Sosyal politikalar ve ekonomik istikrar

Hürriyet Haber
16.04.2004 - 00:00 | Son Güncelleme:

EKONOMİK istikrar ile sosyal politikalar birbiriyle çelişen kavramlar değillerdir. Sosyal politikalara ağırlık veren bir ekonomik yaklaşım, çok rahat bir biçimde ekonomik istikrara da öncelik verebilir. Bu siyasi bir seçimdir.Siyasi seçimin bir faturası vardır. Sosyal politikaların uygulanmasının maliyeti vergi verenlerce karşılanıyorsa, sorun yoktur. Bir ülke işsizlerine, çalışıyorlarmış gibi bir hayat düzeyi sunabilir. Bir ülkede emekliler, çalıştıkları dönemden çok daha fazla refah içinde yaşayabilirler. Tüm ülke en kapsamlı bir sağlık sigortası ağından ücretsiz yararlanabilir. Vergi ödeyenlerin öncelikleri buysa, sorun yoktur.Sorun, sosyal politikaların vergiler yoluyla değil de, borçlanma ya da para basma yoluyla uygulanmaya çalışılmasıdır. Bu durumda, sosyal politikaların kendileri ekonomi istikrarsızlığın kaynağı olmaktadır. Bu şartlarda, ekonomik istikrarsızlığı yeniden tesis etmek ya da azaltmak, doğal olarak sosyal politikaları sulandırmak ya da azaltmakla olmaktadır.FATURAEkonomik krize girmiş hiçbir ülkede, kamu sektörünün finansman açıkları devletin çok yol yapmasından ya da çok baraj yapmasından kaynaklanmamaktadır. Kriz ülkelerinde kamu sektörü finansman açıkları hep batmış bir sosyal güvenlik sisteminden ve/veya cömert bir işsizlik ve sağlık sigortasından, devam ettirilemeyecek tarım sübvansiyonundan ve işsizlere iş bulmak üzere teşkilatlanmış devletin kadrolarının şişkinliğinden kaynaklanmaktadır. Yani, Türkiye’nin kamu sektörü sorunları neyse, diğer ülkelerde de sorunlar aynıdır. Bu ülkeleri sosyal politikalar batırmıştır.Brezilya, Arjantin, Meksika, Rusya, Güney Asya ülkelerinin iktisadi sorunlarını okuduğunuzda, kendinizi Türkiye ekonomisinin sorunlarını okuduğunuzu sanırsınız.Sosyal politikalar bir devleti ‘devlet’ yapan unsurlardan biridir. Devletin asli görevlerinin en önünde gelen bir konudur. Ama, sosyal politikalar oluşturulurken kaynakların da çok iyi tespit edilmesi gerekir. Yani, ülkeler ‘ayaklarını yorganına göre uzatmak’ durumundadırlar. Bu ilkeye uyulmadığında, yorganın tümünü kaybetmenin riski çok fazladır.Kişi başına milli geliri 30 bin dolara yaklaşan bir İngiltere ile kişi başına geliri 3.500 dolar olan Türkiye’de aynı sağlık yardımı programının olması mümkün değildir. Sosyal politikalar da ülkenin geliriyle ve kaynaklarıyla orantılı olmak zorundadır.Vergi gelirleriyle karşılanmayan sosyal politikalar siyasi çarpıklıklar da yaratmaktadır. Sosyal politikaların maliyetini verdiği vergiler yoluyla ödemediğini düşünen toplum, ekonomik istikrarsızlıklarla çok daha büyük faturalar ödemek durumunda kalmaktadır. Yani, sosyal devlet kavramı bir aldatmaca haline dönüşmektedir.İDEALLERGelişmekte olan ülkelere ekonomi politikaları önerilirken ‘sosyal devlet’ kavramı ile ‘ülkenin kaynakları’ arasındaki ilişki gözden kaçırılmamalıdır. Joseph Stiglitz, ‘Biz Amerikan İdaresi’de sosyal politikaları öne çıkaran yaklaşımları teşvik ederken IMF gelişmekte olan ülkelere büyümeyi ikinci plana atan politikalar öneriyordu’ derken, akademik ideallerle dünya gerçekleri arasındaki uçurumu biraz görmezden gelmektedir.Kriz idaresi ile ekonomik idealler arasında çok büyük uçurumlar vardır.
Etiketler:

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı