, herhalde son yıllarda en süratle okuduğum eserdi.
TİMAŞ Yayınevini kutlarım; çok özenli ve rahat okunan bir yayıncılık örneği vermiş.

İNSANLAR ANLIYOR

Kitap çıktığı hafta, D&R’ın en çok satanlar listesinde 2 numaraya oturdu.
Kitabı bitirir bitirmez İlber Ortaylı ve İsmail Küçükkaya’yı arayıp hem kutladım hem de onlara teşekkür ettim.
Öyle günlerde yaşıyoruz ki; geçmişle hesaplaşmak adına 100 yıllık tarihimizin kahraman insanları, siyasetçileri, entelektüelleri insafsızca bir saldırı altında.
Herkes kendi meşrebine göre bir tarih yazıyor; kesiyor biçiyor.
21’nci yüzyılın bu insafsız aydın katliamından kurtulan neredeyse kimse yok…
Eğer siz, bu uzun bıçaklılar gecesine katılanlardan biri değilseniz...
İşte size kimseye kin beslemeden, hakkını vererek bakan mükemmel bir yakın tarih sohbeti…  Makul bir insansanız, yakın tarihimizde kimseye insafsızlık yapmak istemiyorsanız... Tavsiye ederim.
Son 10 yılın münazara katliamından kurtulmuş bir eser var karşınızda…
Diyorum ki; Türkiye, İlber Ortaylı gibi bir tarihçisi olduğu için şanslı bir ülke…
* İlber Ortaylı-İsmail Küçükkaya; ‘Cumhuriyet’in İlk Yüz Yılı; 1923-2023’, Timaş Yayınları, 2012

Sözde münevverden yaka silken, tarihe buyursun

Kasabalılar iş yapmaz dedikodu yapar

Evliya Çelebi’den beri kasabada üretim yoktur. Köylü üretir, köylü tabiatı bilir, toprağı tanır, şehirliyse modern sanayi ve ticari hayatın sorumlusudur.
Ama kasaba böyle şeyleri bilmez ve yapmaz, siyaseti de dedikodudan ibarettir.
Çünkü yapacak fazla işi yoktur.

TÜRK TARİHİNİN İLK INSIDER TRADING OLAYI

“Abdülaziz çok namuslu bir hükümdardır. Saltanatının sonunda moratoryum ilan edileceği zaman Mahmud Nedim Paşa ellerindeki borç senetlerini satmalarını teklif etti.
Birincisi Rusya Sefiri Ignatiev ikincisi Mithad Paşa üçüncüsü de Sultan Abdülaziz’di.
İlk ikisi senetlerini hemen sattı.
Ama Abdülaziz ise “Olur mu böyle şey, param batarsa batar” deyip, satmayı reddetti.

KADIN EĞİTİMİNDE AÇIĞI KAPATMAK İSTEYENLER MUHAFAZAKÂRLARDI

“Bizde gerçek anlamda kadınlara yönelik eğitimin gerilemesi 18’inci asır ortalarında başlamış ve 19’uncu asırda zirveye çıkmıştır.
19’uncu asırda kadın eğitimine yönelik bu açık kapatılmak istendi ve tuhaftır ki bunu yapan muhafazakâr Türklerdi.

ABDÜLHAMİD DÖNEMİNDE JURNAL YAPILMAYAN İKİ YER NERESİYDİ

Abdülhamid sultası zamanında rahatça konuşulabilen, jurnalcilik yapılması beklenmeyen iki yer vardı:
Bir tanesi Padişah’ın elinin altında olan Mabeyn-i Hümayun’daki memurlar; ikincisi de mason locası.

İSTİBDAT MÜSLÜMANLAR İÇİN AYIP BİR ŞEY DEĞİLDİR

Romalılar için diktatoryanın ayıp olmaması gibi, istibdat da Müslümanlar için ayıp bir şey değildir.
Romalılar ciddi bir şey için diktatoryayı savunur ve diktatör tayin ederler. İslam’da da ‘istibdat’ ve ‘müstebit’ beceri barındıran bir tarzdır.

İNÖNÜ ‘BUNLARIN HER BİRİ HIRSIZ’ ANLAYIŞINA SAHİPTİ

Bu tutum yüzünden birtakım fırsatlar kaçırıldı. Ama unutulmasın ki çok talihsiz bir dönemin cumhurbaşkanıdır.
Beşeriyetin o güne kadar görmediği büyük, topyekûn bir harbin, bir felaketin gölgesi ortaya çıktığı zaman cumhurbaşkanı seçilmiştir.
Başbakanlığı da doğuda isyanla başlamıştır. Daha kendini toparlayamaya kalmadan dünya iktisadi buhranı patlamıştır.

ONA “MİLLİ ŞEF” DİYE SALDIRANLARIN UNUTTUĞU ÇOK ÖNEMLİ BİR ŞEY VAR

1946 seçimleri, seçim usulü bakımından çok parlak olmasa da çok partili bir seçimdi ve Meclis de o şekilde oluşmuştu.
“Herkesin saygı duyduğu Kazım Karabekir’in Meclis Başkanlığına getirilmesi CHP’nin de bu havaya uyduğunu gösterir.
İlk CHP Kurultayında İsmet İnönü’nün ‘Milli Şef’ sıfatı kaldırıldı. Daha da önemlisi paşanın ‘değişmez genel başkanlığı’ da kaldırıldı.
 Bu kadar tarihi bir kişilik 1970’lerde partisinin başkanlığından kongredeki seçimle  uzaklaştırılmıştır.

AKŞAM YOKLAMASINDA SOL ELLER HAVAYA KALKINCA BARDAK TAŞTI

Aslında 27 Mayıs, Ordu’nun korktuğu bir şeyin başlangıcı oldu.
“Bundan sonra küçük rütbeliler darbe yapamaz, icap
ederse biz yaparız” mantığı yerleşti.
Türk ordusunun 12 Mart 1971’deki mukabil muhtırası tamamen orduya komünizmin girmesi endişesinden dolayı gerçekleşmiştir.
Askeri mektepteki akşam yoklamasında sol ellerin havaya kalkması üst komuta kademelerinde bardağı taşıran son damla oldu.
1980 olaylarını basit provokasyonlar, intikamlar gibi görmek çok yanlıştır.
Öğretmenler, polisler, doktorlar, ülkedeki herkes ikiye ayrılmış durumdaydı.

MENDERES NEREDE HATA YAPTI DERSENİZ ‘İLAHİ SEÇİM’ DUYGUSU DERİM

Menderes zeki bir adamdır. Nerede hata yaptığına gelirsek, kendisi hakkında çok çabuk hüküm edilen ‘yanılmazlığın ve ilahi seçimin’ gerçekliğine ve devam edeceğine şark toplumlarındaki ekseri politikacılar gibi        inanmasıdır.
İstanbul’un trafik problemini halledeceğim diyerek beş tane Sinan mescidi yıktı. Bu dünyada beş
Sinan mescidi yıkacak şehirli görmüyorum ben.

BUGÜN İNSANLAR DEMİREL’İ ESKİSİNDEN DAHA ÇOK SEVİYOR

Demirel, Cumhuriyet döneminde doğan, Cumhuriyet’in yetiştirdiği en önemli liderlerdendir.
Ulusun cumhurbaşkanı rolünü iyi oynadı. Burada hiçbir kusuru yoktur.
Nitekim bugün insanlar ona eskisinden çok daha fazla sempati duyuyor.
Menderes ve Demirel, Anadolu elitinin ilklerindendir.
Bir nevi Rumeli eğitimi karşısında, Anadolu insanlarının ortaya çıkmasıdır.
Türkiye fakirdi, kıtlık vardı ama garip bir biçimde fırsat eşitliği vardı.

ECEVİT’İN, “BENİM SEÇMENİM MHP’LİDİR” GÖRÜŞÜ VARDI

Ecevit’in 12 Eylül’den sonra “Benim seçmenim MHP’lidir” şeklinde bir görüşü vardı ve isabetliydi. Bunu kapalı  gruplara söyledi ve çok doğru bir teşhisti.
Bunu basit akıllılar gibi, ‘faşizme kayma’ olarak niteleyemeyiz. O seçmen kitlelerine yaklaşma, onları anlamak demektir.

X