"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Şöhreti taşımak

Bizim buralarda şöhretin anlamı biliyorsunuz insanlardan kaçmak, röportaj vermemek, büyük güneş gözlükleri, bereler, şapkalar takmak; yani insanüstü bir çabayla medyadan uzak durma gayreti göstermek, ama günün sonunda uzak kalmamak demek.

Sevgili ünlüler... Gün içinde sık sık “Ayy çok sıkıldım bu magazinden” diyor, başınızdan bereyi, gözünüzden güneş gözlüğünüzü eksik etmiyorsanız izninizle “sizi gidi pozcular sizi” demek isterim.
Madem bu kadar sıkılıyorsun tanınmaktan, ünlü olmayaydın o zaman. İnsanların seni tanımayacağı o kadar iş varken ünlü olacağın nadir işlerden birini seç, sonra da “insanlar niye beni tanıdı” de!
Ha, sokakta iken imza, fotoğraf isteyenler yüzünden yürüyemiyorsan o zaman başka.
Arka yollardan, arka kapılardan kaçarsın, kendine az biraz “sıradan insan koşulları” yaratırsın, bu hem en doğal ihtiyacın hem de hakkındır.
Ama sokakta pek de tanınmayacak bir ünlünün bereler, yüzüne beş numara büyük güneş gözlükleriyle halkını selamlayan kral gibi bir alışveriş merkezinde yürümesi, “bütün kafalar buraya çevrilsin” demek değildir de nedir, sorarım size.
Farklı diyarlardan farklı örnekler: Natalie Portman, Erdal Beşikçioğlu ve Sienna Miller...
Birisi, “Ben evliyim, bir kızım, gayet normal bir yaşantım var, onlar bana değil, Behzat Ç’ye aşıklar” diyecek kadar gerçekçi, bir diğeri paparazzi tacizi konusunda hukuki olarak en ileri noktaya gidecek kadar akılcı, bir diğeri Oscar’ı almasına kesin gözüyle bakılan, en aranılan, en sevilen oyunculardan biri olmasına rağmen, “yıldız nazı” yapmayacak kadar makul...
Bir de buraya bakalım: “Sevenlerim olmasa” diye dudak büzen ünlü adam/kadınların hayatını şöyle bir gözden geçirdiğiniz zaman, sıradan insanlarla birlikte olmayı, onların yaşadığı gibi yaşamayı, en büyük hakaret olarak algıladıklarını görürsünüz. Yalandan medyadan kaçarlar, “ay her yerde peşimdeler” diye şikayet ederler...
Bir gün medya onları takip etmese, sokakta insanlar yüzlerini tanımasa, depresyonların en büyüğüne girerler...
Diyeceğim o ki, madem bizim yıldız-larımız halkın ve medyanın ilgisinden bu kadar sıkılıyorlar, açsınlar davalarını Sienna Miller gibi. Berelerini ve güneş gözlüklerini de kamuflaj için değil, soğuk- güneşli havalara saklasınlar.
Hakikaten “rahatsız” oluyorlarsa yani.

Evet, aşk tesadüfleri sever

Geçen haftalarda bir ön-Sevgililer Günü yazısı yazmış, bu sene “Ay çok klişe bi gün” demeyi bırakıp sevdiklerimizle kutlama yapalım, bence güzel bir gün geçirmek için bir imkanımız var ama bunu kullanmıyoruz” diyerek, hem size hem de kendime kızmıştım.
Fakat bu bir hafta içinde o kadar çok Sevgililer Günü konuştuk ki artık bir yazı daha kaldıramayacağım.
O nedenle siz sevgili romantik Habitus okurlarına, hazır Aşk Tesadüfleri Sever de gündemdeyken, bir 14 Şubat yazısı yerine tatlı bir hikaye aktarayım diyorum...
15 sene önce yazlıkta, güzel bir yaz akşamı balkondayız, yemek yiyoruz. Babam, masaya çıkardığı alyansını yanlışlıkla balkondan aşağıya düşürüyor. Aşağıda güzel çiçeklerle dolu bir bahçe var.
Annemle birlikte, bir panik aşağı iniyorlar. Bahçenin her köşesine bakıyorlar ama bulamıyorlar. Toprağın eşelenmedik yerini bırakmıyorlar, saatlerce arıyorlar yüzüğü, yok, yok, yok. Eh, üzüntü büyük, babamın 40 sene parmağından çıkarmadığı yüzük kayıp.
Yeni bir alyans yaptırıyorlar. Tabii orijinalinin yerini tutmuyor...
Aradan altı sene geçiyor.
Yine yemekteyiz. Bu defa su şişesinin kapağı kayıp düşüveriyor masadan.
Yine aşağıya iniyorlar, başlıyorlar aramaya. Bu arada su şişesi, eski bir Johnnie Walker viski şişesi, yani kapağı altın rengi...
Gözlerine bir halka ilişiyor... “Hah, tamam, işte kapak” diyerek uzanıyorlar ve... Buldukları parlak obje, babamın altı sene önce düşürdüğü yüzük!
Tam altı sene durmuş o bahçede... Bu arada bahçe sürekli toprağı kaldırılan, çiçek ekilen, bakılan bir yer. Düşünün, altı sene boyunca toprağın içinde kalmış ve ortaya çıkmak için o günü, annemin balkondan aşağı altın renkli bir kapak düşüreceği anı beklemiş...
Yalan değil, aşk hakikaten tesadüfleri seviyor...

X