Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Soru ve cevaplar

Æ Soru: "Daha önce işten çıkarıldığım işyeri için işe iade davası açtım ve kazandım.

İşe başlatmadılar, ama dört ay için ücret ve tazminat ödediler. Diğer taraftan İŞKUR’dan da bu sürede işsizlik ödeneği aldım. Şimdi İŞKUR 4 aylık işsizlik ödeneğini benden geri istiyor. Ne yapmalıyım?" Æ O. TAN

Otuz ve üzeri işçi çalıştırılan işyerlerinde, belirsiz iş sözleşmesi ile çalıştırılan ve en az 6 aylık kıdemi olan işçi işveren tarafından işten çıkarılırken, o işçinin yetersizliğinden, davranışlarından ve işin, işletmenin, işyerinin gereklerinden kaynaklanan "Geçerli bir sebebe" dayanılması gerekmektedir. Eğer bu nitelikte bir sebep yok ise, işveren işçiyi işten çıkaramayacaktır ya da işe geri alacaktır.

Şüphesiz bunlar hukuki süreç içerisinde kesinlik kazanmaktadır. İşten çıkarılan işçi, geçerli bir sebep olmaksızın işten çıkarıldığını düşünüyor ise, bir ay içinde iş mahkemesine başvuracak ve işe iadesini talep edecek.

Mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde; işçi 10 gün içinde işverene başvurarak işe başlatılmasını isteyecek, işveren de bir ay içinde işçiyi işe başlatacak.

İşçi 10 gün içinde başvurmaz ise, mahkeme lehine sonuçlansa bile hakkını alamaz. İşveren de bir ay içinde işçiyi işe geri başlatmaz ise tazminat ödeme yükümlülüğü ile karşı karşıya kalır.

İşe iadesine karar verilen işçisini işe başlatmayan işverenin ödeyeceği tazminatı da mahkeme belirleyecektir. Bu tutar aldığı ücretin en az 4 en çok 8 katı tutarında olacaktır. Belirtelim ki, işveren işçiyi ister işe geri başlatsın isterse başlatmasın bir de 4 aya kadar boşta geçen ücretlerini de ödeyecektir.

Sorudan anlaşılan bütün bu ödemelerin yapıldığıdır. Okurumuz bir de koşullarını taşıdığı için İŞKUR’da işsizlik ödeneği almıştır. İŞKUR ise yukarıdaki ödemeleri gerekçe göstererek verdiği ödeneğin 4 aya tekabül eden kısmını geri istemektedir.

Bize göre İŞKUR’un bu yaptığı işlem hukuku değildir. Zira yasal bir hakkın kullanımı diğer bir yasal hakkı ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla, böyle bir kesinti yapılması/borç çıkarılması halinde mahkemeden hakkınızı alabilirsiniz.

Bu durumda yararlanabilmeniz için örnek bir yerel mahkeme karar sayısına yer veriyorum:

Adana 4. İş Mahkemesi, 16.06.2009 tarihli, E: 2008/320, K: 2009/419

Æ Soru: "1981-1995 yılları arasında vergi mükellefiyeti olan ancak hiç Bağ kur kaydı yaptırmamış bir kişi bu süreleri ne şekilde borçlanabilir.?"

Æ B.ÇELEBİ


En başta söyleyelim, artık bu süreler borçlanılamaz. Zira, daha önce böyle bir hak tanınmıştı. O da 2003 yılında sona erdi. Şu anda sadece 01.10.2008 tarihinden sonraki vergi kaydına tabi süreler sigortalılıktan sayılmaktadır.

İzmir SGK kıdem tazminatı yazısı vermiyor(muş)!...

GEÇEN hafta yazdık; sadece emekli olanlar değil, emeklilik için aranan şartlardan sigortalılık süresi ile gün sayısını doldurmakla birlikte yaş şartının gerçekleşmesini bekleyenler de 1999 yılından beri kıdem tazminatını hak etmekteler. Sorun, SGK tarafından bu yönde verilen yazıda. SGK Konak Sosyal Güvenlik Merkezi’nde bu işe bakan şef memur "ben kesinlikle bu yazıyı vermem" diyormuş...

Neresini düzelteceğiz ki, bu yanlışların...

TBMM kanun yapmış, SGK Başkanlığı talimatlar yazıp müdürlüklerine göndermiş. Bunların hiç önemi yok... Demek ki, doğrudan ilgili memura yönelik bir kanuni düzenleme lazım. Bu ekonomik kriz döneminde hak kaybına uğramak istemeyen çalışanlarımıza gerekli kolaylığı kurumlarımız göstermeli, hakları olan işlemleri geciktirmeden yapmalıdır. Aksi halde "reform" denilen şey vatandaşımız tarafından "deform" diye algılanmaktadır.
X