Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sonunda Beşiktaş’ı da yiyip bitirecek

BEŞİKTAŞLILARIN gözü aydın. Yıldırım Demirören nur topu gibi bir çocuk daha hediye etti onlara... Nasıl olsa, yakında bir çocuk daha gelecek. Şu anda Demirören nerede çalışıyordur bilemem bu çocuğu yapmak için. Bütün doğan çocuklardan sonra bu çocukların hepsinin başını yiyen yine Yıldırım Demirören. Ama Beşiktaşlılar hala şunun farkında değiller. Bu Yıldırım Demirören bu kafayla sonunda Beşiktaş'ı da yiyecek.

Kulubü soktuğu borç batağı üst üste yapılan yanlışlar, bu büyük takımı 3-5 yıl sonra küçük takımlar sınıfına sokabilir. Gidişat öyle. Yönetime talip kimse de çıkmıyor. Neden? Çok basit. Yıldırım Demirören, borcu arttırdıkça arkadan da sopayı gösteriyor. Giderken de paramı alırım diye.

Babası da herhalde oğlunun Beşiktaş'taki başarılarını gördükçe!!! Yarın bu çocuk Beşiktaş'ı bırakır bizim kurduğumuz işin başına geçmeye kalkarsa, bizim şirketler yanar sonra da iflasa gideriz diyor ki, oğlunu ısrarla Beşiktaş'ın başkanı kalması için arkadan itiyor.

Hakiki Beşiktaşlılar kenardan seyrediyorlar. Ama, birkaç yıl daha seyrederlerse ve duruma el koymazlarsa, bu sefer Beşiktaş'ı karşıdan seyredecekler. Hem de çok daha hüzünlü olarak...

Çünkü Yıldırım Demirören, getirdiği teknik direktörlerin tazminatlarını vererek gönderiyor. Tigana'da zorlandı. O konuda da bazılarından yardım istediği bile oldu. Tigana'yı yıpratın, kurtulalım diye.

Koltuk için

Bakınız, yeni bir teknik direktör gelecek. 3-5 ay sonra onu da gönderecek. Beşiktaş'taki sorun kesinlikle teknik direktörlerde değil. Yıldırım Demirören, bunları getirip götürerek, koltukta kalmak için zaman kazanıyor.

Açın gazeteleri, Yıldırım Demirören'den bahseden var mı. Herkes Ertuğrul'dan bahsediyor kaç gündür. Peki Beşiktaş'ın ligdeki sıralaması kaç. Zirvede 16 puanlı Trabzon, ikinci 15 puanlı Bursaspor, üçüncü ise Ertuğrul'un Beşiktaş'ı..Yenilgisiz 14 puan. Fenerbahçe ile aradaki puan farkı sekiz, Galatasaray ile de üç... Yani Ertuğrul'un bir defosu var. Avrupa Kupaları'ndan gitti. Kupalarda ise Fener'in hali de ortada, Galatasaray'ın hali de...

Ertuğrul desen, yapı olarak düzgün bir insan. Futbolcu transferlerinde komisyoncu olarak dedikodusuna hiç rastlamadım. Peki, o zaman neden.. Cevap basit; Yıldırım Demirören'den...

G.Saray keşke Ukrayna'da oynasaydı

BEŞİKTAŞ'ı eleyen takım Galatasaray ile oynayacak. Galatasaray'ın eleme oynamayıp grup maçları yapması avantajı. Yalnız şöyle bir takıntım var. Keşke Galatasaray, Beşiktaş'ı eleyen Metalist Kharkiv ile Ukrayna'da oynasaydı.

Çünkü bizim üç büyük takımımız da o tarz sert, çabuk futbol oynayan ve hızlı hücuma çıkan takımları sevmiyorlar. Ve bu tip top oynayan yerli takımlara karşı da hep kaybediyorlar.

Eğer Galatasaray, orada oynasaydı biraz daha defansta kapanarak kolay kontratak yemeyi önlerdi, rakibe açık alan bırakmazdı. Çünkü Galatasaray defansına atılan her ara top pozisyon oluyor.

Bu tip grup elemelerindeki dönüm noktası maçı olabilecek, üçüncü maçı Kharkiv ile evinde oynaması Galatasaray için bence avantajlı gözükmüyor.


Vitrindeki süs bebekleri!..

FENERBAHÇELİ yöneticiler, nasıl iyi giden maçlarda protokol tribününde sonuna kadar oturuyorlarsa, kötü giden maçlarda da oturmalılar. Futbol işi başka şeye benzemez. Hele müteahhitlik yapmaya hiç benzemez. Eğer benzeseydi, aralarında devlet müteaahitliği bile yapan yöneticilerin bulunduğu sarı lacivertliler, her sene 20 puan farkla şampiyon olurdu. Transfer yapmak, beton dökmeye benzemez.

Fenerbahçe ve Galatasaray'ın zaten bu duruma gelmelerindeki en büyük sebep yönetimlerinde veya futbol takımına bakan şahısların futbolu bilmemeleri. Veya böyle bir şahısı çalıştırmamaları. Ama Aziz Yıldırım, "Bu futbolu herkesten iyi bilirim" dediği yerde zaten başka birşey konuşmak yersiz olur. Zaten Türkiye'de de meşhur olan atasözleri de hep böyle durumlarda ortaya çıkar. Ne demişler; "Çok bilen çok yanılır"..

Fenerbahçe'yi bekleyen başka bir tehlike daha var. Taraftar isyanı... Eğer bu işin üzerine köpük sıkılmaz, en doğru yerden tatlıya bağlanmazsa, Allah korusun yarın birgün Fenerbahçe Stadı'nı kan götürürse bunun sorumlusu bu yönetim olur. Fenerbahçe'de bir yönetimin olduğu da ayrıca tartışılır. Çünkü bu külüpte bir başkan var ve diğerleri...Siz bunun adını ister yönetici koyun, isterseniz vitrindeki süs bebekleri.

Sakata geldik

TÜRK futbolu sakatta. Kulüplerde en az beşer, altışar futbolcu sakat. Sonunda o sakatlardan dolayı Milli Takım da çıkaramıyorsun. Peki Futbol Federasyonu kulüplerdeki bu sakatlığı hiç soruşturmuyor mu, araştırmıyor mu? Çünkü sonunda zararı kendi görecek. Bu konuda tıp doktorlarından bir heyet kurup bilir kişi gibi kulüpleri denetlemiyorlar mı.

İhmal ve ayıp!..

AK Parti ile ordunun arası pek şekerli değil. Bir buçuk acılı Adana gibi. Ama şu son karakol baskınından sonra, yıllardır kamuoyunda yapılan güvenilirlik testlerinden hep birinci çıkan sevgili ordumuz acaba kendini sorguluyor mu. Düşünün bir kere aynı karakol beş defa basılıyor, onlarca şehit var. Mübarek karakol değil yol geçen hanı olmuş.

Açıklama, yeterli değil. Zaten, açıklama yeterli olsaydı, bu baskınlar bir de, en fazla iki de biterdi. Açıklamalara da gerek kalmazdı. Beş kere baskın yapılan bir yerden sonra neyi açıklıyorlar anlamak mümkün değil. Neymiş efendim o karakol zamanında kaçakçıları engellemek içi yapılmış. Neymiş efendim ödenek yokmuş. Bu karakol baskını Türkiye Cumhriyeti devletinin ihmalidir ve ayıbıdır.

Aslında Hilmi Özkök Paşanın " Ben öğlen yemeklerini evden sefer tası ile getiriyorum" dediğinde sevgili Türk halkının anlaması gerekirdi. Bir Genel Kurmay Başkanı herhangi bir suikasta karşı öğlen yemeğini sefer tası ile makamında yediği yerde senin aynı karakolun beş defa basılmış, normaldir.

Ben kodum mu oturtan Genel Kurmay Başkanı istiyorum dediğimde bazıları bu cümlemi çözemediler. Bazıları da istedikleri gibi yorumladılar. Ne yazıktır ki, bir taraf dinin arkasına sığınıyor, bir taraf Atatürk'ün.... Olan da düzgün gariban vatandaşa oluyor. Onların ocakları yanıyor.

İş vatandaşa kaldı

GEÇEN gün İstanbul'da yine bir katil taksiye bindim. Bir tek şöforde başlık vardı. Diğer üç koltukta yok.

Sordum taksiciye, gülerek bana dedi ki: " Erman abi yazdığın yazıları okuyorum. Ama bu hususta ne emniyet ne vali bize birşey yapamaz"

Æ Bu başlıkları taksilerden patronlar çıkarttıyor. Ama Türk vatandaşı da hakkını hiç aramıyor abi deyince 'Nasıl yani' dedim.

Æ Geçen gün İstanbul'da bir vatandaş, bu taksinin başlıksız olması yüzünden boynundan ve omzundan büyük bir darbe almış. Adam, taksiyi mahkemeye vermiş. 7 milyara yakın hastane ve özel masrafları taksinin patronuna ödettirmiş.

Sevgili ilgisiz vatandaşlarıma duyurulur. Ben bu konuda hem emniyetten hem de valilerden ümidimi kestim. Anlayacağınız iş yine her zaman olduğu gibi vatandaşın kendisine kalıyor.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI