Şöhreti özlemedim

Güncelleme Tarihi:

Şöhreti özlemedim
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 07, 2010 00:00

1994 yılında ilk albümüyle iddialı bir çıkış yapan Hazal, sonra alışılmadık bir kararla kariyerini askıya aldı ve öğrenimini tamamlamak üzere 2001’de konservatuvara döndü. Bu uzun ayrılık nedeniyle piyasadan uzaklaşan şarkıcı, şimdi “Geriye Dönme” adlı albümüyle açığı kapamaya çalışıyor. Hazal, verdiği uzun aranın gerekçesini ve Twitter üzerinden kendisine savaş açan Demet Akalın’la yaşadığı sorunun perde arkasını Kelebek’e anlattı.

Haberin Devamı

DÜNDEN BUGÜNE HAZAL (FOTO-GALERİ) 

Neden müziğe bu kadar uzun süre ara verdiniz?     

- Daha donanımlı bir şekilde dönebilmek için... Her gittiğim programda ve verdiğim röportajda “Öğrenci affı çıksın, mutlaka konservatuvarı bitireceğim” diyordum zaten... Okula girdiğim sene bana albüm teklifi geldi, kaçırmak aptallık olurdu. Nihayetinde okul bittikten sonra da albüm işini kovalayacak, pek çok insan gibi demolar hazırlayıp kapı kapı dolaşarak kendimi beğendirmeye çalışacaktım. Ama işle okulu bir arada yürütemedim. Sözleşme de imzalamışım... “Söyledikleri tarihte gitmezsem bunlar bana dava açar, 250 bin dolar tazminatı nasıl öderim” gibi çocuksu korkulara kapıldım. Ve sonunda devamsızlıktan atıldım. Af çıkınca da geri döndüm.
 
Üç albüm çıkardınız, hemen herkes sizi tanıdı. Bu koşullar altında müziğe ara vermek gerçekten cesaret ister...   

- Ben başına buyruk biriyim. Liseden sonra geleceğe dair plan yaparken “Ya filoloji ya da konservatuvar olacak” demiştim. Annem bir an evvel iş hayatına atılmamı, sigortalı olmamı istiyordu ama onu dinlemedim. Hep burnumun dikine gittim. Yapmak istediklerimi yaptım. Nitekim bu olayın temelinde de “başına buyrukluk” yatıyor. Başarılı albümler yaptım, insanların sevgi ve takdirini kazandım. Başkalarının 20 senede yapacağı birikimi ben belki 6 senede yaptım. Ama insanız ve içimizde bizi mutlu edecek idealler var. Benim için o ideallerden biri öğrencilikti. Bir de ben albüm yapmadım ama konserlerim hep devam etti.

Öğrenciliğiniz sırasında da TMC Müzik’e mi bağlıydınız?   

- Yok, şirketten de ayrıldım o dönem.

Konser bağlantıları nasıl sağlandı peki?

- Direkt ulaşmak isteyen ulaşıyordu. Asistanlı bir sistem yürüttüm. Sahnede olduğum sürece bir şeylerden uzak kaldığımı düşünmedim. “Ben şarkı söylüyorum ya sorun değil” diyordum. Arayı bu kadar açtığımın farkında değildim. ınternetin yaygınlaşmasıyla birlikte insanlardan “Hazal haydi, neredesin?” diye mesajlar gelmeye başladı.

SADECE SAHNEDE CANAVARLAŞIYORUM

Şöhret özleniyor mu?

- Benim olayım şöhret değil ki! Ben sadece sahnede iddialı olmayı seviyorum. Sahnede canavarlaşıyorum sadece, günlük hayatta mümkünse hiç bakmasınlar bana, dikkat çekmeyeyim. O yüzden şöhreti özlemek gibi bir durum söz konusu olmadı.

İnsanların yanınıza gelip imza istemesi, birlikte fotoğraf çektirmesi nasıl bir his peki? Hoşa gitmez mi bunlar?

- Buna sevgi alışverişi diye bakıyorum ben. Öyle bulunmaz Hint kumaşı moduna girenlerden haz etmiyorum. Biz bir şeyler yaptık, insanlar da sevdi ve takdir etti işte, ne güzel. 10 yıl sonra benim şarkım hâlâ çalınıyorsa, amacıma ulaşmışım demektir. Popülarite kaygısı gütmedim, güdeceğimi de zannetmiyorum. Benim tek istediğim şey adaletli bir sistem olsun. Herkes emeğinin karşılığını alsın. Makineler sayesinde ya da çok iyi müzisyenlerin besteleri sayesinde tepelere konulan isimler var. Onlarla bir tutulduğun zaman canın sıkılıyor. Yoksa popülerlik umurumda değil. Henüz şarkıcı sıfatını kazanmaya yaklaşmamış bir insanı bile büyük sanatçı diye empoze ediyorsanız kitlelere, o zaman benim hakkımı da verin.

Bu kişiler yüzünden mi dönmeye karar verdiniz müzik dünyasına?

- Yok canım, ben ısrarlara dayanamadım! Paylaşım sitelerine bakıyordum. Bir gün videoların altına yaptıkları yorumları okurken hüngür hüngür ağladım. Böyle bir sorumluluğumun olduğunun farkında değilmişim. Konserlerde beraber şarkı söylüyorsun, mutlusun ama onların yeni bir şeyler beklediğini düşünmüyorsun. Dinleyiciler harekete geçirdi beni yani...

Döndüğünüzde nasıl buldunuz müzik piyasasını, çok değişmiş mi?

- Sektör eskisi gibi değil. şirketler azalmış, adı prodüktör olanların prodüktörlük yaptıkları yok. “Albüm hazır mı, getir dinleyelim” diyorlar. Bu ne? Hazır getirdikten sonra sen nasıl yapımcı oluyorsun? Sonra baktım herkes kendi albümünü kendi yapmaya başlamış. “ış başa düştü” dedim. Yastık altı ettiğim şarkılarımı çıkardım. Başka arkadaşlarımın da şarkılarını dinledim ve şöyle düşündüm: “Benim şarkılarım daha iyi. Niye başkasından şarkı alıyorum o zaman?” Bu fikirle yola çıktım.

MEĞER KENDİ KENDİME EVCİLİK OYNAMIŞIM

Sizinle aynı dönemde yola çıkan ve bırakmadan devam eden kişiler kimler?


- Onların en istikrarlısı Candan Erçetin... Pınar Aylin vardı, o da bir dönem kayboldu ortadan. Sibel Alaş vardı ayrıca.

Ortadan kaybolanlar, özel hayat işin içine girince gitmişler farkındaysanız...

- Benim de öyle bir sancılı dönemim oldu. O da zaman kaybı yarattı. Kendi kendime evcilik oynamışım.

Mutlu aşk var mı?

- Ben uzun süre önce vazgeçtim aramaktan.

Bu kadar ara vermemiş olsaydınız, şu an kimin yerinde ya da konumunda olurdunuz?

- Kimse gibi olmazdım. Ama çok iyi teknik imkanlarla, en iyi görsel şovla, en iyi sahnelerde şarkı söyleyebilirdim. Zamanında böyle büyük bir fırsat kaçtı gitti elimden.

Ne gibi?

- EMI’den yurtdışı teklifi gelmiş. Sararmış bir faks kağıdını bantam a bir sene sonra teslim ettiler. Hemen aradım ama onların her şeyi planlı, tren kaçmış.

Neydi o kaçan fırsat?

- Kafalarında dünya müzik kategorisine yakın ama yine de popüler bir iş varmış. Türkler’in yoğun olduğu ülkelerde anket yapmışlar. Sene 1997-98... Almanya, ısviçre ve Fransa’da 4-5 Türk kadın vokal arasında en çok beğenilen ben olmuşum. Bunun üzerine benimle iletişime geçmeye çalışmışlar, şirket bana ulaştırmamış. “Sana söyleseydik, uçar giderdin elimizden” dediler!

Müzik kariyerinizin ikinci perdesinde daha mı hırslısınız peki?

- Yıkıcı hırslarım yok. Ama hak ettiğimi alacağım bu sefer.

Sizden sonra çıkan ama şu an sizden daha çok tanınan isimlerle mücadele edebilecek misiniz?

- Ben kafama koyduğumu her zaman yaptım. 12 yıl voleybol oynadım. Sayı almayı kafama koyarsam alırım. Mücadeleciyim. Piyasada hadsizlik almış yürümüş. Ne büyük biliniyor, ne de küçük...

Haberin Devamı

DEMET BENİM RAKİBİM DEĞİL

Demet Akalın’la bazı sorunlar yaşıyorsunuz bildiğim kadarıyla. Bu olayın aslı nedir?

- İlk albümümde “Bozuyorum Yeminimi” adlı bir şarkım vardı. Bu şarkıyı Demet’in kendi albümüne koyduğunu öğrendim ve çok şaşırdım. Çünkü bana haberi gelmemişti. Müzik sektöründe bazı incelikler, kanun olmayan ama bilinen bazı kurallar vardır.

Sizden izin mi alınması gerekiyordu şarkı için?

- şarkının söz yazarı ve bestecisi şarkıyı istediği kişiye vermekte özgürdür. Ama bazı incelikler vardır dediğim gibi. Ben de bir incelik bekledim. Çünkü bu şarkıyı yeniden kullanmayı düşünüyor olabilirdim, kaldı ki hâlâ konserlerimde söylüyorum.

Twitter’da ne diye yazıştınız peki?

- Benim yazdığım mesaj şuydu: “Demet Akalın, ilk albümümde yer alan ve çok severek seslendirdiğim ‘Bozuyorum Yeminimi’ adlı şarkıyı albümüne koymuş. Hayırlısı olsun da insan adab-ı muaşeret gereği bir haber verir.” Bunun üzerine “Hazal’cığım tabii ki sana ulaşmaya çalıştım ama ulaşamadım. Senin yerin çok ayrı kalbimizde” diye bir mesaj geldi Demet’ten. Sonra evime şık bir çiçek gönderildi. Mevzu bitmişti. Ama sonra Twitter’da uygunsuz mesajlar yazmış.

Ne demiş?

- “Birileri bayağı rahatsız. Yazık ... kaldırıp, sen de yapsaydın. O kadar sene oturdun” gibi şeyler yazmış. Ben kapatmaya çalışsam da karşıdan tetikleyici bir şey geliyor. Ben bir rekabete niyetlensem, hedefim Demet olmazdı! Çok güzel sesler var piyasada.

Haberin Devamı

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!