"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Son dakika incilerim

Geçen hafta, 2011’e artık ay bitsin gitsin diyerek son noktayı koymayı çalışırken çok anlamlı bir şey geldi başıma.

Spor A.Ş.’den bir telefon geldi.
Avrasya Koşusu’ndaki yardımseverlik koşularına dair çabalarım, yaptıklarım ve yazdıklarım adına Basın Teşvik Ödülü’ne layık görülmüşüm. Havalara uçtum.
Uçtum çünkü, yazmak başka, işin içinde olup hem gerçekten çok çalışıp koşarak, koşmayı öğrenerek bunları yaşayarak yazmak başka. Spor ve yazı ikisi bir arada bana ödül getirdiler, bunun tadı bammmbaşka!
Bir de bana layık gördükleri ödülü aslında ben Adım Adım Oluşumu ile TEGV için koştuğumdan, TEGV adına aldım. O ödül sayesinde 50 çocuk daha eğitim alabilecek. Bunun sevinci de en başka.
Kendime misyon edindim. Avrasya, Runtalya, Bozcaada, Tarsus, Urfa, Likya her nerede ne koşu varsa, elimden geldiğince koşacağım, anlatacağım ve bunu da ADIM ADIM ile beraber yardımseverlik koşusunu yaygınlaştırmak için yapacağım.
Şu memleketin koşan ve yazan kadını olmayı accayip seviyorum.
“Bu kadın da öyle bir deliydi işte, koştu durdu!” desinler... Bi gün benim için.
Amin.
Avrasya Maratonu’nda bundan dört sene önce ilk koştuğumda kahrolmuştum haline.
Dünyanın tek kıtalararası koşusunun hali içler acısıydı çünkü. Basını tek ilgilendiren, köprüdeki şaklabanlıktı. Oysa orada aynı zamanda inanılmaz da ciddi bir spor turizmi yaratılacak potansiyel vardı, kullanılmayan.
Spor A.Ş.’nin başına Atom Karınca gibi bir adam geldi, Alpaslan Baki. Biz koşan insanları dinledi, gitti dünyadaki organizasyonlara baktı. Bu işe baş koydu tüm ekibiyle beraber. Ekibindekilere de helal olsun. Hepsi Atom Karınca kesildi.
Bu sene muhteşem bir Avrasya Maraton Fuarı yaptılar. Sponsorları Avrasya ile barıştırdılar, ortama her türlü yeniliği getirmek için canla başla çalışıyorlar. Çok büyük ve bir o kadar da zor bir organizasyon çünkü.
Üstelik, Avrasya çok da zor bir parkur bakın.
Köprüyü geçtiğiniz anda ilk rampada bitersiniz sıkı antrenmanlı değilseniz. İnsanın feleği şaşıyor o yolda. Finişe gelirken tam tükendiğiniz noktada Gülhane yokuşunu hele anlattırmayın bana. Bir Allah bir ben biliyorum orayı nasıl geçtiğimi valla.
Üstelik İstanbullu da sizi yalnız bırakıyor, maalesef. İnsanların sokaklara dökülüp koşanlara destek vermesi gerek, ama o da olacak.
Yani bunları şu sporu yapmadan, orada koşanların arasında olmadan anlatabilmek zor. O yüzden her şeyin anlamı başka türlü kıymetli bana.
Neyse. Uzatmak istemiyorum. Bomba haberi veriyorum.
Avrasya ALTIN Maraton kategorisine yükseldi!
2012’de Altın kategorisinde bir maraton olmuş Avrasya’da yine 15 km koşacağım Adım Adım ile, engelli bir arkadaşımızı tekerlekli sandalyesinde iterek, TEGV için.
Yine.
Ve koşabildiğim sürece...
Koşacağım.
Biline.
Yonca
“koşan kadın”

2012 Berlin

Kendime 2012 için bir hediye aldım.
Hedef hediye ettim kendime. Azim hediye ettim.
Çaba ve çalışma hediye ettim.
Yarım bırakamama, vazgeçememe, kendimle savaşma, kendimi aşma hediye ettim kendime.
Deneme kabiliyetimin sınırlarını zorlama hediye ettim.
Şu an bunu burada yazınca geri dönüşü olmayacak bir hediye...
Zor ama, denemeye değer bir hediye.
2012’de dünyanın en hızlı ve bir sürü rekorunun kırıldığı Berlin Maratonu’nda ilk tam maratonumu koşmayı hediye ettim kendime.
Kaydımı yaptırdım.
Nasipse, 30 Eylül 2012’de 39. Berlin Maratonu’nda 42 km 195 metre koşacağım. Yazarken ellerim titriyor!
Sanırım, Berlin Maratonu’nu en yavaş bitirmiş ilk Türk kadın koşucu olacağım.
Ben sonuncu olmaya razıyım. Yeter ki bitirebileyim.
Antrenmanlarıma başladım bile!
Koş Yonca...
Yonca
“zır deli”

X