Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sorulmayan hesap kırılmaya yol açıyor

YİNE aynı karakol, yine Bayraktepe, yine aynı saldırı, aynı sonuç ve aynı açıklamalar.<br><br>Bir şeyi bin defa tekrarlarsanız anlamı kalmaz. İfadesizleşmeye başlar.

İstediğiniz kadar sert söyleyin, yüksek sesle, kararlı bir şekilde, eğer durumu değiştirecek bir şey yoksa içinde nafile.

Ne sakıncası var demeden önce, toplum içindeki ayrımcı duyguların neden kaynamaya başladığını anlamaya çalışın.

Yöneticilere güvenini kaybedenlerin arayışının tehlikesini fark edin.

Yöneticilerden hesap sorma anlayışının gelişmediği, demokrasi kültürünün yerleşmediği yerlerde insanların birbilerinden hesap sormaya başlamaları bir ilk değil.

Sonuçlarının yol açtığı felaketler de sır değil.

* * *

SINIR
ötesi operasyon, Irak ile işbirliği, ABD ile teröre karşı istihbarat alışverişi. Hani her şey değişecekti?

Ne kadar başarılı girişimler olursa olsun, bir büyük acı hepsini silmeye yetiyor toplumun vicdanında. On tanesinde başarı sağlandı, biri de başarısız olsun diyemiyor insan hayatına kor düştüğünde.

Yapılması gerekenlerin yerine getiriliyor olması, güvende hissettirmeye yetmiyor.

Bu durumu sona erdirecek ciddi, köklü siyasi bir proje üzerinde çalışılıyor mu?

Hatalar masaya serilip, nasıl düzeltileceği üzerinde derin bir biçimde düşünülüyor mu?

Yanlış nerede diye hem siyasi hem askeri açıdan şeffaf bir anlayışla yaklaşılıyor mu?

Böyle ciddi bir kararın konuşulup konuşulmadığını hissedebiliyor insan.

Hissetmediğinde bütün açıklamalar, vaatler, meydan okumalar boş geliyor.

* * *

BU
savaş Türkiye’nin en önemli sorunu bugün. AKP Hükümeti, iç ve dış boyutlarıyla bu sorun ile uğraşma sözü verdi.

Hükümet ne yazık ki içeride bu mesele yerine gündeminin ilk sırasına yerel seçimleri oturttu.

(Belki de çözüm paketini güneydoğuda yerel yönetimlerden başlatmayı düşünüyor bazı çevreler).

Ama bu kalıcı bir çözümün ekseni olamaz.

Ne yazık ki DTP’lilerin Meclis’te bulunmaları da pek bir şeyi değiştirmedi. İnsanların birbirlerini dinlemeye niyeti olmadıktan, birbirlerini anlamaya çalıştıklarına güvenleri kalmadıktan sonra temsilcilerin bir arada bulunmasının da faydası yok.

Şimdi her saldırıdan sonra, her şehit namazının ardından yaptıkları "üzgünüz" açıklamaları da, diğer bütün açıklamalar gibi anlamsızlaştı. Beş kuruşluk etkileri kalmadı.

Böyle bir olaydan sonra herkes kimin ne söyleyeceğini biliyor artık.

Açıklamalara alıştık. Acıya, yoksunlaştırılmaya alışamıyor insan.

Kırılma da burada başlıyor.

* * *

HÜKÜMET
bu sorunun dış boyutu konusunda daha cesur davrandı. Talabani ile ilişkiler düzeldi, Barzani Yönetimi’ne açılımlar yapıldı. Cumhurbaşkanı Gül, New York’ta görüştüğü Irak Devlet Başkanı Talabani’ye Bağdat’ı ziyaret sözü verdi.

Bunlar olumlu adımlardı, ama içeride geç kalındıkça dışarıdaki açılımlar da gölgelendi.

Türkiye’nin enerjisini çok kötü biçimde emen bu savaş, iç ve dış unsurlarıyla birlikte değerlendirilmedikçe köklü bir vizyon oluşturmak mümkün değil.

Vizyonu oluşturmak da yeterli değil, önemli olan onu halka anlatacak siyasi sorumluluğu üstlenmeye hazır olmak. Sadece iktidar için değil, aynı şey bu ülkede ben siyaset yapıyorum diyen herkes için geçerli.

Bu, hiçbir siyasi rekabete, çekişmeye, didişmeye gelmeyecek kadar can alıcı bir konu. Bu topraklar üzerinde yaşayanların, hepimizin ölüm kalım meselesi.
X