Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sol ve ulus

Mümtaz SOYSAL

Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nin 1'inci Olağan Büyük Kurultayı, parti adının akla getirebileceği özgürlük ve dayanışmanın ötesinde, eşitlik ve sosyalizm gibi kavramların da genç kuşaklarca ne kadar içten bir coşkuyla benimsenebileceğini herkese göstermiş olmalıdır.

Üstelik, ‘‘Yeni kuşaklar artık sol ideolojiye rağbet etmiyor’’ diyenleri çatlatırcasına, cinsiyet ayrımı gözetmeyen kızlı erkekli gençlik yığınlarınca.

Solculuğun, sadece son yıllarda pek küçümsenen ‘‘eski tüfekler’’e ve ‘‘dinozorlar’’a özgü pörsümüş bir ideoloji olmadığını cümle aleme göstererek.

Yalnız, bir nokta var ki, o iyi vurgulanmazsa, solun benimsediği kavramlar arasında sanki ulus sevgisi denen bir kavram da yokmuş ve bu kavram sağcılara özgüymüş biçimindeki yanlış inanç sürüp gidecek.

Türkiye'nin sağı, eskiden beri ulus sevgisine sahip çıkmaktan, hatta onu tekelinde tutup fiyakasını satmaktan pek hoşlanır.

Hem de ne sağ?

Irkçılıkla milliyetçiği karıştıran.

Ümmetçiliğini ulusallık gerisinde saklayan.

Bir yandan sınırlar ötesi sermayeyle işbirliği yapıp kendi halkını sömürürken, bir yandan da ulus sevgisini kimseye kaptırmaz görünen bir sağ.

Sol, elbette evrensel değerlere bağlılık, eşitlik, insanca kardeşlik ve barış demektir. Ama bunların kendi halkını bütün halklardan daha çok sevmekle, onun hakkını herkesinkinden daha iyi savunmakla çatışan bir yanı var mıdır?

Daha doğrusu, olmalı mıdır?

Sol, aynı zamanda, inanılan evrensel değerler için mücadele etmekse, ulusal çerçeve bu mücadelenin pratik olarak en iyi, en erken, en etkili biçimde sonuç vereceği çerçeve değil midir? Mücadele elbette evrensel boyutlarıyla düşünülmelidir; ama kendi halkınız için, onun olanaklarıyla oluşturduğunuz bir mücadele gücünü, evrensellik uğruna yeryüzüne yaymak ve olmayacak uzak hedeflerin peşinde koşmak çok mu akıllıcadır? Aranan kurtuluş, her şeyden ve herkesten önce, kendi ülkenizin ve halkınızın kurtuluşu değil midir?

En kötüsü, insanın evrensellik uğruna, evrensel olduğunu sandığı dayanışmalar için kendi halkıyla ters düşmesidir.

Hem de, bazı çevrelerin yanlış inançlarıyla değil, düpedüz bütün halkının çıkarlarıyla. Haktan, doğruluktan, eşitlikten ve adaletten yana bir solun, bu kavramlar kendi halkına bir bütün olarak çok görüldüğü zaman, herkesten daha fazla kaplan kesilmesi gerekmez mi?

Daha somut konuşabilmek için, ÖDP Kongresi'ne katılan Yunan solcularına sorulsun bakalım, Ege ve Kıbrıs söz konusu olduğu zaman kendi ülkelerindeki sağdan daha da yırtıcı olmuyorlar mı? Türkiye'nin Ege ve Kıbrıs tezleri evrensel değerlere öylesine ters mi düşmektedir ki, bu tezleri savunmak şovenlik ve bunlara karşı çıkmak da solculuk olsun?

Hele bunlara karşı başkalarıyla cephe birliği etmenin adı evrensel dayanışma olabilir mi?

Ulusal davalara ve sorunlara, evrensel değerlerle çatışmadan, ama kendi halkının çıkarlarına ve kendi ülkesinin yaşamsal haklarına da ters düşmeden insanca çözümler bulmanın akıllıca yolları vardır.

Bunları her şeyden önce akıl demek olan sol bulmayacak da kim bulacak?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI