"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Son Marilyn Monroe röportajı

Dünyanın en şahane dergisiyle geçenlerde tanışmış bulunuyorum. Adı, ANOTHER MAGAZİNE. <br><br>Bir başka dergi yani.

İsmin güzelliğine bakar mısınız?

Türkiye'de bir dergiye bu ismi koymayı dene, ‘‘Böyle isim mi olur?’’ derler, kafanı kırarlar!

Ama mesele tam da bu değil mi zaten.

Durumu sizce de olabildiğince iyi özetlemiyor mu?

Biz de konuşurken böyle demez miyiz?

- Varolanların dışında, farklı görüşler okuyabileceğim bir başka gazete olsa... Varolanların dışında farklı fotoğraflar görebileceğim bir başka dergi olsa...

Listeyi uzatabilirsiniz tabii.

Renklilik, çeşitlilik, yaratıcılık.

Ama yok.

Özellikle bu ülkede, herşey ama herşey birbirine benziyor.

Bunun da bir marifet olduğu düşünülüyor.

Çok mu ukalalık ediyorum?

Moralim bozuk, etmek istiyorum!

Neyse işte, elin adamları bu başka dergiyi çıkarmışlar. Pek hoşuma gitti. Kapak konseptine de bayıldım. İki ünsüz aşık, kendi aşk ortamlarında görüntülenmişler. Damardan yani. Sahte ışıltılar, parıltılar yok, o öpüşme, o sevişme gerçek. İçim gitti. Öpüşmeye değil, fikre! Biz ise habire ennn ünlülerin peşindeyiz. Onlar da zaman zaman yalan söylüyorlar haliyle. Beni bırakırsanız, üçbuçuk saat bu konuda konuşabilirim.

O yüzden bırakmayın!

Bu arada çok hoşuma giden röportajlar da okudum ANOTHER MAGAZİNE'de.

Biri Marianne Faithfull röportajıydı.

Faithfull'un sesinin bu aralar ruh halime cuk oturduğunu söylemiş miydim?

Ama size bu fenalığı yapmayacağım, röportaj içinizi karartabilir.

Zaten bu gazetenin bir yerinde çocuğu intihar etmiş bir anne röportajı yapıverdim. Şansımı daha fazla zorlamayayım değil mi?

Peki bir Marilyn Monroe röportajına ne dersiniz?

1960'da yayınlanmış.

Bir yerlerde okumuş olabilirsiniz, olsun.

Tamamını tercüme edemeyeceğim, bu kadarıyla idare edin.

Ben inanılmaz eğlendim ve kendime şu soruyu sormadan edemedim:

- Marilyn Monroe'nun sarışın ve aptal olduğunu sahi kim söylemişti?


WHAT DO YOU WEAR AT NİGHT? CHANEL NO. 5!


Marilyn Monroe: Bütün hikayemi kendiliğimden anlatmamı beklemiyorsunuz değil mi! Nereden başlayayım, nasıl başlayayım? O kadar çok iniş, çıkış ve viraj var ki. En iyisi siz merak ettiklerinizi sorun, ben cevap vereyim...

Georges Belmont: Hatırladığınız ilk çocukluk anılarınızla başlayalım...

Marilyn Monroe: Çok da hatırlamak istediğimi söyleyemem ki! Oldukça acıklı bir hikaye. Çok çok fazla mücadele. Benim dışımda da kimseye fazla ilgilendirdiğini düşünmüyorum. Annemin ilk eşinin adım Baker, ikincisinin Mortenson. Neyse, benim adım Norma Jean Baker. İdi yani. Bütün okul kayıtlarımda da böyle geçer. Onun dışında hakkımda yazılıp çizilen herşey yalan. Tamamen palavra! Savaş sırasında bir fabrikada çalışıyordum. Çok sıkıcıydı. Hatta içler acısıydı. Etraftaki kızlar sadece bir gece önce neler yaptıklarını ve haftasonu ne yapacaklarını anlatıyorlardı. Erkeklere gelince, işi gücü bırakıp bana not yazıyorlardı. Bir gün Hava Kuvetleri bizim fabrikanın fotoğraflarının çekilmesini istedi. 10 puan, doğru tahmin ettiniz! Fabrika tanıtımı için seçilen model bendim! Günlerce elimde abuk sabuk şeyler, fotoğraflar çektirdim. Fotoğraflar Eastman Kodak'ta tab edildi. N'oldu dersiniz? Kodak fotoğrafçılardan David Conover geldi, ‘‘Sen model olmalısın’’ dedi, ‘‘Rahatlıkla saatine 5 dolar kazanırsın!’’ O sırada haftada 20 dolar ancak kazanıyordum ve her gün 10 saat çalışarak, Üstelik soğuk betonun üzerinde saatlerce ayakta kalarak... Eee denemeye değerdi!

Georges Belmont: Sık sık yalan söyler misiniz?

Marilyn Monroe: Beni gerçekten tanıyanlar yalan söyleyemediğini bilirler. Böyle bir alışkanlığım yok. Bazen bazı şeyleri anlatmam, es geçerim. O da kendimi ve başkalarını korumak için. Bunun adı da yalan olamaz, değil mi? Ama insanlar bir tuhaf. Gerçekten. Ve çok komikler. Size bir şey soruyorlar, dürüst cevap vermenizi istiyorlar. Sonra da şok geçiriyorlar! Birileri bana ‘‘Yatağa girdiğinizde üzerinde ne olur?’’ demişti. ‘‘Pijama mı?’’ ‘‘Küçük bir şort mu? Ne!’’. Ben de en sakin halimle, ‘‘Channel No. 5’’ dedim. ‘‘Çıplak yatarım’’ dememiştim ama ben gerçeği söylemiştim!
X