Dünya Haberleri

DÜNYA

    Sol Parti saçmalığı

    Ahmet KÜLAHÇI
    23.06.2017 - 09:43 | Son Güncelleme:

    Uluslararası ilişkilerde genelde ölçülü bir dil kullanımı esastır. Yani diplomatik bir dil. Ama özellikle son dönemlerde Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin gündeme getirilmesine baktığımızda, bunun hiç de öyle olmadığını görüyoruz.

    Sol Parti saçmalığıTÜRK tarafın da, Alman tarafın da diplomasiden çok uzak, hiç de yapıcı olmayan bir dil kullandığına tanık oluyoruz.
    Özellikle de Almanya’da Sol Partili politikacılarda.
    Sol Parti, iki Almanya’nın 3 Ekim 1990 tarihinde resmen birleşmesiyle tarihe karışan ve eski Doğu Almanya olarak bilinen Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nde (DDR) komünizm palavrası ile kendi halkına eziyet eden, hatta tüm özgürlüklerini ellerinden alarak adeta işkence eden Sosyalist Birlik Partisi’nin (SED) uzantısıdır.
    Sol Partili politikacılar son dönemde Almanya içinde yapacakları bir şey kalmamış gibi, kafayı Türkiye’ye, daha doğrusu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a taktılar.
    Aylarca Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında üzerinde uzlaşmaya varılan sığınmacı sözleşmesinin iptal edilmesi için atıp tuttular.
    Almanya Başbakanı Angela Merkel’i “Erdoğan’a boyun eğmekle”, “Erdoğan’ın önünde diz çökmekle” suçladılar.
    Ama belli ki, Sol Partili politikacıların amacı, üzüm yemek değil, bağcıyı dövmekti.
    Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saldırarak Merkel’i dövmek.
    Ancak hesapları tutmadı.

    ***
    Sol Parti de dahil, Almanya’da diğer köklü partiler, 24 Eylül’de yapılacak genel seçim öncesi kamuoyu yoklamalarına göre oy kaybını sürdürürken, Merkel’in liderliğindeki Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) ile kardeş parti olarak bilinen Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) gücünü artırdı.
    Sol Partili bazı politikacılar, buna rağmen oy avcılığı yapmak için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saldırının dozunu artırdılar.
    “Terörün vaftiz babası”, “terörist”, “terörist başı” gibi çirkin söylemlerle Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhinde tam bir karalama kampanyası başlattılar.
    Katıldıkları açıkoturumlarda, verdikleri demeçlerde olduğu gibi, bu söylemlerini Federal Meclis olarak bilinen Alman Parlamentosu’nun kürsüsünden bile dillendirdiler.

    ***
    Son dönemlerde de kafayı paraya taktılar.
    “AB, aday ülke Türkiye’ye parasal yardımı durdursun” diyorlar.
    AB, yıllar önce 2014-2022 yılları arasında Türkiye’ye 4 milyar 450 milyon Euro kalkınma yardımı yapılmasını kararlaştırdı.
    Ancak şu ana kadar bu paranın sadece 167.3 milyon Euro’su Türkiye’ye verildi.
    Yani Peanats (fındık, fıstık-çekirdek parası).
    Sol Partili politikacıların bunu bilmemeleri mümkün değil.
    Belli ki hedef, genel seçim öncesi Alman halkını kandırarak kendi güçlerini artırmak.
    Aynı şekilde Sol Partili politikacılar, “Sığınmacılar için Türkiye’nin bütçesine girecek para gönderilmesin” diyorlar.
    Türkiye’deki sığınmacılar için AB ülkeleri ilk etapta 3 milyar Euro yardım sözü verdi.
    2018 yılı için de 3 milyar Euro daha.
    Ama şu ana kadar yapılan yardım 830 milyon Euro’yu geçmedi.
    Kaldı ki, bu paralar Türkiye’nin bütçesine girmiyor.
    Bu paralar somut projeler için ödenmektedir.
    Bunu Sol Partili politikacılar da bal gibi bilmektedir.
    Ama doğruları söylemek yerine, tıpkı SED döneminde olduğu gibi çarpıtmayı yeğlemekteler.

    ***
    Sol Partili bazı politikacılar şimdi de, 7-8 Temmuz’da Almanya’nın Hamburg kentinde düzenlenecek G 20 Zirvesi’ne katılacak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkede yaşayan Türklerle bir araya gelmesinin engellenmesini istiyorlar.
    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın herhangi bir yerde toplantı yapıp yapmayacağı, böyle bir planı olup olmadığı henüz bilinmiyor.
    Ama Sol Parti, “Federal Hükümet, Türk Cumhurbaşkanı’nın Almanya’da propaganda yapmasına izin vermemeli” diye basbas bağırıyor.
    Ne güzel değil mi?
    Hem Türkiye’de bazı alanlardaki özgürlüklerin sınırlandırılmasına haklı olarak tepki göstereceksin, eleştireceksin.
    Hem “Almanya özgürlükler ülkesidir” diyeceksin.
    Hem “Almanya’da basın özgürlüğü vardır” diyeceksin.
    Hem “Almanya’da düşünceyi ifade özgürlüğü vardır” diyeceksin.
    Ama sıra Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş Cumhurbaşkanı’na gelince “Almanya’da propaganda yapmasına izin verilmesin” diyeceksin.
    Sevsinler böyle özgürlük anlayışını...

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı