Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sohbet

Ege CANSEN

Bugünkü yazıya, bu köşede yer alan makalelerle ilgili bir açıklamayla başlamak istiyorum. Bu köşenin amacı, ekonomik ve sosyal hayatta gözden kaçan veya gözden kaçırılan hususları, göze sokmaktır. Bu nedenle konu seçiminde, güncel olayları yorumlamak (ki; bu gazete yazarlığının esas işlevidir, ben de buna elden geldiğince uyuyorum) bu köşede çok şart değil. Ben diğer yazar arkadaşlardan farklı bir kriter uyguluyorum. En fazla hangi husus gözden kaçmışsa, onu işlemeye ağırlık veriyorum. Bu yüzden okura ‘‘Şimdi bu da nereden çıktı?’’ dedirtecek başlıkları ele aldığım oluyor. Bugün de böyle bir konuya değineceğim.

İkinci olarak, biraz da kendimden bahsedeyim. Kendimi bildim bileli, yazı yazarım. 1993'ten beri Hürriyet'te ekonomi ağırlıklı ‘‘fıkra’’ yazıyorum. Esas işim, iş idareciliği idi. Şimdi, yazarlığın yanında, danışmanlık ve hocalık yapıyorum. Meslek hayatımda (ki; kırk yıla yaklaşıyor) en az 35 şirketin yönetiminde rol aldım. Bunlara banka da dahildir. Ev cihazları imalatından, kömür çıkarmaya, biracılıktan kamyon üretimine kadar değişik sektörlerde görev yaptım. İş alemi denilen ‘‘fırtınalı denizi’’ ve işadamı denilen ‘‘yırtıcı yaratığı’’ yakinen tanırım. Bireyciliği esas alan serbest pazar ekonomisine, ideoloji ürünü olmadığı için iman ederim. Yine, itikadımın icabı, bireyin ‘‘bencil’’ yönünün, yani şeytani yanının, yaradılışı icabı olduğunu bilirim. Bunun da ‘‘toplumun ortak çıkarları’’ açısından sakıncalar yarattığına ve mutlaka denetim altına alınması gerektiğine inanırım. Bütün bunları, fıkralarımı hangi felsefeye göre kaleme aldığımı anlatmak için yazdım. Hoş, bunları yazmasam da yazılarımın kendisi beni anlatmıyor veya ele vermiyor mu? Gelelim küllenmiş bir muzır bir konuya.

SERBEST BÖLGE MASKARALIĞI

Ülkemizde ‘‘Serbest Bölge’’ tabelası altında, ‘‘vergi imtiyazı’’ dağıtmaya yarayan meraların oluştuğunu biliyoruz. Benim iddiam, bu düzenlemenin ülke ekonomisine hiçbir ‘‘katma değer’’ yaratmadığı, üstelik sebep olduğu vergi kaybı dolayısıyla enflasyona yol açan haksız kazanç yarattığıdır. Bu iddiamı, daha önce de yazıya döktüm. Serbest bölge yetkilileri ve yandaşları lütfedip beni aradılar. Bilgi noksanından doğan yanılgımı gidermeye çalıştılar. Maalesef, başarılı olamadılar. Üstelik son zamanda ortaya bir de ‘‘Özel Serbest Bölge’’ diye bir ‘‘arsa rantı otlağı’’ çıktı. Tabii benim kızgınlığım on kat arttı. (Yüz kat olsa ne yazar?) Mesajım şu:

1. Bir gün gelecek, bir maliye bakanının tepesi atacak ve serbest bölgelerin haksız olarak sağladığı tüm vergi imtiyazları iptal edilecektir. Pek tabii, derhal ortaya ‘‘müktesep hak’’ şantajı sürülecektir. ‘‘Yenileri açılmasın, eskiler muhafaza edilsin’’ denecek. Tabii mevcut ‘‘rant avcıları’’ o tarihe kadar ‘‘rantı kapıp Üsküdar'ı değil, Bolu'yu geçmiş olacak.’’

2. Eğer ‘‘serbest bölgelerin’’ ekonomiye olumlu bir katkısı olduğuna inanılıyorsa, bir teklifim var. Serbest bölgedeki vergi imtiyazından yararlanan veya yararlanacak şirketlere, halen bulundukları yerde ‘‘FİKTİF SERBEST BÖLGE’’ belgesi verilsin. Bu suretle sanayiciler, serbest bölgelerde yazıhane tutmadan, ona buna haraç verip sahte girdi-çıktı işlemleri yapmadan veya malları iki kere taşımadan, yaptıkları işin (imalat, ihracat veya ithalat) hakkı ise, kanun ve kararnamelerle kendilerine tanınan vergi ayrıcalıklarından yararlansın. Çok daha ekonomik olur.

SON SÖZ: Denetimsiz ortamda, vicdan gelişmez.













X