Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sordum sarı mankene dedi annem hakemdir

Türk medyasının mankenlere, fotomodellere her fırsatta magazin dışı sorular sorup, cevaplarını yayınlaması neyse, batı medyasının da <B>Orhan Pamuk</B>’a her fırsatta edebiyat dışı konularda sorular sorup, cevaplarını yayınlaması aynı şey.

15-16 sene önce İstanbul, Arnavutköy’de birkaç arkadaşımla birlikte, o dönemde çok popüler olan bir bar açmıştık. Adı Egoist’ti, şimdi yerinde Eylülist var. Özellikle mankenlerin, fotomodellerin ve İstanbul’da yaşayan yabancıların dadandığı bir bardı. Medya dünyasının renklendiği ve çeşitlendiği yıllar da aynı döneme rastlıyordu. Sayıları hızla artan televizyon kanalları, sohbet programlarına çıkartacak isim bulmakta zorlanmaya başlayınca mankenlerden medet ummaya başlamıştı.

Hoş ve boş dünyalarına yakından tanık olduğum isimlerin konuk edildikleri programlardaki tartışma konularını şaşkınlıkla izliyordum.

Aradan yıllar geçmesine rağmen, aynı eğilim devam ediyor. Mankenleri kırpıp kırpıp televizyon oyuncusu, sinema yıldızı, sunucu, şarkıcı yaptığımız yetmiyormuş gibi her konuda değerli fikirlerine de başvuruyoruz.

Mankenler kesmedi şimdi de hakem eskilerinden medet ummaya başladık. Üstelik sadece medya olarak değil koca Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak. Vatan gazetesinin haberine göre hormonlu ve genetiği değiştirilmiş ürünlerin kansere yol açıp açmadığını araştıran TBMM, bu konuda eski futbol hakemi, kabzımal ve futbol yorumcusu Erman Toroğlu’nun görüşlerine başvurmuş.

Erman Toroğlu milletvekillerini ‘ABD, Vietnam Savaşı sırasında çalıları yok etmek için dioksin diye bir madde kullanmış. Sonra bakmış ki kendi askerleri de kanser oluyor. Bugün Türkiye’de, Çin ve İsrail’den geldiği söylenen dioksin kullanılıyor. Toprağa, oradan suya ve denize karışıyor’ diyerek aydınlatmış.

Toroğlu’nun konuşmasının en tehlikeli yanı kısmen doğru bilgiler içermesi. Örneğin ABD’nin Vietnam Savaşı sırasında çalıları yok etmek için zehirli bir madde kullandığı doğru. Ancak bu madde dioksin değil, ‘Agent Orange’. Dioksin, bu maddenin kullanılmasıyla ortaya çıkan bir atık. Dioksin’in kanserojen olduğu da doğru. Ancak dioksin, Toroğlu’nun iddia ettiği gibi üretimi yapılan bir madde değil. Bazı endüstriyel işlemler sonucunda ortaya çıkan, çevre kirliliğine yol açan çeşitli atıklara verilen ortak isim... Dioksinin besin yoluyla insanlara geçtiği de doğru ama TBMM araştırmasının konusu olan sebze ve meyvelerle değil, hayvansal ürünlerin tüketimiyle geçiyor.

Ama kabahat tabii ki Erman Toroğlu’nda değil. Sormuşlar, cevap veriyor. Kabahat ne mankenlerde, ne fotomodellerde, ne de en sevdiğim ‘çok satan’ kitap yazarı Orhan Pamuk’ta...

Mankenler, fotomodeller, kabzımallar kendi alanları dışında sorular sorulduğunda nasıl çuvallıyorsa, Orhan Pamuk da edebiyat dışı sorular karşısında aynı şekilde çuvallıyor. Mazur görüp, sorumluluğu soruları yöneltenlerde görmek gerek.

İstanbul’a modern sanat yağıyor

İstanbul sanata verilen değer açısından belki de altın çağını yaşıyor. Henüz birkaç ay önce açılan İstanbul Modern Sanat Müzesi’nin gördüğü ilgi inanılmaz. Bir müzede bu kadar çok sayıda Türk’ü bir tek İstanbul Modern’de gördüm.

Üretilen sanat eserlerini taçlandırma işlevi gören bu muhteşem müzenin ardından İstanbul şimdi de modern sanatın üretimi ve gelişimine beşik vazifesi görecek İstanbul Modern Sanat Platformu’na kavuşuyor. Platformun Balmumcu’da, bir de galerisi olacak. Yarın saat 19:00’da hem bu galerinin açılışı, hem de platformun kuruluşu kutlanacak. İstanbullu tüm sanatseverler davetli.

Jartiyer mini etekten seksidir

Philadelphia eyalet yetkilileri 1994’te, üstsüz dansçı Crystal Storm’u ağırlık ve ölçü birimi kanunlarına muhalefet gerekçesiyle uyarmışlar. Storm’un göğüs ölçüleri, reklam afişlerinde ilan edildiği gibi ‘127’ değil 50 inçmiş... Storm daha sonra ilandaki ölçünün inç değil santimetre cinsinden olduğunu söyleyerek cezadan kurtulmuş. Ama tabii reklamın iyisi kötüsü olmaz, izleyici sayısı da patlamış.

Melih Gökçek de yine 1994’te, heykeltıraş Mehmet Aksoy’un ‘Periler Ülkesinde’ isimli heykelini muzır olduğu gerekçesiyle Ankara Altınpark’tan kaldırtmıştı. Gökçek’in bu icraatı medyada büyük yankı bulmuş, yılda en fazla birkaç bin kişinin göreceği heykel gazetelerde, TV’lerde boy gösterip, milyonlarca kişi tarafından görülmüştü. Gökçek’in kaldırttığı heykel 16 yıl sonra mahkeme kararıyla eski yerine dikildi. Ve Hürriyet’in birinci sayfasında haber olarak bir kez daha milyonlarca kişi tarafından görüldü.

Tayyip Erdoğan’ın kendisini kedi olarak çizen karikatürist Musa Kart’ı mahkum etmesi de aynı hesap. Erdoğan dava açmasa Cumhuriyet okuru birkaç onbin kişi tarafından görülecek kedi karikatürü de, Başbakan’ın hoşgörüsüzlüğü sonucunda hemen hemen her gazetede, her kanalda tekrar tekrar yayınlanarak milyonlarca kişi tarafından görüldü. Tıpkı Gökçek’in heykeli gibi tarihe geçeceği ve bir hoşgörüsüzlük örneği olarak nesiller boyu anılacağı da muhakkak.

Haberle karışık Kenan Işık

CHP Yozgat Milletvekili Emin Koç, Kenan Işık’ın Star TV ile haber sunuculuğu yapmak için yaptığı anlaşmayla ilgili bir soru önergesi vermiş, ‘Habercilik deneyimi bulunmayan, esas işi tiyatroculuk olan bir kişinin, TV’den haber sunması doğru mudur?’ demiş. Ben de bir seçmen olarak soruyorum; ‘İki kelimeyi bir araya getiremeyenlerin yüz suyu hürmetine haber sunucusu yapıldığı kanallarımızda, usta bir tiyatrocunun, üstelik kariyerinde çok başarılı bir yarışma programı sunuculuğu da olan bir tiyatrocunun haber sunuculuğu yapmasını soru önergesine konu edebilen bir milletvekili, ileride vekilliği bittiğinde tiyatro oyuncusu olabilir mi?’
X