Gündem Haberleri

    Son konuşma

    Hürriyet Haber
    08.07.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Ankarayı sarsan gecenin perde arkası

    Hazine’den Sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay intihar teşebbüsünden kısa bir süre önce, ANAP Lideri Mesut Yılmaz'ın borsa spekülasyonuna dönük sözlerini gece yarısı haberlerinden duyuyor. İsminin borsa spekülasyonu ile ilişkilendirilmesinden rahatsızlık duyan Uluğbay gece yarısı intihar girişiminde bulunuyor. Kaldırıldığı hastanede yoğun bakımdan çıkan Bakan Uluğbay, hayati tehlikeyi atlatmış durumda.

    ‘‘Kardeşim bu işi nereye çekiyorlar...’’

    Bunlar Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay'ın, intihar teşebbüsünde bulunmadan kısa süre önceki sözleri. Tepkisi ise gece yarısı haberlerinde ekranda izlediği ANAP Lideri Mesut Yılmaz'ın, borsa spekülasyonuna dönük sözlerine...

    Yılmaz, ekranda IMF belgelerini dolaylı yoldan elde edip borsa spekülasyonu yaptırdığı iddialarına şu yanıtı veriyor:

    ‘‘Bu belge bana doğrudan Hazine'den Sorumlu Bakan arkadaş tarafından verilmiştir...’’

    SPEKÜLASYONDAN RAHATSIZ

    Uluğbay, gün boyu yoğun işleri dolayısıyla Yılmaz'ın sözlerini ancak gece yarısı haberlerinden öğreniyor. İsminin borsa spekülasyonu ile ilişkilendirilmesinden rahatsızlık duyuyor.

    Nedret Uluğbay, uzun süredir yorgun olan eşini sakinleştirmeye çalışıyor:

    ‘‘Büyütüyorsun. Ne gerek var bu kadar kendini yıpratmana. Yoruldun, bırak biraz bunları...’’ Ancak onuruna bugüne kadar söz getirmeyen Uluğbay'ın siniri yatışmıyor.

    Olayın farklı bir noktaya çekilmek istenmesinden rahatsızlık duyduğunu sürekli vurguluyor.

    SİLAH SESLERİ GELİYOR

    Ekranın başından kalkıp yatak odasına gidiyor.

    Birkaç dakika sonra da silah sesi evdeki sessizliği bozuyor.

    Eşi Nedret Uluğbay, dün sabaha karşı hastaneye gelen DSP'li bakanlara intihar olayından hemen önce evde yaşananları böyle aktarıyor.

    Oğlu Burak Uluğbay ile yatak odasına girdiğinde eşinin ikinci kez başına silahı götürme çabasında olduğunu ve elinden silahı zor aldıklarını belirtiyor.

    Oğlu Burak'ın eşinin elinden almak mücadele ettiği sırada silahın bir kez daha patladığını belirtiyor.

    Oğlunun güç bela silahı aldığını, kendisinin silahı ayağı ile bir kenara iteklediğini aktarıyor.

    Odadakilerin hiçbiri Hikmet Uluğbay ile silahı bağdaştıramıyor.

    ARKADAŞLARI ŞOKTA

    İçlerinden biri, ‘‘Bana 'ilaç ile intihara kalkıştı' deseler daha inandırıcı gelirdi’’ diyor.

    Odada bulunan ve Uluğbay'ı Trafik Hastanesi'nden, Başkent Hastanesi'ne getiren Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, şok içinde. Daha üç saat öncesi Hazine bürokratları ile yaptıkları toplantıda bir arada olduğu yakın arkadaşının tavrına anlam veremiyor.

    Özkan, toplantı sonrası Uluğbay ile kısa bir süre beraber olduklarını, ardından Gölbaşı Gençlik Spor tesislerinde DSP'li arkadaşları ile yemeğe gittiğini anlatıyor. Bu sırada kendi kendine sitem ediyor.

    ‘‘Keşke Hikmet Hoca'yı da zorlayıp akşam yemeğe götürseymişim...’’

    Orman Bakanı Prof. Nami Çağan'ın kendine sitemi daha farklı oluyor:

    ‘‘Milletvekillerine silah dağıtılırken, Hikmet Bey ‘Yahu bu silah işini hiç sevmiyorum, ben almasam olmaz mı?'dedi. Keşke almasaymış’’

    JAPONLARDAN ETKİLENDİ

    Sonra Uluğbay'ı intihara sürükleyen nedenler sıralanıyor. Hemen hepsi aynı noktada bütünleşiyor:

    ‘‘Son dönemde çok sıkıntılıydı. Milli Eğitim'de temizliğini yaptığı irticacı kadroların Danıştay kararları ile dönüşünden Hazine'nin tam takır olmasına, memur maaşlarına kadar her şey onu etkiliyordu.’’

    Gün ağardığında Uluğbay'ın durumunun iyi olduğu haberi ulaşıyor.

    DSP'li bakan ve milletvekilleri saat 06.30'da hastaneden ayrılırken içlerinden biri şöyle diyor:

    ‘‘Hikmet Hoca, Tokyo'da müşavirken Japonlar'ı yakından tanıdı. Tıpkı onlar gibi davrandı, başaramadığını düşünüp Japon samuraileri gibi harakiri; onur intiharı yaptı. İyi ki intiharı başaramadı...’’

    Oğlum tabancayı elinden aldı

    Nedret Uluğbay eşinin intihar girişimi sırasında gelişen olayları şöyle anlattı:

    ‘‘Eşim, saat 00.45 sıralarında çalışma odasındayken bir el silah sesi duyduk. Oğlum Burak'la birlikte odaya koştuk. Eşim kanlar içinde yerde yatıyordu. Eşim buna rağmen silahı elinden bırakmamıştı ve ikinci kez ateşlemek için uğraşıyordu. Eşim silahı ikinci kez ateşledi ancak bu mermi boşa gitti. Bunun üzerine oğlum tabancayı eşimin elinden aldı.’’



    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı