"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Son saniyelerini yaşadığını bilse insan

Son saniyelerini yaşadığını bilse insan, bunları dert eder miGün geçmiyor ki, terör o güzelim, gencecik canlarımızı almasın...

Artık tek tük değil, onar onar ölüm haberi geliyor genç aslanlarımızın. Bir bayramı mateme bürüyen acılar bunlar!.. Yürekler yanıyor, aileler sönüyor, minicik bebekler babasız büyümeyi kader olarak kabulleniyorlar. Gencecik eşler, nişanlılar tüm hayallerini, sevgilerini, gömüyorlar toprağa. Ya anneler? Yüreği yanık anneler... Tesellisi mümkün olmayan acılar içinde kıvranmaktan başka ne yapabilirler ki?

İşte size bir Mehmetçik mektubu... Şimdi tam zamanı olduğu için yayınlıyorum. Bu satırlar bir ilkokul mezununun kaleminden çıkamayacak kadar anlam dolu. Yürekten gelen, sevgiyle sarılmış sarmalanmış bir mektup bu. Köşemden izlediği, zaman zaman ona da anlamsız gelen, gereksiz acılara, üzüntülere bürünmüş genç insanlara mutluluğu anlatıyor. Ölümle burun buruna yaşayan ama mutluluğu çözmüş bir genç adamın teselli mektubu bu...

Sevgili Güzin Abla, ben vatani görevini tamamlamaya çalışan, bayrak altında uğruna canını feda edecek kadar ülkesini seven bir askerim. Kısaca kendimi binlerce Mehmet’ten biri olarak tanıtayım size. Ne zaman gazeteniz elime geçse önce sizin sayfanıza bakıyorum sonra da gazeteyi elimden bırakıp, kara kara düşünüyorum. Düşünmemek elde değil, çünkü onca okuyucunuz var, hepsinin de dertleri birbirinden çok farklı. Acaba diyorum hayatta olduklarının, yaşadıklarının farkında değiller mi? Ne kadar sorunu olursa olsun insanın; bir an son saniyelerini yaşıyormuş gibi düşünse acaba bunları dert eder miydi? Keşke öyle düşünebilseler de, yaşamın tadını çıkarsalar.

Ben de size yaşadıklarımdan o kadar çok şey anlatabilirim ki... Ama anlatacağımı sanmayın. Çünkü ben acılarımı değil sevincimi, mutluluğumu yanımda taşırım, kötü anlarımı hiç taşımam. Taşıyacak olsam da mutluluğum acıların önünü keser... Ben mutlu olacak bir insanım ve bunu hak ediyorum. Çünkü biliyorum, yaşamım uzun olmayacak herkes gibi eninde sonunda ömrüm tükenecek... Ve eğer herşeyi dert eder, herşey için üzülürsem, mutluluğu tadamazsam, pişman olsam da, iş işten geçmiş olacak. İşte ben bunu yapmıyorum hep olumlu düşünüyorum. Ben bu dünyaya bazı şeyleri görmek, yaşamak, tatmak için geldim. Belli bir süre verilmiş bana, bu süre bittiğinde ne acım kalacak ne de yaşanacak acılar... Öyle değil mi?

Herkes yaşamak için gelmedi mi dünyaya?.. İnsanlar birbirini sevsinler diye çoğalmadılar mı?

Sen bugüne kadar kaç kişinin derdini dinledin kim bilir? Herkese sözcüklerinle destek olmaya çalıştın. Hayatta belki de her şey göründüğü gibi değildir.

Senin okurlarına soruyorum bugüne kadar kaç kişi için kucağınızı açtınız, kaç kişiye yardım ettiniz, kaç kişiyi mutlu edip kaç kişiyi üzdünüz. Bir düşünmelisiniz!

ONU GÖRMEDENAŞIK OLDUM

Sürekli sana dert yananlara sormalı aslında; yaşantınızda mutluluk var mı? Unutmayın mutluluğun, olduğu yerde kötülük, stres, kalp kırma, surat, asma gibi sorunlar ve anlamsızlıklar olmaz, olamaz. Benim içimde gerçekten de mutluluk var ve bu mutluluğu paylaşacağım pek çok insan da var. Bunlardan en önemlisi de ömrümü paylaşacağım, eşim olacak o biricik insan. Size ondan bahsetmek isterim.

Biz 6 yıl önce birbirimize bağlandık. Benimle aynı yerde çalışan ve birbirimizi, abla-kardeş gibi gördüğümüz bir kız arkadaşım vardı. Bana, bir yakınıyla birbirimize çok benzediğimizi, hem huy olarak, hem de yüz olarak bizi çok benzettiğini, bizi mutlaka tanıştıracağını söylemişti. Bana bunları anlattığında çok etkilendim. İçimde bir merak oluştu; kalbimi bir heyecan sardı. O kız arkadaşım "Siz birlikte çıksanıza, birbirinize çok yakışırsınız" dedi. Sürekli bana ondan bahsetmeye başladı; o anlattıkça kalbime bir güneş doğduğunu fark ettim. Ama ne aksilik ki ne zaman buluşmaya karar versek, bir şey oluyordu, ertelemek zorunda kalıyorduk. Görüşeceğimiz gün uzadıkça daha çok etkilenmeye başladım. Neredeyse onu görmeden aşık olmuştum.

MUTLU OLMAK BU KADAR ZOR MU

Sonunda buluşma vakti geldi; biz nihayet birlikte oturup konuştuk. Ben her şeyimi açık açık anlattım ona. Cahil oluşumdan, yani ilkokul mezunu olduğumdan, onu ilgilendiren ve ilgilendiremeyen ne varsa içimde, anlattım. O da bana anlattı her şeyini... Okuduğunu ve güzel bir gelecek için elinden gelen ne varsa yapmaya çalışacağını. Neyse; baktım ki gözleri gülüyor, benden hoşlandığını anladım. Ben zaten ona deliler gibi aşıktım. Tabii ki ilk görüşte değil... Onu görmeden de aşıktım. Onu gördüğümde, bakışlarının yansıması karşısında, dünyalar benim oldu. Bir süre sonra nişanlandık; inanın bugüne kadar en ufak bir dargınlığımız bile olmamıştır. Düşünüyorum da hayatta hiçbir şey imkansız değil. Eğer ben görmeden aşık olabilmişsem, bunca yıl sevgim gün geçtikçe büyüyorsa yanlış kişilerle beraber olan ve sürekli yakınan insanlara inanamıyorum... Demek ki hayatın gerçeklerini göremeyen pek çok genç var. İşte ben buna çok üzülüyorum. Mutlu olmak bu kadar zor mu? Bırakın ufak tefek sorunları, mutlu olmaya yönelin. Mutluluğu bulmak için uygulamak ve düşünmek gerekir. Mutlu olmak için biraz da herkesi mutlu etmek gerekir. Biz askerleri düşünün, her an ölümle burun burunayız. Yaşamın değerini burada çok daha iyi anlıyor insan.

Sakın ola mutsuzluğunuz nedeniyle suçlayacak birilerini aramayın. Tek suçlanacak varsa o da kendi düşüncelerinizdir.

Sence haksız mıyım Güzin Ablanın sağduyusu? Biz insanlar neden dünyaya geldik? Hálá bilmiyor musunuz? Hayatta ne olursa olsun mutlu olmak, sevmek ve mutlu olduğum kadar insanları da mutlu etmek için. Bunu başarabiliyorsam, ne mutlu...

Hálá somurtuyor musunuz? Hálá mutsuzluğunuza ağlıyor, sürekli sızlanıyor musunuz? Hadi bırakın bu şımarıklıkları... Ölümü düşünün, yaşamı düşünün. Yaşamın ne kadar kısa olduğunu düşünün... Hele bizim gibi cephedeyseniz, her an karşınıza çıkabilecek ölümü hissedin. Şükredin, gülümseyin, kendinize özel şarkılar seçip, kendiniz için şarkılar söyleyin. Kendi kendinize kahkahalar atın yaşadığınız için, ayakta olduğunuz için, sağlıklı olduğunuz için.

İnanın, mutlu olmak için hayatta o kadar çok neden var ki... Benim nedenim nefes aldığım her an ve sevdiğim insan.

Ya sizinki ne?

n RUMUZ: ER MEHMET
X