Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Sosyalist ve ilahiyatçı aynı mutfakta

    Gülden AYDIN
    12.07.2001 - 01:33 | Son Güncelleme:

    4. Abant Platformu, 13-15 Temmuz tarihleri arasında toplanıyor. Platformun koordinatörlüğünü üstlenenlerden İslam Felsefesi Profesörü Mehmet Aydın ve sosyalist Profesör Mete Tunçay'la görüştük.

    Platformun gerekçesini, neye hizmet ettiğini, Fethullah Gülen'in bu organizasyondaki rolünü sorduk.

    Abant toplantılarının Türkiye'ye hangi faydayı sağladığını düşündüğünüz için koordinatörlüğünü yapıyorsunuz?

    MA
    : Kafamda hep şu vardı: Biz sanki her şeyi yeterince konuşmuyoruz, çok önemli sorunlarımızı tartışmıyoruz. Ya da kendi aramızda yani aşağı yukarı aynı görüşü paylaşan insanlar bir araya toplanıyorlar ya da öyle düzenleme yapıyoruz ki farklı düşünenler bile sonunda çok da birbirine girmeyen görüşler öbeği halinde kalıyor. Acaba Türkiye'de bu az olan şeye katkıda bulunabilir miyiz, dedik. Gösteriş olsun diye değil, samimi olarak. Türkiye üzerine düşünceleri, endişeleri olan, insan haklarının, demokrasinin, devlet-millet ilişkilerinin durumu nedir gibi konularda ne kadar düşünce varsa, o kadarını temsil eden bir düşünce platformu oluşturamaz mıyız dedik.

    MT: Şimdiye kadar ayrılıklarımız üzerinde konuştuk. Aşağı yukarı aynı kuşağın insanları olarak ortak birçok yönümüz de var. Bunların üzerinde yeteri kadar durulmadı. Bizden sonraki kuşakların daha demokratik, daha insani, daha müreffeh, daha demokratik bir ülkede yaşamaları için neler yapılabilir? Bunu konuştuğumuzda gördük ki farklı ideolojilere sahip görünseler de birçok ortak tarafları var. Biraz da bu tarafları gösterelim.

    DEĞERLERİ BİRLEŞTİRELİM

    Abant toplantısı
    Mete Hoca için ne anlama geliyor?

    MT
    : Eskiden beri yazılı ilişkiyle sözlü ilişki arasında fark olduğu söylenirdi. Mehmet Aydın'la birbirimizin yazılarını okursak tabii etkileniriz ama yüz yüze konuşmanın başka bir sıcaklığı var. Abant bunu yaratıyor. Benim orada siyasi görüşlerim itibariyle çok uzak olduğumu düşündüğüm insanlarla yüz yüze konuştuğum zaman, görüyorum ki benimsediğim değerlerin birçoğunu paylaşıyorlar. O zaman farklara değil, ortaklıklara bakalım ve bunları mümkün olduğu kadar genişletelim. Farklı rivayetler peşindeyiz ama onu aştığımızda değerlerde birleştiğimizi görüyoruz.

    Abant'taki bir avuç aydının ortaklıklarda buluşması topluma ne fayda sağlıyor?

    MA
    : Siyasetle doğrudan uğraşan üç dört kişiden şunu duydum: ‘‘Abant modeline göre bir oluşum.’’

    Aydınların karşılıklı gönül rahatlattığı bir platform mu, toplumda zemin bulan bir platform mu?

    MT
    : Bu konularda acele edilemez. Temel olan tabii ki halkın duyarlıklarının yakalanması, gelişmesi. Abant toplantıları kitap haline geliyor, gazeteciler yazıyor. Hiçbir toplantı bu kadar yankı bulmadı.

    BULAÇ DA VAR AKŞENER DE

    Çok istediğiniz ama gelmesini bir türlü sağlayamadığınız isimler var mı?

    MA
    : Hayır ama mazereti olan hocalarımız gelemedi. Gelmeyi çok isteyenler oluyor ama sayıyı sınırlı tutmak zorunda kalıyoruz. Konuya göre değişen isimler katılıyor toplantıya. Değişmeyen isimler de var.

    Bu sene Abant'a çok zıt görüşlere sahip olduğunuz hangi isimler gelecek?

    MT
    : İlahiyatçılar var; Prof. Hayrettin Karaman gibi. Aynı dili konuşmasak da dostane ilişkiler içindeyiz. Bu sene bir de Meral Akşener gelecek. Soli Özel de var, Ali Bulaç da. Hırant Dink, Muharrem Naci Orhan da katılıyor.

    Abant toplantıları sizde neleri değiştirdi, törpülediğiniz ya da geliştirdiğiniz yanlarınız oldu mu?

    MA:
    Konuşmamızın bu kadar kolay olacağını tahmin etmiyordum. Bu yüzden üzerimde olumlu etkisi oldu. İlahiyat tahsil edenlerin diyaloğa bu kadar açık olduğunu görmek hayranlıkuyandırdı bende. Benim alanım olmayan siyaset ve hukukla ilgili çok önemli şeyler öğrendim. Bilgilerimi yeniledim, geliştirdim.

    FETHULLAH GÜLEN ŞEMSİYESİNE NE DİYORLAR?

    Uzlaşmak ihanet değildir

    Bu toplantının ne başında ne ortasında ne sonunda o isim hiç olmadı, hiç geçmedi. Bahis mevzu olmadı. Fethullah Gülen'e güvenen, sempati duyan insanların bu işin arkasında maddi olarak bulunduğunu hissediyorum. Bu gayet açık bir şey. Ama konuların saptanmasında, insanların çağrılmasında, oradaki tartışmalarda hiçbir zaman Hoca Efendi'nin hoşuna gider-gitmez diye bir şey yapılmadı. Biz böyle bir dedikodudan dolayı geri duracak kadar yüreksiz değiliz. İşi pek bilmeyen ve uzaktan bakanlar, biraz hayret ediyorlar. Oturup anlattığımda hak veriyorlar. Öyle bir gelenekten geliyoruz ki uzlaşma ihanet demek! Uzlaşmanın nefret edilen kavramdan, kabul edilen kavram haline gelmesi, ilginç. Müminler arasında da her türlü siyasi İslamı uzlaşma olarak gören ve ihanet sayan bağnaz küçük azınlık var.

    Abant’ın gizli gündemi yok

    Bana düşünce, yön, istikamet empoze etmek, hiç kimsenin haddi değil. Biz bir hareketin ajanı olarak çalışmıyoruz. Bu memleketin iyiliğine düşündüğümüz konuları başkalarıyla paylaşmak istiyoruz. Bunun arkasında bir şey aramak veballi bir iş. Oraya katılan bütün arkadaşlar adına konuşuyorum. Görünenin, telaffuz edilenin ötesinde başka bir şey yok. Abant, gizli gündemi olmayan bir programdır. Hepimiz çok farklı grupların toplantılarına da katılıyoruz. Cem Vakfı'nın organize ettiği kaç toplantıya katıldım. Pir Sultan Derneği'nin toplantısına da seve seve katılırım. Başka anlaşılırım diye toplantılara katılmayacak mıyız? Dini evveliyattan gelenler için uzlaşma daha kabullenebilir oluyor. Abant'tan sonra yüzüme karşı söylemişlerdi: ‘‘Yahu hocam öyle kozmopolit bir yerde ne işin var senin?’’ Geç öğrendik ama hayat kozmopolit.


    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı