Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sizlerden gelen e-postalar

Normalde bildiğiniz üzere hafta sonları yokum. Fakat dün size sorduğum “ani ölüm mü, alıştırarak veda etmek mi?”sorusuna umduğumdan çok daha fazla yanıt geldi.

Ölüm ve acısı  hepimizin hayatını  bir şekilde derinden etkilemiş.  Herkesin farklı hikayeleri, farklı yaşanmışlıkları olmuş. Ben de sizlerden gelen postaların bir kısmını yayımlamak istedim, bazılarını kısaltmak zorunda kaldım, bazılarını ise yer sıkıntısından dolayı yayınlama şansım yok. Şimdiden affedin beni. Bana da sormuşsunuz  sen ne düşünüyorsun diye? Valla ben ani gitmek ,ya da ani gidilmesini istemeyenlerdenim….(Devamı pazara)

 

22 yaşında, 3 yaşında bir çocukla, aniden gelen bir telefonla eşimi kaybettiğimi öğreniyorum. İnanın alışmak o kadar zor ki. Bu acıyla hiçbir şeyi eş tutamıyorum. Belki de ani ölümü yaşadığımdan bana böyle gelebilir ama bence ani ölüm daha acı. Tabiî ki ikisi de tarif edilmez acılar ama bilerek ölmek isterdim sanırım. Belki hastanelerde acı çekerdim, ama yalnız olan kızımı birilerine emanet etme zamanım olurdu sanırım. Burcu M. 

 

Ben babamı 2003 yılında böbrek yetmezliği nedeniyle kaybettim. 21 gün  hastanede yattı ama onun öncesinde de ağrıları vardı. Ani bir ölüm olsa zor toparlanır insan. Çünkü hastanede kaldığı müddetçe, aslında fark etmesek de kendimizi ölümüne hazırlıyoruz. Ama diğer türlü olsa hep keşke daha önce bilseydim, acaba şunu yaptırsaydık önleyebilir miydim diye  bu sorularla hayatımız boyunca yaşayacaktık. O yüzden çok fazlada hasta yatmamalı insan. Hem kendi için çok zor,  hem de yanındakiler için. Çünkü yattıkça gözünün önünde eriyip gitmesi ve senin buna müdahale edememen, gün geçtikçe bir yük halinde olup, altında ezilmene  neden olur. Allah herkese hayırlı ölümler nasip etsin. Nihal Ş.


İnsan onların hasta yatağında acı çekmesine dayanamaz bir an evvel iyi olsun der ama eğer iyi olamıyorsa acı çekmesini de istemezdim.  Yanımda biraz daha kalması içinde her şeyi feda edebilirdim. Ben bunları annemi ve dedemi düşünerek yazıyorum. Annem ki hayatta benim tek varlığım, en büyük hazinem, hem babam, hem annem, hem arkadaşım, hem kardeşim. Onun öyle bir yatakta çaresizce yatmasını düşünmek bile kahrediyor. Ama bir anda da hiç bir şey söylemeden pat diye aniden gitmesine de dayanamam, çok zor. Ama eğer kendim ölüm tarihimi biliyor olsaydım, onları alıştırırdım gideceğime öyle terk-i diyar ederdim sanırım. Çok zor bir durum valla Ayşe Hanım. Fatma K.

 

 Ölümün - ayrılığın kolayı zoru maalesef yok. Bu süreç sizi sadece daha da fazla güçlendiren, ayaklarınız üstüne bastıran, bakış açınızı, düşüncelerinizi değiştiren ve bu acıyla hayatınızın her anında yaşamayı, başetmeyi öğreten bir şey. Gonca K.

Bazen ölümlerin ani olması insanların gerçeği daha çabuk kabullenmesini sağlayabilir. Mesela rahmetli Kemal Sunal'ın hasta halini asla kabullenemezdik ve o aramızdan o kadar hızlı ayrıldı ki bunu ne olduğunu bile anlamadan kabullenmekle görevli olduk. Diğer taraftan, öncelikle başınız sağolsun demek istiyorum, babanız aniden vefat etseydi belki kabullenmeniz daha zor olabilirdi ama onu biraz daha görmek de -hasta haliyle de olsa- sizin o durumu anlamanızı ve kabullenmenizi sağlamış olabilirdi. Yani bence acının derinliğinde vefat edenin kim olduğu da önemli . Saygılarımla. Alsaç

 

Yaşanılan kayıplara alışmak zaman alıyor. Tabi bir müddet sonra hayata kaldığınız yerden devam ediyorsunuz mecbur olarak. Sonra zaman zaman aklınıza geliyor. Görüşünüze katılıyorum doğru olan da budur zaten. Saygılarımla Onur.

 

11 mayıs tarihinde annemi kalp krizinden ani bir şekilde kaybettim. ŞOK oldum, ağladım (hala ağlıyorum) , hala inanamıyorum. Ölüm başlı başına insanın çok zor altında kalkabileceği bir şey… Ama bir ölüm şekli var ki işte o aslında en güzeli.  aniden olması .  Annemin acı içinde kıvrandığını hasta yatağına düştüğünü bilmek aslında hem annem için zor olurdu hem benim için. Ölüm diye bir gerçek varken acı çekerek veya yataklarda sürünerek bu hayattan gitmek, çok daha zor diye düşünüyorum Hem giden için, hem geride kalanlar için..  Pelin B.

 

Sanıyorum  kimseyi uğraştırmayacak cinsten bir sonum olsun isterdim, birden son bulsun! Bir hastalığın pençesinde yakınımdakileri de benimle her gün öldürmektense bir defada son bulsun isterdim, ama bu  benim için olmasını istediğim.!  Sevdiğim, değer verdiğim insanların acısını yaşamak ya da acı sona yaklaşıyor olduklarını bilmeyi bile istemezdim sanırım.  Melek K.

Dün biz de 3 yıldır kanserle yaşadıktan sonra aramızdan ayrılan bir büyüğümüzün ardından aynı şeyleri konuştuk. Bir arkadaşım "bu hastalığı çekenler her gün yaklaşan sonu bilerek yavaş yavaş uzaklaşıyorlar ve etrafındakileri alıştırıyorlar gideceklerine" dedi. Ben de "evet sanırım aniden kaybetmek çok koyuyor insana ama acı çekmelerini de istemem sevdiklerimin" dedim. Kimse acılar içinde kıvranmasın ama hayata ve sevdiklerine doyamadan gitmek de kötü olmalı. Zuhal K.

 

Ani bir kayıpla karşılaşan biri, hasta olsaydı da baksaydık diyecektir, hasta bakıp yakınını kaybeden biri de ani ölüme mantıklı bakacaktır. İkisi de birbirinden güç. İkisi de yıkıyor, ikisi de can yakıyor. Babaannem iki gün yatak üç gün toprak derdi ve öyle de oldu. Bence en güzeli de bu. DUYGU

 

Bir insanın kendisinin ya da yakınının öleceğini bilmesi ve kendini buna alıştırması bence dünya hayatında olabilecek en kötü senaryodur. Buna alışmak bence imkânsızdır. Her baktığımda sonuna bir gün daha yaklaştığını bilmek çok zor. Bence aniden olması alışmam ve kabullenmem için daha kolay olacaktır.
 
sevgiler, saygılar.
 
Baran    

 

   Ben Balıkesir Devlet hastanesinde müdür yardımcısıyım. Doğuştan hiç görmüyorum. Burada yıllardır yüzlerce belki binlerce ölüm nedeni ile karşılaştım. Ölüm türlerinden hangisini seçmek istersiniz şeklinde canlılara sorulsa ve isteyen o seçtiği yöntemle ölecek dense, kanımca kimse bu soruya uzun süre yanıt veremez. Çoğumuz da sonsuza kadar yaşayacağımızı sanırız. Ölümü aklımıza getirmemeye çalışırız. Ancak, dayanılmaz acılar çekiyorsak, bu acılardan biran önce kurtulmayı isteyebiliriz. Dolayısıyla ölümün soğuk yüzünü kimse görmek istemez. Sonuçta ölen öldüğü ile kalıyor. Bir süre sonra unutulup gidiyor. Saygılarımla. Salih Mehmet A.

 

Hiç bir yere gitmiyorum Ayseciğim,
Hele ki bugün 14 Ağustos doğum günüm, sadece öğlen Zürich gölündeki bir restoranta gitmeyi ve de göle girmeyi düşünüyorum.

Benim gibi gitmek istemeyenlerin de, bir hakkı olması lazım gelmez mi? Korktuğumdan mı? Kesinlikle hayır, hatta çok da merak ediyorum, vücudum ile ruhumun nasıl ayrılacak!!

Ama diğer yandan, yaşamayı çok seviyorum, hem de dolu dolu.. Boş geçen değil güne, saniyeye bile hayıflanıyorum..
Gitmek isteyenlere "güle güle. Atilla E.

 

Hiç ölmek istemiyorum yaşamak istiyorum. Hatta ölümü aklıma bile getirmek istemiyorum. Ancak şu da bir gerçek ki, ölüm tüm canlılar için vazgeçilmez bir son o zaman nasıl bir ölüm olmalı... 

Şöylesini diliyorum; mesleki olarak dünyadan istediklerini almış, yaşı en az 90 olmuş, çocuklarını torunlarını görmüş, dünyada iyi amel işlemiş. Sonrası önemli değil hastalık süreci sonunda da olabilir, aniden de olabilir. Uğur Ü.      

 

 

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI