Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Soldan sağa gidenlerin farkı

AKP, Muş’ta aday sıralaması nedeniyle sıkıntı yaşıyor.<br><br>Bu durumu gören Başbakan Tayyip Erdoğan, toparlama görevini Muşlu olduğu için, partisinin yeni ismi Zafer Çağlayan’a verdi.

Birlikte Muş’a yaptığımız gezide Çağlayan’ı, AKP’ye iyice ısınmış; ama içinden geldiği çevrenin kendisine yüklediği sorumluluğun da farkında gördük.

Kendisine "vernel" görevi yüklendiğinin bilincinde olan Çağlayan, AKP’nin bir dönem daha iktidara geleceğinden emin, şu tespiti yapıyor:

"Göreceksiniz, ikinci dönem daha farklı olacak. Türkiye asıl kalkınmayı, asıl itibarı bu dönemde kazanacak. Kurumlar arası çatışma olmayacak."

AKP’ye yönelik bazı eleştirileri "önyargılı" bulan Çağlayan, AKP’nin, "Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet" sloganını çok önemsiyor.

SANKİ GÖREV TETİKÇİLİK

Çağlayan,
ortaya çıkan "önyargılarda" AKP’nin payı konusunda, en azından görüntü olarak, ciddi bir sorgulama içinde görünmüyor.

Ancak, Erdoğan’ın, anlatılması halinde olaylara farklı yaklaşabileceğine inandığından, oldukça rahat.

AKP’nin yeni isimlerinin de "anlatma" görevini iyi yapacağına inanıyor.

Çağlayan’la sohbette, muhalefete karşı oldukça dikkatli üslup kullandığını gördüm; eleştiri yerine partisinin görüşlerini savunmayı önde tutuyor.

Özellikle Deniz Baykal’a karşı saygılı bir dil kullanıyor.

Bunda işadamı ve yeni siyasetçi olması etkili görülebilir; ama Çağlayan’ı dinlerken sağdan sola gidenlerle soldan sağa gidenlerin farkını düşündüm.

İlhan Kesici, Lütfullah Kayalar, Edip Safder Gaydalı, Yaşar Okuyan gibi siyasi yaşamları sağda şekillenmiş isimler CHP’ye gittiler.

Bu isimlerin bir tekinin, eski partileri veya liderleri konusunda, bırakın sert eleştirileri, olumsuz tek bir ifadesine tanık olduk mu?

Ama, bir de dönün Ertuğrul Günay başta olmak üzere Haluk Özdalga’nın, Zafer Üskül’ün eski partileri ve liderleriyle ilgili açıklamalarına bakın.

Görevleri eski partilerine karşı tetikçilik yapmak, görüntüsü veriyorlar.

Her gün, çoğu hükümete yakın bir gazetede boy gösteriyorlar; CHP’nin ne faşistliği, ne aşırı milliyetçiliği, ne gericiliği kalıyor!

Baykal ise başbakanlık için darbelerden medet uman bir lider!

Son olarak Günay, Başbakan Erdoğan’ı TV’lerde tartışmaya çağıran Baykal’a, "Başbakan çok meşgul, gel benimle tartış" "nezaketini" de gösterdi.

YA GERİDE KALANLAR

Çağlayan’ın bazı arkadaşları da bizimle birlikte Muş’a geldiler.

Bazılarının AKP ile bir yakınlığı yok; Çağlayan’ın tercihini onaylamış değiller; ama iki taraf da aynı saygı içinde bağlarını koruyor.

Kesici, Kayalar, Gaydalı ve Okuyan için de geçerli olan bu tablo, soldan sağa geçenler için geçerli diyebilir miyiz?

Bence, hayır; Günay, onları unutmuş olabilir; ama eski arkadaşları bugün hálá siyasi çizgilerine olan samimi inançla yola devam ediyorlar.

Hiç değilse o arkadaşlar hatırına daha dikkatli bir dil kullanılamaz mı?

Belki de bir bakanlık her şeye değerdir de biz yanlış düşünüyoruz. Sağdan sola gidenler ile soldan sağa gidenler arasındaki bu fark neden?

Sol neden iktidar olamıyor, diyen solcular biraz da bu konuyu düşünmeli.
X