Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Sosyal medya ve gençlere dair efsaneler, gerçekler

    Doç. Dr. Selda KOYDEMİR - Bamberg Üniversitesi Psikoloji Bölümü
    25.12.2017 - 09:02 | Son Güncelleme:

    Son yıllarda medyada bilgi kirliliğinin en fazla olduğu konulardan birisi, sosyal medyanın etkileri. Yarattığı olumsuz etkiler, gazete ve televizyonda büyük ve korku uyandırıcı başlıklarla sunuluyor. Özellikle ailelerin zaten var olan kaygı ve korkuları ikiye katlanıyor.

    Çocuğunun gün içinde sosyal medyada uzun süre vakit geçirdiğinden yakınan ebeveynler, kendilerini genellikle çocuklarına ya sosyal medyayı yasaklarken ya kullanımına sınır koyarken ya da onların sosyal medya hesaplarına gizlice bakarken buluyor. Kabul edelim, gençlik demek yeni arkadaşlıklar edinerek onlarla bolca vakit geçirmek, bu sayede belki de aileden biraz uzaklaşabilmek demek. Özellikle kimlik oluşturmanın ön plana çıktığı ergenlik dönemindeki gençler, birey olarak var olmak ve ebeveynlerinden bağımsız olarak kendi görüşlerini duyurmak ister.

    Günümüzde sosyal medya gibi siber âlem platformları, gençlerin gelişimsel ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamaları için eşsiz fırsatlar sunuyor. Öncelikle sosyal medyanın gerçekliğini ve hem gençlerin yaşamındaki hem de kendi yaşamımızdaki önemli yerini kabul etmeliyiz. Peki, sosyal medyanın bir yandan gençler için tehdit oluşturduğu doğru mu? Aileler kaygı duymakta ne kadar haklı? Eğer sosyal medyanın olumsuz etkileri varsa bu konuda ne yapmalı? Bu soruların yanıtlarını merak ediyorsanız, gelin bilimsel çalışmalar ışığında derlediğim birkaç önemli noktaya bakalım.

    GENÇLERİN RUH SAĞLIĞINI BOZUYOR MU?
    Şu an sosyal medyanın gençleri depresyona ittiği, yalnızlığa sürüklediği, onları bağımlı hale getirdiği, empati becerilerini azalttığı veya narsistik eğilimler göstermelerine neden olduğu sonuçlarına varmak için yeterince bilimsel kanıt bulunmadığından emin olabilirsiniz. Bu nedenle yalan yanlış haberlerle korku salmak pek doğru değil. Medyanın ve hatta bazı araştırmacıların en büyük yanlışı, henüz yeterince sağlam araştırmalar yapılmamışken doğrudan bir sonuca varmaları ve bu nedenle yönlendirmelerinin hatalı olması.

    Sosyal medya gençlerin ruh sağlığını bozuyor diyemeyiz ama duygusal yaşamlarına bazı olumsuz etkileri olduğunu da göz ardı edemeyiz. Sosyal medya kullanımıyla depresyon, mutsuzluk, yalnızlık, sosyal açıdan yalıtılmışlık hissi gibi sorunlar arasında bir ilişki var. Ancak önemli olan bu etkilerin ne zaman ve nasıl ortaya çıktığını, kimlerin risk altında olduğunu bilmek. Bir de neden-sonuç ilişkisini iyi kurabilmek gerekiyor. Gençler psikolojik sıkıntılar yaşadıkları için mi sosyal medyaya çok fazla yöneliyorlar yoksa sosyal medya mı psikolojik sıkıntıları doğuruyor? Her ikisinin de mümkün olduğunu bilmek önemli.

    SOSYAL KARŞILAŞTIRMALARA DİKKAT!
    Instagram veya Facebook kullanıyorsanız, siz de başkalarının yaşantılarını, kendileriyle ilgili yaptıkları paylaşımlar sayesinde izliyorsunuzdur. “Hafta sonu dostlarla Boğaz’da kahvaltı keyfi”, “Aşkımla Paris gezisinden” ve benzeri ifadelerle paylaşılan fotoğrafları görüyor, bazılarınız pek bir şey hissetmez veya onların olumlu duygularını paylaşırken bazılarınız kıskançlık duyabiliyor ve kendini kötü hissediyordur. Gençler de arkadaşlarının filtrelenmiş, mükemmele yakın hale getirilmiş fotoğraflarına bakıp kendileriyle karşılaştırmalar yapıyor. Bu tarz karşılaştırmalar bazılarında yetersizlik hissini tetikliyor ve kendileriyle ilgili olumsuz duygu ve düşünceler geliştirmelerine yol açabiliyor. Akranlarıyla yarışabilmek için “en güzel göründükleri” imajlarını paylaşma baskısı hissedebiliyorlar.

    Araştırmalar, gençleri en olumsuz etkileyen sosyal medya araçlarının Instagram ve Snapchat olduğunu, bunu Facebook’un izlediğini gösteriyor. En az olumsuz etkisi olan platform ise Youtube. Gençler akranlarının mutlu yaşamlarından kesitler görüyor: başarılar, pahalı tatiller, zengin bir sosyal yaşam. Kendi yaşamlarına göz attıklarında ise mutsuzluklara, zorluklara, başarısızlıklara, hayal kırıklıklarına odaklanıyorlar. Özellikle başkalarının paylaşımlarını görüp sürekli kıskançlık hissedenler, depresyona zaten eğilimi olanlar, sosyal medyada sıkça - ama özellikle olumsuz içerikli - paylaşım yapanlar, sanal kimliklerini ve sosyal medyada bıraktıkları izlenimleri takıntı haline getirenler, kendileriyle ilgili gerçekçi olmayan olumsuz algılar geliştirenler ve herkesin kendilerinden daha mutlu ve başarılı olduğunu düşünenler depresif belirtiler yaşamaya daha fazla eğilim gösteriyor.

    NE KADAR VE NASIL KULLANILDIĞI ÖNEMLİ
    Eski okul arkadaşlarımızı yeniden bulmak, dünyanın başka yerlerinde yeni arkadaşlar edinmek... Bunlar sosyal medyanın getirdiği müthiş avantajlar. Gençler sosyal medyayı aileleri ve arkadaşlarıyla iletişim kurmak ve bu sayede sosyal destek almak için kullandıklarında duygusal sağlıkları olumlu etkileniyor. Fakat sosyal medyanın özellikle arkadaşlar ve aile dışındaki insanlarla aşırı kullanımı, var olan aile ve arkadaş ilişkilerini zayıflatabildiği için, yalnızlık hissine neden olabiliyor. Ayrıca sosyal medya nedeniyle gençlerin gerçek yaşamdaki yüz yüze ilişkilerindeki iletişim ve etkileşimleri azalmış ve sosyal medyadaki iletişim gerçek yaşamdaki iletişimin yerini almaya başlamışsa, sosyal medya kullanımları duygusal ve sosyal yaşamları için bir tehdit oluşturabilir.

    Gençlerin psikolojik sağlığını etkileyen faktörlerden birisi de, birden fazla sosyal medya platformunun aşırı kullanımı. Örneğin; 7 ile 11 farklı sosyal medya platformu kullanan gençler, 1 veya 2 platform kullananlara göre 7 kat daha fazla depresyon riski taşıyor. Çünkü gençler her bir platformun getirdiği farklı beklentilere ya da kurallara uymaya çalışırken dikkatleri dağılabiliyor. Sosyal medyanın ne kadar kullanıldığı da önemli bir faktör. Örneğin; sosyal medyayı günde 2 saatten fazla kullanan gençlerin sosyal açıdan soyutlanmış hissetme riski, sosyal medyayı günde 30 dakika veya daha az kullananlardan 2 kat daha fazla. Kısacası sosyal medyanın varlığı değil, onu nasıl ve ne kadar kullandığımız önemli.

    OLUMSUZ DENEYİMLERİN ETKİSİ BÜYÜK
    Bir başka etkense sosyal medyada yaşanan olumsuz deneyimler. Bu deneyimler, ne sıklıkta yaşandığına, büyüklüğüne ve gencin hassasiyetine göre kaygı ve depresyon riskini belli derecede artırabilir. Örneğin; gençlerin sosyal medyada zorbalığa maruz kalmaları, paylaşımlarıyla ilgili sürekli olumsuz tepkiler almaları, yeterince tatmin edici arkadaşlıklar edinememeleri, bir arkadaş grubu tarafından reddedilmeleri, arkadaşlarla sürekli çatışma içinde olmaları gibi olumsuz deneyimler, gençlerin duygusal yaşamlarına zarar verebiliyor ve depresif belirtileri artırabiliyor. Bu olumsuz etkiler, özellikle içinde bulunduğu durumun neden ve sonuçlarını sürekli olarak düşünen, ancak çözmek için harekete geçmeyen gençlerde daha fazla görülebiliyor. Buna karşın sosyal medyada olumlu duygular yaşatan deneyimler ve başkalarıyla kurulan bağlar, gençlerin duygusal yaşamını olumlu etkiliyor.

    KÖTÜLEMEK, YASAKLAMAK ÇÖZÜM DEĞİL
    Sosyal medyayı kötülemek, tamamen yasaklamak ve çocukları o platformlardan uzak tutmak kesinlikle bir çözüm değil. Böyle bir yaklaşım çocukların duygu ve düşüncelerini önemsememek ve sosyal medyanın getireceği faydaları çöpe atmak demek. Yapılması gereken şey, çocukların sosyal medyanın -olumlu ve olumsuz- her yönüyle nasıl başa çıkabileceğini öğrenmesi, bunun için gerekli becerileri kazanması ve kendileriyle ilgili farkındalıklarının artmasına yardımcı olmak.

    Bu konuda fayda sağlayabileceğiniz birkaç öneri:
    - Sosyal medya kullanımının çocuğunuza zarar verip vermediğini anlamaya çalışın. Bunun en iyi yolu, doğrudan çocuğunuzla konuşarak ihtiyaçlarını ve alışkanlıklarını öğrenmeye çalışmak. Size dürüst olmayacaklarını veya açılmayacaklarını düşünüyor olabilirsiniz; ancak çocuğunuzla hiç iletişime girmemek, onu daha fazla yalnızlık hissine itebilir ve uzaklaştırabilir. Onlarla açık bir iletişim kurmazsanız, herhangi bir sorun yaşadıklarında sosyal medyayı yasaklayacağınız veya telefon gibi araçları ellerinden alacağınız korkusuyla size gelmeyeceklerdir. Anlayışlı ve sabırlı olun.

    - Zaman zaman teknolojiden uzaklaşarak birlikte yapabileceğiniz veya kendi başlarına yapabilecekleri etkinlikler için onları teşvik edin, seçenekler sunun.

    - Sosyal medyayı günde ne kadar kullandıklarını gözlemelerini ve not etmelerini isteyin. Yaşadıkları deneyimlerine dair hislerini yazmalarını da isteyebilirsiniz. Bu gözlemlerin, sosyal medyanın onları nasıl etkilediği konusunda yardımcı olacağı için önemli olduğu mesajını verin. Şayet aşırı kullandıkları sonucunu edinirseniz, onlarla kullanım süresiyle ilgili küçük bir anlaşma yapmaya, bir orta yol bulmaya çalışın.

    FAYDALI HALE GETİRMELERİ İÇİN TEŞVİK EDİN
    - Çocuğunuzun dijital ortamdaki eylemlerinin sonuçlarını anlaması, kendisini doğru ifade edebilme ve başkalarının paylaşımlarını eleştirel bir şekilde değerlendirme becerileri kazanmasına yardımcı olmak için adımlar atın.

    - Çocuğunuzun sosyal medyadaki görünüşüyle ilgili sürekli kaygı duyması ve bunu takıntı haline getirmesi halinde bu eğiliminin farkına varmasına yardımcı olun ve sosyal medyada geçirdikleri zamanı kendilerine fayda sağlayacak şekilde kullanmaları için onu teşvik edin.

    - Kendilerine verdikleri değerin sosyal medyadaki imajlarıyla ilişkili olup olmadığını anlamaya çalışın. Bu değerin farklı yollarla gelişmesine (örneğin; yaşamdaki hedefleri, olumlu yönleri, yaşama bakış açıları, zorluklarla mücadele gibi) yardımcı olun.

    - Konuyla ilgili medyada okuduğunuz her habere inanmayın. Daha önce söylediğim gibi, bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar henüz yeterli değil ve kesin sonuçlara varmak da doğru olmaz. Değerlendirme yaparken bunu göz önüne almaya çalışın. Doğru ve uygun miktarda kullanıldığında hem genel olarak internet, hem sosyal medya, insan ilişkilerini güçlendiriyor, duygusal destek sağlıyor, gençlere kendini ifade etme olanağı sağlıyor. Ayrıca sosyal medya aracılığıyla biz uzmanlar gençlere bazı becerilerini geliştirmelerine yardım eden programlar ulaştırmaya ve psikolojik sağlıklarını desteklemeye çalışıyoruz. Bu nedenle gençlerin sosyal medyayı kendileri için en faydalı şekilde kullanmaları için onlara destek olmamız, ancak her gencin ihtiyaçlarının ve baş etme tarzlarının farklı olduğunu da unutmamamız gerekiyor.

    Detaylar için bazı kaynaklar:
    Banjanin N., Banjanin N., Dimitrijevic I., & Pantic I. (2015). Relationship between internet use and depression: focus on physiological mood oscillations, social networking and online addictive behavior. Comput Human Behav, 43, 308–312.

    Davila J., Hershenberg R., Feinstein B.A., Gorman K., Bhatia V., & Starr L.R. (2012). Frequency and quality of social networking among young adults: associations with depressive symptoms, rumination, and corumination. Psychol Pop Media Cult, 1, 72–86.

    Lup K., Trub L., & Rosenthal L. (2015). Instagram #instasad?: exploring associations among instagram use, depressive symptoms, negative social comparison, and strangers followed. Cyberpsychol Behav Soc Netw. 18(5), 247–52.

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı