Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sonuç değil oyun önemli

EĞRİSİ doğrusuna denk gelmiş de öyle mi yenmişti Fenerbahçe İnter’i? O gece sergilenen futbol, Zico ve futbolcuların başarısından çok İtalyan ekibinin başarısızlığından ve eksiklerinden mi kaynaklanmıştı?

Bu soruların yanıtlarını arayıp durdu Türkiye 1-1 biten Bursaspor maçı sonrası. Moskova’da açıkça görülüyordu ki, takım Avrupa maçlarına çok daha yüksek motivasyonla çıkıyordu.. Amaç hem kendilerinin futbol kariyerleri açısından önemli bir hedefe ulaşmak, hem de Avrupa’nın futbol devlerinin dikkatini çekmekti.

CSKA Moskova önündeki konsantrasyon, disiplin, yardımlaşma bunun en güzel kanıtıydı. Özellikle ilk 15 dakika Fenerbahçe sahada ne istediyse yaptı. Golü buldu, akın geliştirdi, rakibi durdurdu.. Daha sonraki dakikalarda üst üste CSKA’nın kullandığı kornerlerde adam paylaşımları iyi yapılınca rakibin gol bulma şansı da olmadı.

Aurelio’nun inatçılığı, takipçiliği ve orta sahadaki etkili futboluna Vederson ve Roberto Carlos da ayak uydurunca sarı-lacivertli ekip istediklerini yapmayı başardı.

Alex, çok az ortaya çıkıyor ama ya tehlike oluşturuyor, ya gol atıyor ya da arkadaşlarının savunmadan çıkıp toparlanmalarını sağlayacak kadar topu tutuyordu.. Attığı gol, birçok forvetin anında karar veremeyeceği ya da vuruşun şiddetini tam olarak ayarlayamayacağı cinsten bir goldü..

İlk yarı biterken kaleyi bulan tek şutun Alex’ten gelmiş olması ilginçti.. Ruslar ataktı atak olmasına ama bir türlü golü bulamamışlardı.. Bunda en büyük etken Edu-Lugano ikilisinin akıllı futboluydu.

Zhirkov ile soldan, Krasiç ile sağdan gelen evsahibi Wagner Love ve Jo iyi tutulunca hücumda isteneni veremedi.

* * *

İlk yarıyı seyredenler herhalde ikinci yarının başında Edu’nun iki büyük hata yapacağını ve Fenerbahçe’nin 4 dakikada iki gol birden yiyeceğini düşünemezlerdi.. Ama olan oldu.. Enerjisi ve tekniği yüksek evsahibi takım etkili presin karşılığı ile öne geçti..

Daha sonra tek kale oynadı Fenerbahçe.. Gol pozisyonları da buldu.. Özellikle Colin Kazım’ın geliştirdiği akınlar, Vederson’un şutu, Alex’in frikiği önemli pozisyonlardı.

Bütün bunlar bir şeyin göstergesiydi aslında.. Fenerbahçe yenikti yenik olmasına ama üç yerinde oyuncu değişikliği sonucu takım ayağa kalkmıştı..

Geçen yılki kötü biten tüm maçlarda camianın negatif elektriğini üzerinde toplayan Deivid öyle bir dakikada öyle bir gol attı ki Şampiyonlar Ligi’ndeki tüm dengeler yine değişti..

Hani bir futbol terimi vardır ya, "Oyun değil sonuç önemlidir" diye.. Bu kez tam tersini söylemek gerek Fenerbahçe için.. İki büyük bireysel hata dışında savunmada dikkatli, atakta çoğalan, kanatları iyi kullanan, yenik duruma düşmesine karşın rakibini köşeye sıkıştırıp indirici yumruklar vuran bir Fenerbahçe vardı dün.. Doğruları yaptı ve istediği puanı aldı..

Tebrikler..
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI