Dünya Haberleri

DÜNYA

    Sosyal adalet

    Hürriyet Haber
    24.06.2017 - 11:08 | Son Güncelleme: 24.06.2017 - 11:08

    İngiltere’de İşçi Parti’nin (Labour Party) lideri Jeremy Corbyn, sosyal adalet ağırlıklı programı sayesinde, oylarını artırmayı hedefleyen ve bu yüzden de erken seçime giden Muhafazakar Parti’nin (Conservative Party) Genel Başkanı ve Başbakan Theresa May’i beklenmedik bir hezimete uğrattı.

    Sosyal adalet“For the many, not the feu” (çoğunluk için, azınlık için değil) sloganıyla yollara düşerek, yüksek gelirlilerden daha fazla vergi alacakları, işletme versini artıracakları, elektrik ve su fiyatlarını kesinlikle artırmayacakları, Demir Yolları’nı devletleştireceklerini, yeni işyeri yaratılması için yatırımları artıracakları, eğitime daha fazla yatırım yapacakları ve eğitim harçlarını kaldıracakları vaadinde bulunan Jeremy Corbyn, sosyal adalet politikasıyla Theresa May’in tüm hesaplarını altüst etti.
    Tabii bu durum Almanya’da Sosyal Demokrat Parti’yi (SPD) de cesaretlendirdi.
    “Sosyal adalet” söylemiyle SPD’nin başına geçen Avrupa Parlamentosu eski Başkanı ve partinin Başbakan adayı Martin Schulz, bu ilkeyi yeniden gündeme taşıdı.
    Aslında sosyal adalet bir işçi partisi olarak bilinen SPD’nin temel ilkelerinin başında gelmektedir.
    Nitekim İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 23 Mayıs 1949 tarihinde Alman Anayasası’nın kabulüyle resmen kurulan Almanya Federal Cumhuriyeti’nde, kökeni 1860’lı yallara kadar uzanan SPD, sosyal adalet ilkesine hep sahip çıkmıştır.
    Bu sayede de özellikle işçi sınıfının desteğini almıştır.
    1949 yılında 750 bine yakın üyesi olan SPD’nin üye sayısı 1977 yılında bir milyon sınırını aşmıştır.
    1990-2008 yılları arasında 400 binden fazla üye kaybeden SPD’nin şu andaki üye sayısı 450 bin civarındadır.

    *
    İngiltere’de İşçi Partisi özellikle genç seçmenler sayesinde oy oranını artırırken, üye profiline bakıldığında SPD üyelerinin sadece yüzde 6’sının 29 yaşın altında olduğu görülmektedir.
    60 yaşın üzerindeki üye oranı ise yüzde 44’ü bulmaktadır.
    İşte SPD hem dar ve orta gelirlilerin hem gençlerin desteğini yeniden kazanmak için harekete geçti.
    Tabii yüksek gelirlileri küstürmemeye de özen göstererek.
    SPD’nin 24 Eylül’de yapılacak seçim programında iki Almanya’nın birleşmesinin getirdiği parasal yükün finanse edilmesi için 1990’lı yıllardan beri alınmakta olan Dayanışma Vergisi’den 2020 yılı itibariyle dar gelirlilerin muaf tutulması yer aldı.
    Şu anda yılda 54 bin Euro’nun üzerinde olanlar için vergi tavanı yüzde 42 olduğu halde, bunun yılda 60 bin Euro’nun üzerinde kazananlar için uygulanması da.
    Bu sayede çalışanların vergi yükünün yılda 2 milyar euro azalacağı da ilan edildi.
    Ancak bunun finanse edilmesi için yılda 76 bin 200 Euro’dan fazla kazanalar için vergi tavanının yüzde 42’den yüzde 45’e yükseltilmesi de programda yer aldı.
    Tabii zenginler vergisi de ihmal edilmedi.
    SPD’nin programında, yıllık gelirleri 250 bin Euro’nun üzerinde olanlardan yüzde 48 oranında zengin vergisi alınması da öngörüldü.
    Çocuk yuvalarının ücretsiz olması da.
    Nesiller arası dayanışmanın artırılması için gençlerin geleceğine daha fazla yatırım yapılması da.

    *
    Evet, SPD seçimleri kazanıp iktidara gelmesi halinde, önümüzdeki yıllarda eğitim, enerji ve altyapı projeleri için toplam 30 milyar Euro yatırım planlıyor.
    Tabii bu sosyal adalet programıyla Martin Schulz, SPD’nin 2005 yılında kaybettiği başbakanlık koltuğunu yeniden ele geçirmeyi de hedefliyor.
    Ama şu andaki kamuoyu yoklamalarına bakıldığında bunun mümkün olmayacağı da açık bir biçimde görülmektedir.
    Ancak yine de “Asla, asla deme” (Sag niemals nie) söylemi de hiçbir zaman unutulmamalıdır.

     

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı