Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Son yemek

<B>GEÇTİĞİMİZ </B>perşembe günü dünya kısa telefon konuşma rekoru Türkiye'de kırıldı.

Genel Yayın Yönetmeni'ne telefon açtım, toplam konuşmamız 7 saniye sürdü.

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi ve bitti konuşma.

İşin tuhafı ben ona anlatacağımı anlattım ve daha da tuhafı o bana cevap bile verdi. Rekorumuzu daha da önemli yapan şey de meselenin bu tarafıydı aslında.

Rekorla birlikte bir ilk de gerçekleşmiş oldu böylece.

*

Makarna yiyip, güzel şarap içerken öldürülme olayına takmış kafayı.

Bir yazımda onunla ilgili böyle bir şey yazmıştım, gerçekten beğenmiş bu öneriyi.

‘‘Eh, söz konusu ben olunca farklılık olması doğal gayet tabii ki’’ dedi.

Ben de ona hiç merak etmemesini, ona çok güzel mizansenler hazırlamayı, istediği farklılığı kendi ellerimle oluşturmayı garanti edeceğimi, yeter ki kendisi işi finale götürmeyi kabul etsin ondan sonrası için hiç kaygılanması gerektiğini, her şeyin bir anda olup biteceğini, işlerin tıkır tıkır yürüyeceğini kendisine söyledim.

*

Çok güzel bir makarna hazırlayacağım ona.

O müstesna günün anlamına uygun bir şey pişireceğim. Mesela bir Fusilli con Sugo di Pomodoro all'Aceto Balsamico.

Domatesli ve balsamik soslu tirbüşon ucu şekilli makarna.

Makarnayı da pişirebileceğiniz derinlikte bir tencerede ilk önce sızma zeytinyağında (zeytinyağı illa da Türk olmalı çünkü Genel Yayın Yönetmeni bu konuda duyarlı) sarmısak ve biberiyeleri ısıtacağım.

Sarmısaklar şöyle biraz ses vermeye başlayınca da domatesleri, tuz ve biberi ekleyeceğim.

Sonra bunun altını kapayıp beklemeye alacağım.

Bir ayrı tencerede makarnaları Al dente kıvamına gelinceye kadar, yani dişe gelecek ama sert de olmayacak duruma varıncaya kadar suda haşlayacağım..

Makarnayı süzüp içinde sos hazırda beklemekte olan diğer tencereye boşaltacağım.

Bir dakika müddetince çok kısık ateş üstünde makarnayı tencerenin içinde iyice karıştıracağım.

Bir dakika sonra da ocaktan alacağım.

En son olarak da pastanın ortasına bir çöküntü oluşturup buraya balsamik sirkeyi koyacağım, pastayı da bununla iyice karıştırdıktan sonra servis yapacağım. Ama ne kadar istese de ona peynir servisi yapmayacağım çünkü bu makarnaya gitmez peynir.

O gün ben özellikle mutlu olacağımdan bununla da yetinmeyip yanına bir de tavuk Cacciatore a'la Romano da yapacağım, bu da kesin.

*

Şarap konusu ise biraz netameli. Zeytinyağlarında gösterdiği milliyetçi tepkiyi bu konuda hiç verdiğini görmedim.

Chateau Margaux ikram etmeyeceğim kesin çünkü istediği kadar çok özel bir gün olsun, son yemek olsun anlamam, bende o kadar para yok.

Zaten bu yemeğin nedenlerinden bir tanesi de... bilmem anlatabiliyor muyum?

Bir Mondavi yeter o gece için diye düşünüyorum, bilemiyorum yanılıyorsam söyleyin.

*

Bu yemeğin benim açımdan en önemli stratejik sorunu bunun masraflarını karşılamak için alacağım faturayı daha sonra kime imzalatacağımdır.

O güne kadar hep Genel Yayın Yönetmeni imzalardı faturayı, acaba onun olmadığı durumda kim kullanacak bu yetkiyi bilemiyorum ki?

Neyse canım bu sorun çözülür bir şekilde, önemli olan yemek iyi geçsin de.
X