"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Şövalyeler ve pusucular

ÜNİVERSİTELERDE yaptığım konuşmalarda şunu gözlemledim.<br><br>“Yandaş medya” kavramı gençler arasında bayağı tutmuş.

Sorulara şu cevabı veriyorum:
“Demokratik bir ülkede medyanın iktidara yandaş olma hakkı vardır. İsteyen gazete, istediği hükümeti destekler”.
Ancaak...
Demokratik bir ülkede “yandaş” olma hakkı varsa, “muhalif” olma hakkı daha da fazla vardır, olmalıdır.
O nedenle, benim “yandaş” denilen medyadaki arkadaşlara söyleyecek sözüm yok.
İktidar yanlısı olmak istiyorlarsa, buna samimi olarak inanıyorlarsa, en doğal haklarıdır.
Ama “yandaş” denilen medya içinde, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen öyle bir kesim var ki, mesleğimiz adına gerçekten utanç duyuyorum.
Tahmin ettiniz. Gammazları kastediyorum.
Bir süredir eski gazetecilerle sohbet ediyorum.
Acaba 27 Mayıs’tan önce mağdur olmuş, hatta hapse girmiş gazeteciler, Demokrat Partisi yanlısı gazetecileri gammazlamışlar mı? Cadı avı başlatmışlar mı?
Ben bir örneğini göremedim.
Anladığım kadarı ile o dönemde çalışan gazeteciler böyle bir mesleki utançla malul değildir.
12 Mart dönemime baktım.
Orada da yok.
* * *
12 Eylül öncesi ve sonrasına baktım.
Bir tarafta Uğur Mumcu, Ahmet Kahraman, Teoman Erel gibi sol gazeteciler.
Cumhuriyet Gazetesi...
Öteki tarafta Rauf Tamer, Ahmet Kabaklı, Ergun Göze gibi gerçek kalemşorlar.
Kalemle vuruşmuşlar, birbirleriyle polemiğe girmişler, ağır yazılar yazmışlar.
Ama meslektaş gammazlama, patronuna seslenip, “Sen iyisin, onlar kötü. Onları at bizi al” yazıları.
Hayır hiçbirinin alnında böyle bir mesleki utanç yok.
Köprülerin altından ne sular akmış, ne yıllar geçmiş.
Bir kısmı aramızdan ayrılıp gitmiş, geriye mezar taşları kalmış.
Mesleki açıdan hepsinin başı dik.
Sicilde “McCarty’cilik” asla yok.
Hiçbiri öyle bir ayıba tevessül etmemiş.
* * *
Kendi kuşağıma bakıyorum.
Geride fikir mücadeleleriyle, karşılıklı atışmalarla geçmiş 25 yıl var.
Benim kuşağım da böyle bir utançla malul değil.
Hatalarımız olmuş, yanlışlar yapmışız, çamlar devirmişiz.
Ama meslektaş gammazlamak diye bir şey asla yok.
Öyleyse nedir bu karakter?
Neden dün yoktu da bugün var?
Neden dünün gazetecisi şövalyeydi de, bugünkü Çetin Altan’ın dediği gibi “pusucu”?
Bu yeniyetme kalleşlik, gammazlık, bu kadar aşağılara düşüş neden?
Bir Amerikan atasözü vardır.
Birinin gerçek karakterini mi öğrenmek istiyorsun, eline güç ver, hemen öğrenirsin.
İktidar yanlısı olmanın, yandaş olmanın da bir raconu vardır değil mi?
O raconu bilen gazeteci dün de vardı bugün de var.
* * *
Ama gammazlık?
Dün yoktu, bugün türedi.
Niye?
“İktidar sarhoşluğu mu”.
Yoksa kıskançlık, hasetlik, bir türlü aynı seviyeye çıkamama haseti, bir türlü okutacak yazı yazamamak, bedava bile dağıtsa gazeteyi alacak okuyucu bulamamak öfkesi mi?
Bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var. Yakın bir gelecekte Türk basın tarihi yazıldığında, “gammazlara” okkalı bir bölüm ayrılacak.
X