Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sokrates’in savunması! (2)

İNSANLIK tarihi dramatik olaylarla doludur.

Bundan 2480 yıl önce yaşayan ünlü filozof Sokrates de adil olmayan bir yargılama sonucu ölüme mahkûm edilmişti.
Sokrates’in, Tanrıların Tanrısı Zeus’a bile inanmadığı, “Güneş”in bir taş parçası, “Ay”ın ise bir topraktan ibaret olduğunu iddia ettiği, gençleri doğru yoldan çıkarıp, ahlaklarını bozduğu iddia edilmiş, 500 yargıçtan 280’i onun için “Suçlu” derken, 220 yargıç “suçsuz” bulmuştu.
Silivri’de, Ergenekon davasında yargılanan Kara Pilot Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin yetenekleri bakımından Sokrates’e benzetilmesi nedeniyle bunları dünkü yazımda anlatmıştım.

Sokrates, yargıçların verdiği ölüm kararını büyük bir soğukkanlılıkla dinler ve acı acı gülümseyerek:
“Eğer biraz beklemiş olsaydınız, ölümüm tabiat kanunu gereği kendiliğinden gerçekleşecekti. Görebileceğiniz gibi yaşım ilerledi. 70 yaşındayım. Bu uzun bir ömürdür. Bugün dünyamızda 50 yaşını gören insan azdır.
Şimdi hepinize değil ama yalnızca beni ölüme mahkûm edenlere söylüyorum: Sizin istediğiniz gibi konuşup yaşamaktansa, kendim gibi konuşup ölmeyi tercih ederim.
Katillerim olan sizlere bildiriyorum ki, benim dünyadan ayrılmamdan hemen sonra bana verdiğiniz cezadan çok daha ağırı sizleri bekliyor olacaktır.
Sizi suçlayanlardan kaçabilmek ve yaşamlarınızın hesabını vermemek için beni öldürtüyorsunuz. Ama sonuç beklediğiniz gibi değil, bütünüyle başka türlü olacaktır.
Eğer insanları öldürerek birinin sizin kötü yaşamlarını kınamasının önüne geçebileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu kaçış yolu ne olanaklı, ne de onurludur.
Fikirleri, düşünceleri öldüremezsiniz!
En soylu kurtuluş yolu başkalarını ortadan kaldırmak değil ama kendini değiştirmektir.”
Böyle konuşan Sokrates, ölümün aslında bir iyilik olduğunu düşünür, “Bunu ummak için çok büyük bir neden var” der ve şöyle devam eder: “Ölüm şu iki şeyden biri olmalıdır:
Ya bir hiçlik ve hiçbir şey duymama durumudur...
Ya da dedikleri gibi ruhun bir değişimi ve bu dünyadan bir başkasına geçiştir.
Şimdi eğer hiçbir şey duyulmadığını ama düşlerin bile rahatsız etmediği bir uyku gibi olduğunu düşünüyorsanız, ölüm anlatılamayacak kadar büyük bir kazanç olacaktır.
İddia edildiği gibi gerçekten öbür dünya varsa, o dünyada, ne olursa olsun, bir insanı düşündüğü ve sorular sorduğu için öldürmezler.
Beni ölüme mahkûm edenlere kırgın değilim. Her kişi yaratılıştan iyidir. Kimse bile bile kötü değildir. Her kötülük bilgisizlikten gelir! Cahil insanlar kendilerine bile düşmandır, başkalarına karşı iyi olmaları nasıl beklenebilir?
Sadece iyi bir şey vardır: Bilgi... Sadece kötü bir şey vardır: Cehalet!
Onlar gerçekte bir hiç iken, bir şeymiş gibi davranıyorlar. Bana hiçbir kötülük yapmış değiller. Gerçi beni mahkûm etmekteki amaçları kötülük yapmaktır ama yine de onların bana iyilik yaptığını düşünüyorum. Benim için en iyisi şimdi ölmek ve sorunlardan kurtulmaktır.
Ayrılma saati geldi ve hepimiz kendi yollarımızda gidiyoruz. Ben ölmeye, siz yaşamaya... Hangisinin daha iyi olduğunu yalnızca Tanrı bilir!”
Karısı Sokrates’e “Haksız yere idam ediliyorsun” diye hıçkırır.
Sokrates “Ne yani? Haklı yere idam edilseydim daha mı iyiydi?” der.
Sokrates, devrinin en bilge adamı olmasına rağmen “Benim bildiğim tek şey, bir şey bilmediğimdir” der ve şöyle ekler:
“Dünya, hiçbir şey bilmediği halde, bildiğini sananlarla doludur. Bütün kötülükler, haksızlıklar bilgisizlikten doğar. Haksızlık yapmak, haksızlığa uğramaktan daha acıdır.”
X