Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Son kuzu fıkrası

    Hürriyet Haber
    27 Mart 1998 - 00:00Son Güncelleme : 27 Mart 1998 - 00:01

    Cumhurbaşkanı Demirel, siyasi kulisleri dalgalandıran kurtlu-kuzulu fıkrasının ardından, dün de Köşk'te çevresindekileri kahkaya boğan bir fıkra daha anlattı. Ancak Demirel, ‘‘Bunu bir yorum için söylemedim. Kuzulu fıkraları bununla noktalıyorum’’ demeyi de ihmal etmedi.

    Ordu-hükümet ilişkilerinde yaşanan gerilimle birlikte Çankaya Köşkü'nde anlatılan ve siyasi çevrelerde özel anlamlar yüklenen kurtlu-kuzulu fıkralara, Çankaya Köşkü'nde dün bir yenisi eklendi. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in dün Odalar Birliği'nin ISO-9002 kalite belgesini alması nedeniyle düzenlenen törenden sonra gazetecilere anlattığı fıkra, yine koyunları konu aldı. Demirel'in fıkrayı bitirmesiyle birlikte çevreden bir kahkaha tufanı koptu.

    Bununla birlikte, Cumhurbaşkanı, bu fıkradan özel bir anlam çıkarılmamasını istedi, ‘‘Bunu herhangi bir yorum için söylemedim. Kuzulu fıkraları bununla noktalıyorum’’ dedi.

    GAZETECİDEN TEMEL FIKRASI

    Çankaya Köşkü'ndeki fıkralar bununla bitmedi. Bu kez bir gazeteci, Demirel'e bir Temel fıkrası anlattı. Demirel'in kulağını kabartarak dinlediği fıkra şöyle:

    ‘‘Öküz küpün içindeki samanı yemek ister. Başını küpün ağzından içeri sokar, ancak boynuzları nedeniyle kafası küpten içeri girmez. Bir çare aranır. Temel devreye girer ve 'ben bu işi çözerim' der. Temel herkesin gözü önünde eline baltayı alıp öküzün boynuna indirir. Öküzün kafası kopar. Gövdesi yerde, kafası ise küpün üzerindedir. Temel etrafındakilere dönüp şöyle der: ‘Artık küpü kırabilirsiniz.'

    Demirel, kahkahayı bastıktan sonra gazeteciye sordu:

    ‘‘Bu Trabzon Valisi'nin fıkralarından biri mi?’’

    Gazeteci yanıtladı:

    ‘‘Hayır efendim, biraz önce burada Yalım Erez anlatmıştı.’’

    LİDERLERİ HİZAYA GETİRİN

    Tam bu sırada sohbete, ‘‘Nedir efendim bu liderlerin birbirleriyle kavgası. Siz babasınız. Artık babalığınızı yapın, şunları hizaya getirin’’ sözleriyle Antakya Ticaret Odası Başkanı Kazım Kuseyri girdi.

    Kuseyri, Demirel'e liderleri ‘hizaya getirmesi' için şu öneride bulundu:

    ‘‘Bakın küçüklüğümde bizim evde kardeşler kendi aramızda kavga ettiğimiz zaman, babam bizi toplar ve dinlerdi. Sonra kimi suçlu bulursa, ensesine bir tokat indirir, 'hadi bakalım şimdi barışın' derdi.’’

    Demirel, siyasi parti liderlerinin enselerine şaplağı indirecek mi?

    Verdiği şu yanıttan Cumhurbaşkanı'nın her türlü ‘kuvvet kullanma' yöntemine karşı olduğu anlaşıldı:

    ‘‘Eli sopalı devir artık sona erdi. Şiddetin her türlüsüne karşıyız.’’

    KIYAMETE KADAR KAVGA

    Ancak Kuseyri, şiddette ısrar etti:

    ‘‘Tekdirle uslanmayanın hakkı kötektir.’’

    Demirel, kötek eşiğine ‘aşamalı ve kontrollü' bir geçişin gerektiğini şu sözlerle anlattı:

    ‘‘O söz tam öyle değil. Nush (Nasihat) ile uslanmayanın hakkı tekdir (azar), tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.’’

    Kuseyri, yine tatmin olmamıştı. Antakyalı işadamı, bu kez ‘‘Bu liderler daha ne kadar kavga edecekler?’’ diye sorduğunda, Demirel, şu karşılığı verdi:

    ‘‘Kıyamete kadar...’’

    Konuşmanın tam bu bölümünde, araya gazetecilerin MGK toplantısının gerilimli geçip geçmeyeceğine ilişkin soruları girdi. Ardından İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Nejat Ekrem Basmacı, Demirel'le sohbete girişti ve bir şikayetini aktardı:

    ‘‘1957 yılından beri kuruluşun başkanıyım. Beni yaşlı olduğum halde görevi bırakmadığım için eleştiriyorlar. Onlara ne cevap vereyim Sayın Cumhurbaşkanım?’’

    Demirel, gülerek ‘‘En iyi savunma hücumdur’’ diye söze girdi ve şu öğütte bulundu:

    ‘‘Beni eleştirenlere 'Ben bu görevde dalya (100 yaş) diyeceğim' de. Bak o zaman seni hiç zorlayamazlar.’’

    Son günlerde daha çok sembollerle konuşmayı yeğleyen Cumhurbaşkanı Demirel, İstanbullu işadamına verdiği bu taktikle acaba çevresini saran topluluğa ne mesaj vermişti?

    Koyun kalmadı...

    Adamın koyunları vardır. Ancak kurt gelip yemektedir. Bir çare arar. Köydeki akil adama gider. Akil adam, koyunların bahçede bulunduğu yerin çevresini telle kaplamasını önerir. Adam teli çevirir. Fakat sabah kalktığında ne görsün, kurt koyunu yine aparmış.

    Yine akil adama gider. Akil adam, bu kez ‘etrafına duvar ör’ der. Duvar örülür. Ancak ertesi sabah bakar ki, kurt kuzuları yine aparmış. Doğruca akil adamın kapısı çalıp, durumu anlatır ve sorar: ‘‘Başka çare yok mu?’’

    Akil adam cevap verir:

    ‘‘Çare olmasına var, var da sen de koyun kalmadı...’’






    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı