Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Solun treni yakalama zamanı

    Hürriyet Haber
    13 Şubat 2000 - 00:00Son Güncelleme : 13 Şubat 2000 - 00:01

    AB üyeliğine adaylık sürecinde Türk Sol'u yeni bir program üretebilecek mi?

    Berlin Duvarı yıkıldı. Komünizm çöktü. Milliyetçilikler patladı. Yeni liberalizm rüzgarıyla birlikte küreselleşme dünyaya hakim oldu. Ancak Batı, ‘‘sol ideolojinin artık öldüğü’’ yargısının yanlışlığının kısa zamanda farkına vardı. Bu süreçte sol bir ideoloji ve politikanın gerekliliği kavrandı.

    Avrupa solu evrim geçirdi, çoğu ülkede iktidar oldu. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine adaylık sürecinde Türk solu aynı evrimi geçirebilecek mi? Yeni programlar üretebilecek mi? Yoksa tarihin trenini yine kaçıracak mı? Kaçırmasa bile katarın son vagonu mu olacak?

    PARTİLİLER UMUTLU

    Zekeriya Temizel (DSP) Yolsuzlukla mücadele

    AB'ye tam üyelik hedefi ve perspektifi ışığında kendini programlama açısından sol ve sağ partiler arasında büyük bir farklılık söz konusu olmayacaktır. Sol partilerin, özellikle ekonomik faaliyetlerde, katı devletçilik anlayışının değişiminden sonra, AB'nin demokratikleşme ve ekonomik ölçütlerine uyum açısından programlarında büyük değişiklik yapması da gerekmektedir. Bu durumda düşünülmesi gereken, tam üyelik hedefi gerçekleştikten sonra, Birliğin programlarını nasıl etkileyecekleridir.

    Sol partiler, bütünleşme için her alandaki gelişmişlik farklarını kaldırmayı amaçlayan politikaların, geliştirilerek sürdürülmesi için alınacak önlemleri şimdiden planlamak zorundadırlar. Yolsuzluklarla mücadele ve yolsuzlukların yarattığı haksız rekabet, değişim programının ön sıralarında yer almalıdır.

    Ercan Karakaş (SODEV Başkanı, CHP PM Üyesi)

    Evrensel ölçütlerde demokrasi

    İnsan haklarına dayalı çoğulcu demokrasi AB'yi oluşturan ülkelerin ortak değerlerinin başında gelmektedir. Hala 12 Eylül Anayasası ve yasaları ile yönetilmeye çalışan Türkiye'nin evrensel demokrasi normlarının çok uzağında olduğu bir gerçektir.

    Hiç değilse bu süreçte bize bunu hatırlatan herkesi ‘‘Türkiye'nin düşmanı’’ olarak görmekten vazgeçelim ve bir an önce evrensel ölçütlere uygun bir demokratikleşmeyi gerçekleştirelim.

    Aynı şekilde, mevcut ekonomik sorunlarla, enflasyonla ve eşitsizliklerle tam üyelik şansı yoktur. Bu alanda da başarı toplumsal uzlaşmaya dayalı politikalarla mümkündür. Sol, bunu talep etmeli, AB konusunda geniş kesimleri aydınlatmak ve sürece katmak için programlı çalışmalar yürütmeli ve alternatiflerini ortaya koymalıdır.

    Tarhan Erdem (CHP Genel Sekreteri)

    Tanım yeniden yapılmalı

    1- Kendini ‘‘Sol’’ olarak adlandıranlar, anlayışlarını yeniden tanımlamalı ve bu tanımı açıklamalıdır.

    2- Düşünce ve örgütlenme özgürlüğü tanımı açıklanmalıdır.

    3- AB kurallarına, Türkiye verilerine göre değiştirilerek veya korunarak, nasıl uyum sağlanacağı ortaya konmalıdır,

    4- Önümüzdeki 20 yıl kişi başına milli gelirin, yıllık net artış ortalamasının yüzde 5'in altına düşmemesi için tasarruf ve proje politikaları geliştirilmeli ve önerilmelidir.

    5- Ülkemizde 30 milyon kişinin mesleği yoktur. Tam çalışma ve yaygın yetişkinler eğitimi politikaları ve projeleri önerilmelidir.

    6- Eğitim kurumları standartlarının Avrupa standardına yükseltilmesi azaltılması projeleri geliştirilmelidir.

    PARTİSİZLER ÇOK SESLİ

    Ahmet İnsel (Öğretim Üyesi)

    Sol önderliği üstlenebilir

    Türkiye'de solun AB'ye tam üyelik hedefine bağlı olarak kendini programlaması gerekmiyor. Türkiye solu için asli olan iki olgu var. Birincisi, AB'ye aday üyelik süreci içinde, demokrasi, insan hakları, özgürlük, farklılıkların birliği gibi konularda, bu sürecin yarattığı olanakları değerlendirmek. Kutsal devlet ve fırsatçı iktisat düzenini yıkmak için, bu açılım olanaklarını kullanmak. Kamuoyunu ve toplumsal hareketleri bu yönde etkilemek, harekete geçmelerine öncülük etmek. İkincisi ise acımasız muhafazakar demokrasi Avrupasına karşı diğer Avrupa sol örgütleriyle beraber mücadele etmek. Bunun için Türkiye Solu’nun kendi tahayyül dünyasını sınırlayan şablonlardan kurtarmayı başarması ön koşuldur.

    Prof. Dr. Mümtaz Soysal

    Başlıca ödev işbirliği

    Avrupa Birliği, şimdiye kadar, uluslar-ötesi büyük sermayenin istekleri doğrultusunda, ekonomik yöntemleri ve sosyal sonuçları bakımından alışılmış sol politikalardan uzaklaşan bir gelişme gösterdi. Fransız sosyalistleri dışında buna karşı çıkan da pek olmadı. Adaylık sürecinde de olsa, Türk solunun Avrupa konusunda başlıca ödevi, bu gidişi doğrultmaya yönelik güçlerle diyalog kurup işbirliği yapmak ve AB'deki oluşumları izleyerek bunların Türk halkına zarar verebilecek yönlere kaymasını engellemek olmalıdır.

    Ömer Laçiner (Yazar)

    Tarihsel Davet

    Sol kendini Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girişine programlamaz; Avrupa Birliği'ne girişi, kendisinin asli-kapitalizmi aşmak amacıyla olan programının bir önemli parçası olarak ele alır, almalıdır. Sol, zaten onyıllardan beri-kimi zaman tek başına sürdürdüğü mücadeleyi, şimdi AB'ne giriş süreci vesilesi ile daha etkin ve geniş bir platformda yürütmek ve sonuçlandırmak imkanına sahiptir. Ancak bana göre, Türkiye'nin AB'ne katılma ihtimali, Türkiye Sosyalist solunu, kapitalizme karşı, onu aşacak gerçek alternatif, yeni bir toplum ve dünya yaratma iddia ve misyonuna odaklanması için tarihsel bir davet ve imkan anlamına geliyor.

    Sencer Ayata (Öğretim Üyesi)

    Önce eğitim seferberliği

    Türkiye'de ekonomik, toplumsal ve siyasal standartların yükseltilmesi bütün partilerin ortak sorunu olmakla birlikte, sol partiler bütünleşmenin bazı alanlarında daha fazla inisiyatif alabilir. Solu diğerlerinden ayıran en önemli nokta, solun eşitlik ilkesine daha fazla önem vermesidir. AB sürecinde rekabet gücünü geliştirmek eğitime bağlıdır. Solun AB süreci içinde oynayabileceği kilit rol, her alan ve kademeyi kapsayan topyekün eğitim seferberliği programı oluşturmak olmalıdır.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı