Söylediklerine kendi bile güldü

Emre ÖZPEYNİRCİ
02.10.2017 - 00:18 | Son Güncelleme:

BAŞBAKAN Yardımcısı Mehmet Şimşek’in geçtiğimiz hafta ‘İklim Değişikliğiyle Mücadele’ temalı bir forumda söyledikleri belki dikkatinizi çekmiştir. Tam da MTV zamları gündemdeyken Şimşek esprili bir dille otomobilden alınan yüksek vergileri işaret ederek, “Belki sokaktaki vatandaş haklı olarak şikayet ediyor ama biz özellikle fosil yakıtları ve taşıtları çok yüksek vergilendiriyoruz. Dünyada bu anlamda da ön plandayız” yorumunu yaptı.

Yani Sayın Şimşek, bu kadar vergiyi tamamen çevreyi düşünerek aldıklarını açıkça ifade etti. Ama yüzünden kendisinin de buna inanmadığı anlaşılıyordu.Söylediklerine kendi bile güldü
Çünkü ciddi olsa hemen şu 2 soru sorulması gerekir; 

1- Yüksek emisyona sahip zehir saçan hurda araçları trafikten niye çekmiyorsunuz?
2- Madem çevreyi düşünüyorsunuz, o zaman neden emisyona dayalı vergi sistemi getirmiyorsunuz
Şu anda hükümetin çevreye yönelik tek olumlu adımı yüzde 100 elektrikli otomobillere yönelik ÖTV teşviki oldu. Onun da sebebi henüz piyasada yüksek menzile sahip otomobil olmamasından kaynaklandı. Yani 600-700 km menzile sahip fiyatları uygun elektrikli otomobiller piyasada artınca siz bakın o yüzde 3’lük ÖTV aynı kalıyor mu... Bu arada unutmadan madem Sayın Şimşek çevreyi bu kadar düşünüyor o zaman sayıları hızla artan ve emisyon oranları çok daha düşük olan hibrit otomobilleri neden desteklemiyor. Neden hem benzinli hem elektrikli motora sahip bu otomobillerden aynı ÖTV’yi alıyor. Umarım Sayın Şimşek çevreyi gerçekten düşünüyor ve adım adım gelişmiş ülkelerin vergi sistemine bizi götürecektir. Pek inandırıcı gelmiyor ama hayali bile güzel..

YAN SANAYİ İÇİN ALMANYA TEHDİDİ

 EYLÜL ayında Frankfurt’ta düzenlenen otomobil fuarında konuştuğumuz yetkililer Almanya ile yaşanan siyasi kriz sonrasında BMW başta olmak üzere bazı otomotiv üreticilerinin Türkiye’den parça alımını durdurma kararı aldığına ilişkin iddiaları gündeme getirdi. 18 Eylül’de bu köşede bu iddiayı yazdıktan kısa bir süre sonra Fatih Altaylı da yazısında benzer iddialar olduğunu, hatta Türkiye’de üretim yapan Alman bir markanın çalıştığı Türk yan sanayi şirketine fabrikasını başka ülkeye taşımasını aksi takdirde parça alamayacağını söylediğini aktardı.

İşte tüm bu iddiaları Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Alper Kanca’ya sordum. TAYSAD üyelerinin Alman müşterileriyle ve tedarikçileriyle olan iş ilişkilerini ve tüm gündelik iş süreçlerini normal düzeninde devam ettirdiğini kaydeden Kanca şunları söyledi: “Bugün itibariyle, Alman OEM’lerin Türkiye’den parça alımını durması, spekülatif bir söylem gibi duruyor doğrusu. Bugün için bu durum olmasa da, firmalarımızın uzun vadede proje kayıpları yaşaması tehdidi de söz konusu. Alman müşterilerimizin, Türk tedarikçilerden kısa vadede parça alımını azaltması ya da sonlandırması beklenmez; ancak politik gerginliklerin devamı, orta vadede iki ülkenin şirketlerinin de diğer taraf ile sözleşmelerini yenileyip yenilemeyeceğini gündeme getirir. Yeni sipariş verilmesi sırasında gerginliklerin mutlaka yansımaları oluyor. Kurumsal olarak alınmış kararlar olmasa da, şirketlerin karar vericilerinin daha önce sempatiyle bakılmış bir ülkeye yönelik kişisel kırgınlıkları, antipatileri etkili olabiliyor. Aynı şartları sunan iki üretici arasında, daha evvelden bir şekilde tercih edilen Türk tedarikçi, bu gerginlik sebebiyle tercih edilmeyebiliyor. Gerginlik ve karşılıklı ticari kısıtlamalar sadece Türkiye’ye zarar vermez. Ülkeler arasındaki olumsuzluklardan her iki taraf da belli ölçüde etkilenir. Bu sebeple, hem Türk hem de Alman tarafının sakinleşmesi, zararın tek taraflı olmayacağını açıklıkla görmesi gerekiyor. “

Kanca, Altaylı’nın iddiası hakkında ise, “Küresel OEM firmaları, gerek sevkiyatları hızlandırmak gerekse lojistik maliyetleri düşürerek rekabetçiliklerini arttırmak amacıyla, stratejik önemdeki birçok Türk tedarikçisine, önemli üretim tesislerine yakın bölgelerde yatırım yapma çağrısını, dönemsel olarak dile getirir. OEM markaları, maliyet kadar tedarik güvenirliliğine ve sürekliliğine de önem verdiğinden, hesaplamalarında ülke risk faktörünü artırmakta ve bu olumsuzluğun aşılması için tedarikçilerini yurtdışında yatırıma davet edebilmektedir. Yani müşteriler, önemsedikleri ve iş hacmini artırmak istedikleri tedarikçilerini, riski az gördükleri veya daha yakın olmasını arzu ettikleri ülkelere yönlendirmektedirler. Bugün dünyanın her bölgesine ihracat yapan TAYSAD üyelerinden 59’unun, müşterilerinin riski az ve yakın üretim tesisi isteklerine cevap verebilmek için, 5 kıtada 40 ülkede toplam 156 adet tesis yatırımı da bulunmaktadır” cevabını verdi.
Yani Kanca’nın söylediklerinden çıkardığım, Alman firmalar henüz Türkiye’den alımı kesmemiş ama eli kulağında. Türkiye otomotiv sanayi 2016 yılında Almanya’ya 4 milyar dolarlık ihracat yaparken, aynı dönemde Almanya’dan ithalat ise 6.1 milyar dolara çıktı.

 

Etiketler: Mehmet Şimşek


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı