Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Soner’i tutuklayıp neyi ispat edecekler?

Soner Yalçın bir gazetecidir. Medyaya ayak bastığı günden bugüne kadar yaptıklarını ve yazdıklarını incelediğiniz zaman, O' nun gazetecilik dışında bir kasıtla hareket ettiğini göremezsiniz. Öyle bir şey olsaydı, ilk önce bizler anlardık. Peki, o zaman neden tutuklandı? Yoksa, sadece gözdağı mı verilmek isteniyor?

Soner Yalçın' ı sizler şahsen tanımayabilirisiniz.

Ben tanıyorum.

Üstelik bir zamanlar çok yakın çalıştığım ve karşılıklı saygı duyduğumuz bir ilişkimiz vardı. Sonra ilişkilerimiz bozuldu. Odatv üzerinden beni kıran yayınlar yaptı. Kırılmama, hatta kızmama rağmen, O' nun gazeteciliği hakkındaki görüşüm değişmedi.

Gazetecilik anlayışı, abartılı, renkli, komplo teorileriyle zenginleştirilmiş bir stile sahiptir. Müthiş bir araştırmacıdır. Farklı açılar bulmakta, olaya tersten bakmakta ustadır. Ancak hiçbir zaman, militanlık yapmaz . Her gazeteci gibi, gerektiğinde muhalefet yapar, beğendiği zaman da alkışlar. Yazı ve yayınları bunun örnekleriyle doludur.

İyi bir haber veya ilginç bir açı bulduğu zaman da, kendini tutmaz. Kimi zaman yanılır, kimi zaman olayın rengine kapılıp uçar. Kızdığı zaman da, kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Çok kırıcı olabilir.

Ancak, ideolojilerin sözcüsü değildir. Böyle bir misyon sahibi olmamıştır.

Sadece bir gazetecidir.

BU OLAY SAVCILARIN TURNUSOL KAĞIDI OLACAK

Soner Yalçın'ı gözaltına alan savcı,      eğer medyaya yansıdığı gibi, sadece sitedeki 3 video görüntüsünün yayınlanmasından dolayı bu kararı aldıysa, o zaman durum hepimiz için çok ciddi demektir.          

Bu gözaltı, adeta bir turnusol kağıdına benziyor. Hani okullarda kullanırdık, suyun asitliğini anlamak için batırılan ve değişen rengine göre karar verdiğimiz kağıttan söz ediyorum.          

Hepimiz, bu sorgulamayı ve sonrasını izleyeceğiz.          

Eninde sonunda da, savcıların, Soner'i sırf muhalif yazı ve haberlerinden dolayı mı gözaltına aldıklarını, yoksa başka bir gerekçenin bulunup bulunmadığını öğreneceğiz tabii.          

Savcılar acaba önemli bir sınavdan geçtiklerinin farkındalar mı? Yoksa, Ergenekon Davası’nın heyecanıyla, giderek yükseklerden mi uçuyorlar?

                                               *                                 *                                 *        


KKTC'YE DAHA ANLAYIŞLI DAVRANMALIYIZ ...

Daha önce yazmıştım, tekrarlamak istiyorum:          

Kıbrıs Türkleri, bizlere benzemezler.          

Nasıl Kıbrıs Rumları, Yunanlılara benzemezlerse, Kıbrıslı Türkler de çok farklıdır .          

Tekrarlamak istiyorum...          

KKTC’de uygulanan model bize aittir.           

Çağ dışı bürokrasisinden tutun maliyesine, hiçbir şey üretmeyen ekonomik düzeninden dağıtılan maaşlara, binlerce Türkiyeli dahil olmak üzere herşeyi, ama herşeyi Türkiye oraya götürdü.          

Kıbrıs Türklerini, 37 yıldır bu düzene alıştırdık.          

Ne zaman ne istedilerse verdik.          

Şimdi, bu durumun sürdürülemeyeceği ortaya çıktı ve haklı olarak değişikliğe gidilmesine karar verildi. İster istemez, toplumun tüm huzurunu bozduk. İnsanları en duyarlı oldukları yerden, ceplerinden vurduk.          

Ancak, yakıştırmamın kusuruna bakmayın, bu büyük değişimi züccaciyeci dükkanına girmiş filler gibi yapmaya kalktık.          

Kıbrıslıları adam yerine koymadık.          

Lütfedip, neden bu şekilde devam edilemeyeceğini anlatmadık.          

Büyük abi emir verdi ve maaşlar kesildi!          

O zaman da ayaklananlar, son derece sert tepki gösterenler oldu.          

İktidar, hiç alışık olmadığı bu duruma çok sert yanıt verdi. Ne nankörlüklerini bıraktı, ne beslemeliklerini.

Gereksizdi. Daha anlayışlı davranılabilir, daha kardeşçe bir yaklaşım sergilenebilirdi.          

Bizler bu sertliklere alışığız. İktidarlardan zılgıt yesek dahi, pek sesimiz çıkmaz.

Hele, büyükelçinin çekilip, yerine ekonomik planın sahibi olarak gösterilen Halil İbrahim Akça’nın atanması "...Aaa siz böyle mi yapıyorsunuz, ben eli sopalı bir Genel Vali göndereyim de görün..." diye yorumlandı.          

Yine,  bu adım da bir süre sonra atılabilirdi.          

Yanlış oldu.

HRİSTOFİAS ÇOK MEMNUN OLMALI... 

Bu kriz herhalde Rumların keyfini yerine getirmiştir.          

Bundan böyle bir çözüm için çaba harcamalarına da pek gerek kalmaz. Anavatandan dayak yiyen Türklere neden ödün versinler ki... Şimdi eminim, bugüne kadar Rum Cumhuriyeti pasaportu için başvurmamış olan binlerce Türk sıraya girecektir. Rumlar, KKTC'de birçok müttefik kazandıklarından emindirler.          

40 yıldır Kıbrıs sorununu izliyorum.          

İktidar partisine bir tavsiyede bulunabilecek noktadayım:           

Yapmayın... Kıbrıs'lı Türkleri hırpalamayın, döverek dediğinizi yaptırıyormuşunuz gibi bir tutum takınmayın.  Ders vermeyin. Anlatarak ikna edin. Belki büyük bölümü eninde sonunda yine boyun eğecektir, ancak onların kalbini kazanırsak, bizler de kazanırız . Yoksa, Kıbrıs tam  bir  batağa döner ve bizler de elimizi kurtaramayız...

X