Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Somali tezkeresi 1 yıl uzadı

    A.A
    07 Şubat 2011 - 16:10Son Güncelleme : 07 Şubat 2011 - 16:28

    Aden Körfezi ve Somali açıklarında korsanlıkla mücadeleye katılan TSK deniz unsurlarının görev süresinin 10 Şubat'tan itibaren 1 yıl daha uzatılması için hükümete yetki verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla TBMM'ye sunulan tezkerede,  Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde  meydana gelen korsanlık ve silahlı soygun eylemleri hakkında 2008 yılında kabul  edilen BM Güvenlik Konseyi kararları ve TBMM'nin 1 yıl için verdiği izin  çerçevesinde, TSK deniz unsurlarının bu bölgelerde konuşlandırıldığı  anımsatılıyor.

    TSK deniz unsurlarının, bölgede seyreden Türk bayraklı ve Türkiye  bağlantılı gemilerin emniyetinin etkin şekilde sağlanması; uluslararası toplumca  yürütülen korsanlık ve silahlı soygun eylemlerine müşterek mücadele harekatına  aktif katılımda bulunmasının sağlandığı ifade edilen tezkerede, böylece, bu  alanda BM sistemi içinde ve bölgesel ölçekte Türkiye'nin rolünün ve  görünürlülüğünün pekiştirilmesinin temin edildiği belirtiliyor.

    TSK deniz unsurlarının bölgede görev icra etmesine izin veren TBMM  kararının süresinin 10 Şubat 2011 tarihinde sona ereceği kaydedilen tezkerede,  anılan bölgelerde ve Hint Okyanusu'nda korsanlık ve silahlı soygun eylemlerinin  devam ettiği ifade ediliyor.

    BM Güvenlik Konseyi'nin konuya ilişkin kararının süresinin 1 yıl daha  uzatıldığı anımsatılan tezkerede, TBMM'nin 10 Şubat 2009 tarihli kararında
    belirlenen esaslar gereği TSK deniz unsurlarının bölgedeki görevinin   10 Şubat2011 tarihinden itibaren 1 yıl uzatılması talep ediliyordu.

    ELEKDAĞ: “TÜRKİYE’NİN SIRRI LAİKLİKTE”

    CHP İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ,  Türkiye'nin, İslam dünyasındaki tek demokratik ülke olmasının sırrının, laiklik  ilkesini benimsemesinde yattığını ifade ederek, “Türkiye Cumhuriyeti'nin laik  yapısı zayıflarsa sadece demokrasisi tehlikeye düşmekle kalmaz, Türkiye örnek  olma vasfını da kaybeder” dedi.
    TBMM Genel Kurulu'nda, TSK deniz unsurlarının Aden Körfezi açıklarındaki  görev süresini 1 yıl daha uzatan Başbakanlık tezkeresinin görüşülmeleri devam  ediyor.

    Tezkere üzerinde CHP grubu adına söz alan Elekdağ, daha önceki iki  tezkere uyarınca bu bölgelere gönderilen TSK deniz unsurlarının görevlerini BM  sistemi içinde başarıyla yerine getirdiğini söyledi.

    Elekdağ, konuşmasında Mısır'da yaşanan gelişmeleri de değerlendirdi.  Elekdağ, 30 yıl süreyle boş bırakılan Devlet Başkanlığı Yardımcılığı'na Ömer  Süleyman'ın atandığını anımsatarak, “Direnişçilerin talepleri doğrultusunda  Mübarek istifa ederse, anayasaya göre iktidar otomatik olarak Süleyman'a  geçecektir. Süleyman'ın atanmasının nedeni, Mübarek'in çok sadık bir adamı  olması, ABD ve İsrail ile gayet iyi ilişkileri bulunmasıdır” diye konuştu.
    Mısır seçimlerinin, Müslüman Kardeşler de dahil, toplumdaki tüm siyasi  akımları kapsayarak,demokratik standartlara uygun şekilde yapılması halinde yeni  hükümetin, İsrail ve ABD'ye yönelik politikalarının nasıl olacağı sorusunu  yönelten Elekdağ, şöyle devam etti:
    “Yeni hükümet, ABD'den sağladığı bağış şeklindeki önemli mali yardımın  ve Mısır ordusuna askeri yardımın devamını sağlamak için, ABD ve İsrail ile  ilişkilerini aksatmadan yürütmeye çalışsa dahi, bu ilişkiler Mübarek dönemindeki  stratejik ortaklık niteliğini, yakın dostluk ve sıcaklığını kaybedecektir.  ABD'nin bölgede Mısır'ın yerine koyacağı bu önemde başka bir unsur yoktur. Bu  nedenle ABD'nin bölgedeki eli zayıflayacak ve kendine yeni bir Ortadoğu  stratejisi çizme ihtiyacını duyacaktır. Ortadoğu'da türbülans artacak, taşlar  yerinden oynayacaktır. Doğan jeo-politik boşluğun Türkiye tarafından doldurulması  düşüncesi Washington'da filizlenmeye başlayacaktır.”

    “İLHAM KAYNAĞI OLABİLİR”

    Şükrü Elekdağ, Ortadoğu'da demokrasi, insan hakları ve sosyal adalet  arayışları yoğunlaştıkça Türkiye'ye ilginin arttığını, Türkiye'nin profilinin  yükseldiğini dile getirdi.
    Elekdağ, Türkiye'nin, tarihsel ve kültürel mirası, bugünkü laik,  demokratik, sosyal hukuk devleti kimliğine ulaşmak için modernleşme,  demokratikleşme yolunda kazandığı deneyim nedeniyle İslam dünyası için bir  referans noktası, ilham kaynağı olabileceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
    “Çünkü Türkiye bugün dünyada, İslami değerleri, çok partili bir  demokratik sistemle ve laik bir devlet yapısıyla uzlaştırıp yaşatan yegane  ülkedir. Bu niteliğiyle Müslümanlığın çoğulcu bir demokratik toplumla başarılı  şekilde bağdaştığını çarpıcı biçimde kanıtlayan örnektir. Diğer taraftan,  dünyanın bugün içinde bulunduğu çatışma ortamı perspektifinden bakılırsa Türkiye  örneğinin, İslam ile batının ahenk ve barış içinde yaşamasının reçetesini  içerdiği, İslam radikalizmine dayanan ve dünyanın başına bela olan Bin Ladin'in  siyaset anlayışına bir alternatif oluşturduğu da anlaşılır.

    Altı önemle çizilmesi gereken bir nokta var: Türkiye'nin İslam aleminde  tek demokratik ülke olmasının sırrının, laiklik ilkesini benimsemiş olmasında  yattığıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin laik yapısı zayıflarsa sadece demokrasisi  tehlikeye düşmekle kalmaz, Türkiye örnek olma vasfını da kaybeder.

    Türkiye'nin yükselen bu profili, AKP iktidarına, tutarlı olmayı ve  başkasına verir talkını, kendi yutar salkımı konumuna düşmeme yükümlülüğünü de  getiriyor. Sayın Başbakan, Mısır'da Tahrir meydanında toplanarak iktidara karşı  direnç gösterenleri meşru direniş haklarını kullanıyorlar diyerek desteklerken,  Ankara'da demokratik haklarını kullanan işçileri copla, gazla ve panzerle  dağıttırırsa o zaman Hükümet tutarlılığını yitirmiş olur. O zaman Başbakan'a ,  Kahire'de hak olanın, neden Ankara'da yasak olduğunun sorulması meşru olur.”

    “AHLAKSIZ SALDIRILAR”

    MHP İzmir Milletvekili Erdal Sipahi de partisinin görüşlerini dile  getirirken, korsanlık, deniz haydutluğunun, uluslararası bir suç olduğuna,  evrensel yargı kapsamına girdiğine dikkati çekti.

    Ordunun, tarihinde, cumhuriyet döneminde dünya coğrafyasının bir çok  alanında bulunduğunu, görev aldığını, sancak gösterdiğini belirten Sipahi, şu  görüşleri dile getirdi:
    “Ne Aden Körfezi ve Somali kıyıları ne Akdeniz ne de Karadeniz'in her  köşesi, Türk donanmasının ve bayrağımızın yabancısıdır. Hayasızca yürütülen  asimetrik, psikolojik harekatın hedeflerinden biri olan Türk donanması,  milletimizin namus ve şerefini korumak için yalnız kendi denizlerimizde değil,  dünyanın her yanındaki sularda yüce milletimizi, onurla, gururla temsil  ettiğinden, edeceğinden eminiz.

    Türk ordusu, Türk tarihinin mirası ve Ata'sının vasiyetini yerine  getirirken, dışarıdan ve içeriden kendisine yöneltilen maksatlı bir iftara,
    suçlama kampanyasının ahlaksız ve hayasız saldırılarının  hedefi yapılmaktadır.

    Peygamber ocağı bu ordu, bunu hakketmemektedir. Kafalarının arkasında alternatif  ordu kurma gayretindekiler bunu bilmelidir. Kendi çapsızlıklarını, ordumuza  yönelik 'kağıttan kaplan' sözlerine yansıtanlar, kendilerinin hangi kağıttan  yapıldıklarını, kendi içlerinin oyukluğunu, tabii ki hadlerini bilmek zorundadır.  Millet de ordumuza yönelik bu kirli oyunları ve taraflarını tanımak, anlamak  zorundadır.”

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı