Sorunlar bitmeyecek

YARIN başlayacak CHP Kurultayı öncesinde AKP’den belediye başkanı seçilen ve 10 Temmuz 2007’den bu yana görevini bağımsız olarak sürdüren Aydın Belediye Başkanı İlhami Ortekin’in partiye katılması için girişmeler hızlandı. Ortekin’in, siyasete 1960’larda CHP Gençlik Kolları’nda başladığı ve Baykal’ın hemşerisi olduğu biliniyor.

Baykal’ın listesinde ikinci sırada ise Kars’ın AKP’li Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu bulunuyor. Kars’ta ’sosyal demokrat belediyecilik’ adına önemli projeler üreten Alibeyoğlu’nun transferi için temasları, hemşerisi CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin yürütüyor. Baykal’ın görüştüğü isimler arasında AKP’nin Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ın da bulunduğu ileri sürülüyor. Ancak Adana’daki parti çevrelerinde "Aytaç Durak’a adaylık teklifi yapılmaz, çünkü o yaptığı anketlere göre partisini belirler" diye konuşuluyor.

Baykal’ın yaklaşan yerel seçimler kapsamında başlattığı ’aday taraması’ çalışmaları kapsamında gündeminde ’Yeni Demokrasi Hareketi’ genel başkanlığıyla bir dönem siyaset sahnesinde yer alan işadamı Cem Boyner de bulunuyor. CHP’nin, Mustafa Sarıgül’ü ’ürkütmek’ için önce Şişli adayı olarak ismini ortaya attığı Boyner’i, şimdi İstanbul Büyükşehir adaylığı için düşündüğü belirtiliyor.

CHP’nin yarın başlayacak kurultayını Deniz Baykal ve ekibinin kazanacağına kesin gözle bakılıyor.

Şu ana kadar ortaya çıkan tablo da, Baykal’ın işaret edildiğini gösteriyor.

Haluk Koç’un güçlü bir kadro oluşturamaması, Umut Oran’ın da geç çıkış yapması karşısında, Baykal’ın yine ’tek adam’ olarak liderliğini koruyacağına kesin gözle bakılıyor.

Önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimlerin olası bir CHP başarısızlığı ile sonuçlanması halinde, CHP’nin yeni bir kurultay hesaplaşmasına gideceği de düşünülüyor.

CHP kurultaydan sonra bazı stratejiler uygulayacak mı?

DSP ne olacak?

CHP merkez yönetimi de bu olasılığa karşı genel seçimlerde DSP ile yapılan işbirliğine benzer bir açılım tartışmasını yürütüyor.

PARTİDEN KOPANLAR

CHP’
den geçmiş dönemlerde kopan ve kamuoyunun yakından tanıdığı pek çok isimle yerel seçim amaçlı temas kurulması, hatta bunların partiye davet edilmesi düşünülüyor.

Eski Çankaya Belediye Başkanı Doğan Taşdelen’in CHP’ye geri dönecekler arasında adı geçiyor.

CHP’ye geçmesi beklenen belediye başkanları şunlar:

Karadeniz Ereğlisi (ANAP’tan istifa edip milletvekili adayı olmuştu), Ordu’nun Yeşilce Belde Belediye Başkanı, Çatalca Belediye Başkanı (asker kökenli, ANAP’tan AKP’ye geçmişti).

Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün durumunun henüz belirsizliğini koruduğu söylenirken, CHP’ye alınan Gürpınar Belediye Başkanı Velittin Küçük’ün transferinin arkasında neler döndüğünün bazı partililerce araştırıldığı yolunda söylentiler dikkat çekiyor.

CHP’ye geri dönmek isteyenlere karşı genel merkezdeki bazı yöneticilerin ’soğuk’ davranmasına karşılık ’kapıda’ bekleyenler, "Kimsenin hovardalık yapmaya hakkı yok, hele CHP’nin" diyorlar.

Asıl kavga Sav ile Erdem arasında

KURULTAY kulislerinde ilginç değerlendirmeler yapılıyor.

Bir iddiaya göre... Eşref Erdem ve ekibinin kurultayın ardından partiden ayrılması ya da mevcut yönetime zorluk çıkartacak bir harekette bulunması beklenmiyor. Aksine Eşref Erdem ve ekibi, Önder Sav’ı çizdirmeyi başarırsa, pazartesi gününden itibaren Baykal’la aralarında olduğu söylenen ve aslında olmayan tüm çelişkileri bir kenara bırakıp, Baykal’la yola devam etmeye hazırlar. Ki çizik operasyonunun gerçekleşmemesi halinde de takınılacak tavrı "Parti için çalışmaya devam" sözleriyle özetliyorlar.

Ancak bu tavır, partililik bilinciyle alakalı bir durum değil, aksine bu da Baykal’a "Sizinle çalışmaya hazırız" mesajından başka bir şey değil. Ve tüm hesaplar aslında yerel seçimler sonrasında oluşacak yeni parti içi tartışmada daha öncü bir rol edinme kavgası olarak nitelendirilebilir.

Polis Şûrası’nda terfilere dikkat

POLİSİN içindeki Fethullahçı yapılanma artık herkesin bildiği bir olgu... Herkes onlardan korkuyor! Özellikle, İstihbarat, Organize Şube ve Terörle Mücadele şubelerinin tamamen Fethullahçılar’ın denetiminde olduğu söylenebilir. F. Gülenciler’in ne kadar etkili olduğunu anlatmak için Hrant Dink cinayeti ile müfettişler ve dolayısıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yönelik soruşturmalara bakılırsa bağlantı kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Neyse konu bu değil.

Polis Şûrası’nın gelecek toplantısına bakalım. Anımsayanlar bilir... 1986 yılında F. Gülenciler’in baskısıyla Turgut Özal lise ve üniversite mezunlarına doğrudan Polis Koleji’ne girme imkánı tanıdı. Bunlara Emniyet içinde ’özel sınıf’ deniliyor. Hepsinin Fethullahçı olduğu herkes tarafından biliniyor.

O yıl koleje giren cemaatin çocukları, dokuz aylık eğitimden sonra göreve başladılar. Hem de üst rütbeden...

Bu kişiler Anayasa Mahkemesi’nin Dışişleri mensupları için verdiği bir karardan yararlanarak askerlik sürelerini rütbelerine de saydırmayı başardılar. Ve bugün o gençler, polis teşkilatının en önemli şubelerinde Daire Başkan Yardımcılığı rütbesine kadar çıktılar.

Şimdi sıra Daire Başkanı olmalarına geldi.

Ama bunun için küçük bir pürüz var. Polis Şûrası kararı ile II. sınıf emniyet amirinin I. sınıfa çıkması için dört yıl beklemesi gerekiyor.

Gelenekler böyle...

Fakat ’özel sınıf’ polislerin bekleme süresi üç yılını doldurdu. Yani geleneklere göre bir yıl daha beklemeleri gerekiyor. Ancak Polis Şûrası, dört yıllık bekleme süresini dikkate alarak atamaları onaylıyor.

Ama ’özel sınıfın’ acelesi var.

Özel sınıf’ öğrencileri, siyasiler nezdinde girişimlerde bulunuyor ve gelenekleri bir kenara bırakıp üç yıl bekleme süresinin yeterli olduğuna ikna etmeye çalışıyorlar.

Başbakan’a kadar rahatlıkla ulaşan ’özel sınıf’ öğrencileri İçişleri Bakanı’na, oradan da şûra üyelerine etki edebiliyorlar.

Sonuçta istediklerini elde ederlerse sayıları 100’ü geçen ’özel sınıf’ polisler, birinci sınıf emniyet amiri olacaklar. Böylece hepsine Daire Başkanlığı yolu da açılmış olacak. Böylece zaten kilit noktalardaki başkan yardımcılıkları yerine etkili konuma gelecekler.
Yazarın Tüm Yazıları