"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Son sezon 358 sanatçıdan % 36’sı sahneye çıkmamış

<B>KÜLTÜR </B>ve Turizm Bakanlığı’nın Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’nce yayımlanan basın bülteninde <B>Lemi Bilgin</B>’in görevden alınması şöyle duyuruldu:

‘Devlet Tiyatroları eski Genel Müdürü Lemi Bilgin, hakkında hazırlanan Teftiş Kurulu Raporu sonucu 19 Ağustos 2005 tarihinde yayımlanan 25911 sayılı Resmi Gazete’deki üçlü kararname uyarınca, başka bir göreve atanmak üzere, görevinden alınmıştır.’

Lemi Bilgin
’i, daha önce de eski Kültür Bakanı İstemihan Talay, teftiş kurulu kararıyla almış, mahkeme rapordaki gerekçeleri haklı bulmadığından görevine iadesini sağlamıştı.

Adalet, Lemi Bilgin’den yana tecelli ediyor.

GÖREV YAPIYORSA MÜEYYİDESİ VARDIR

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın gönderdiği ayrıntılı listede 2000 yılından itibaren görev alan ve almayan sanatçıların listesi var, ayrıntılı listeden adları öğrenebilirsiniz.

Özet listede; Ankara’da 210, İstanbul’da 148 sanatçının bulunduğunu, bu sanatçılardan yüzde 35.75’inin 2004-2005 sezonunda hiç sahneye çıkmadığını görüyoruz. Geniş listeye baktığınızda görevlendirilmeyen sanatçılar başlığını da görebilirsiniz.

Ne var ki, bu durum da tartışılabilir. Eğer sanatçılar görev yapmıyorsa, bunun müeyyidesi vardır uygulanır. Uygulamayanlar da suçludur.

TARAFSIZ BİR KURUL ATASIN

Prof. Dr.
Sevda Şener, konuşmamızda ilk önce, ‘Devlet Tiyatrosu kapatılmalı mı?’ sorusunun, anlamsız, kasıtlı bir soru olduğunu, Türkiye’de cumhuriyetten bu yana en önemli kültür kurumlarından birinin kapatılmasını önermenin, cumhuriyet anlayışına ihanet olacağını belirtti. Gerçekten de, içişleriyle ilgili bir anlaşmazlığı kapatma tehdidine dönüştürmek, sanata, sanatçıya saygısızlık.

Onun önerisi şöyle: ‘Yurtdışında olduğu gibi, tarafsız bir kurul oluşturmalı, bu kurul genel müdürü tayin etmeli. Tarafsız kurul da beş yıl görev yapmalı. Ayrıca, dünyanın önemli tiyatrolarında olduğu gibi, yönetim yetkisi üçe bölünmeli: Sanatsal, idari, mali.’

Şener, ‘Devlet Tiyatrosu tam gelişme sırasındayken, Anadolu’da tiyatro gelişirken, çocuk tiyatroları yükselirken bu alınma gereksizdi’
diyor ve ekliyor: ‘Ben Anadolu’daki tiyatroları gezdim, ona dayanarak konuşuyorum.’

Sevda Şener
’e göre, konservatuvarın tiyatro bölümünden mezun olanlar ile Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nin tiyatro bölümünden mezun olanlar arasında önceki yıllarda bir rekabet vardı. Konservatuvarlılar onları biraz dışladı ama sonradan düzeldi, aralarından Altan Erkekli gibi, Murathan Mungan gibi, Köksal Engür gibi değerli sanatçılar çıktı.

İLLALLAH DEDİRTEN MÜDÜR

Ayşegül Yüksel, ‘Tiyatro Siyaset Sahnesinde’
adlı yazısında görevden alınan Lemi Bilgin için şöyle diyor:

‘Son yedi yıllık serüven şöyle özetlenebilir: ‘Söz dinlemez’ genel müdür Lemi Bilgin, biri DSP’li öteki AKP’li iki Kültür Bakanı’na da DT’yi ‘siyasete alet etmeyerek’ illallah dedirtmiş.’

Ayşegül Yüksel’
in Lemi Bilgin üzerine yazdıkları, eski genel müdür hakkında olumlu düşünmemizi sağlayan gerekçeler içeriyor.

KISAKÜREK OYNANDI MI

Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan bir yetkili, DT yönetiminin, genel müdürün ideolojik davrandığı iddiasında bulundu. Bilgiye göre, bakanlık Necip Fazıl Kısakürek’in doğumunun 100. yıldönümünde bir Necip Fazıl Kısakürek oyunu oynamalarını istemiş. DT Genel Müdürü, repertuvarlarında bulunmadığını, ayrıca onun oyunlarının da pek başarılı olmadığını ileri sürmüş.

Oysa kurulda bulunan bir yetkili, bu olayı bana başka türlü nakletti: ‘Bakanlık bize belli bir oyununu tavsiye etti. Biz de okuyalım, seçelim dedik, gerçekten de bütün oyunlarını okuduktan sonra bir tanesini seçtik ve repertuvara aldık.’

ERDURAN: KAN DAVASI OLMASIN

Refik Erduran
bana gönderdiği, bu olaylarla ilgili yorumlarında karmaşıklığın durmasını diliyor:

‘Lemi Bilgin’le aramızda hayli uzun bir çalışma arkadaşlığının hatırı bulunduğunu umuyorum. Ona dayanarak kamuoyumuzun önünde kendisinden rica ediyorum: Ocağı olan, sevdiğini bildiğim Devlet Tiyatrolarımızın sonunu getirmek isteyenlere gerekçe sağlayacak bir kan davası başlatmasın. Herkes sağduyulu davranmalı, alınan kararlar yanlış olsa bile kurum zarar görmemeli.’

Devlet Tiyatrosu ile ilgili yazdıklarında, bizi bilgilendiren olaylar da yer alıyor. Kişisel gözlemleri ve saptamalarından yararlandım.

Refik Erduran, notlarını şöyle noktalıyor:

‘Sanata politika karıştırmak ayıptır. Bir sanat konusunu politik niyetlere alet etmek daha da ayıptır.’

* * *

DEVLET TİYATROSU’
nda düzen nasıldı? Yasa tasarısı gündemde miydi? Sanatla yönetim ayrılmalı mı? Bakan kime hesap veriyor?

Bu soruların da yanıtını kısaca yarın verelim.
X