Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Sizin periniz hangisi...

    Hürriyet Haber
    05 Kasım 2001 - 00:00Son Güncelleme : 05 Kasım 2001 - 00:01

    İlk filmi Hamam'da, kendisine miras kalan Türk hamamı için İstanbul'a gelen bir İtalyan'ın içsel yolculuğunu anlatan yönetmen Ferzan Özpetek, Cahil Periler'de de güvenli yaşamının sınırlarını yıkıp uzak denizlere açılan bir kadının öyküsünü anlatıyor. Filmin gösterimi nedeniyle İstanbul'a gelen Özpetek ile hem Cahil Periler'i, hem de bundan sonraki projelerini konuştuk. Nazan Mengü (Hürriyetim- Kültür/ Sanat)Yıllardır birlikte yaşadığınız ve çok iyi tanıdığınızı sandığınız eşinizin ya da sevgilinizin ölümünden sonra, onun 'gizli' bir dünyası olduğunu öğrenseniz... Üstelik de onu, kendi cinsinden biriyle, yıllar boyunca paylaştığınızı keşfetseniz...İlk filmi Hamam'dan sonra Harem Suare'yi çeken yönetmen Ferzan Özpetek'in üçüncü filmi Cahil Periler, böyle bir öyküyü anlatıyor. Güvenli ve sakin bir yaşamı olan doktor Antonia, 15 yıllık eşi Massimo'nun ölümünden sonra bir tesadüf eseri - kocasından kalan bir tablonun arkasına yazılmış duygusal bir not sayesinde- kocasının bir 'sevgilisi' olduğunu keşfeder. Bu gizli sevgilinin peşine düştüğünde gördükleri onu allak bullak etmeye yeter de artar bile. Nehir kıyısındaki villasında zengin bir yaşam süren Antonia, kocasını tam 7 yıl boyunca bir başkasıyla, üstelik de bir erkekle paylaştığını öğrenir. Önce epey büyük bir şok yaşar. Sonra da Massimo'nun 'gizli' dünyasına açılan kapıdan içeri adım atıverir. Ve orada kocasını büyüleyen 'cahil perilerle' karşılaşır. AYNANIN BİNBİR YÜZÜ 25 yıldır İtalya'da yaşayan Özpetek'in, senaryosunu Gianni Romoli ile birlikte yazdığı Cahil Periler, İtalya'da bu yılın en çok izleyici çeken filmi oldu. Gösterimde olduğu süre içinde 2 milyondan fazla kişinin izlediği film, katıldığı ulusal ve uluslararası festivallerde de çeşitli ödüller kazandı. Hatta Roma Belediyesi uzun zamandır kimseye verilmeyen Roma'nın Kurdu Ödülü'nü bu filmi nedeniyle Özpetek'e verdi. Hamam'da, tanımadığı bir aile büyüğünden miras kalan Türk hamamı için İstanbul'a gelen bir İtalyan'ın 'içsel yolculuğunu' anlatan Özpetek, Cahil Periler'de de güvenli hayatının sınırlarını yıkıp, "uzak denizlere" açılan bir kadının serüvenini beyazperdeye yansıtıyor. Filmin gösterimi nedeniyle İstanbul'a gelen Özpetek ile hem Cahil Periler'i, hem de bundan sonraki projelerini konuştuk. "Herkes hayatı boyunca birileri için 'peri' olmuştur" diye anlatıyor Özpetek " Herkes birilerinin hayatının akışını değiştirmiştir, olumlu anlamda. Yani ya birilerinin perisi olmuşsunuzdur, ya da birileri sizin periniz olup, hayatınızın akışını değiştirmiştir. " Özpetek, filmin kadın kahramanı Antonia'nın yaşamına birdenbire giren o sıradışı insanları da birer peri olarak nitelendiriyor. " Onlara 'cahil peri' adını vermem hiç bir şey bilmemelerinden kaynaklanmıyor. Onlar, masallardaki periler gibi, tamamen iyilikten oluşmuş değil. Gerektiğinde küfür eden, kavga eden, yalan söyleyen, sevinen, üzülen periler. Yani yaşamın içinden insanlar. " Filmin adını Belçikalı gerçeküstücü ressam Rene Magritte'in Cahil Peri adlı  tablosundan esinlenerek koymuş Özpetek. "Kafamda böyle bir düşünce vardı. Daha senaryoyu yazmaya başladığımda bir tablo arıyordum filmin adını koymak için. Bir gün Serra ile (Yılmaz) takside giderken bana bir kitap uzattı. Resim sanatıyla ilgili bir kitaptı. O da benim filmimin adı için bir tablo aradığımı biliyordu. Kitabı açar açmaz karşıma Belçikalı ressam Magritte'nin Cahil Peri adlı tablosu çıktı. Filmin adı da bu tablodan geliyor." (Bu arada küçük bir hatırlatma. Filmde, Michele'nin Massimo'ya hediye ettiği tablo, filmin adına esin kaynağı olan bu Magritte tablosu değil. Filmde görünen tabloyu yönetmen Özpetek çizmiş.)Cahil Periler'in kilit noktalarından biri de Nazım Hikmet. Antonio'nın trafik kazasında ölen kocası Massimo ile erkek sevgilisi Michele, Nazım Hikmet'in bir kitabı sayesinde tanışıyorlar. Neden Nazım Hikmet sorusunu da "Çok basit, hayatta en çok sevdiğim şair Nazım Hikmet" diyerek cevaplıyor Özpetek. Filmin kadın karakteri Antonia, kocasının gizli sevgilisinin bir kadın olabileceğini düşünürken birden bire genç bir adamla karşılaşıyor. Sıklıkla rastlandığı gibi öteki kadın değil de bir adam. "Senaryoyu yazarken, "adamın sevgilisi kadın olsaydı ne olurdu" diye de düşündük. Ama öyle olsaydı da fazla bir şey değişmeyecekti" diye anlatıyor Özpetek. "Burada önemli olan, kadının kendisininkinden çok farklı bir başka dünyayı tanıması. İki kişi tam 7 yıl boyunca aynı adamı paylaşmışlar. Bu çok önemli. Yanımızdakinin, tanımadığımız yüzünü anlatmak istedim. Bana göre çok çekici bir olay bu. Bir insanı tamamıyla tanımak o kadar da hoş değil. İnsanların gizli noktalarına ulaşmak bana daha heyecan verici geliyor. Aynanın sadece bir yüzü yok. Ben Cahil Periler'de aynanın bir kaç yüzünü birden anlatmaya çalıştım". "FİLMİN SIRRI  İÇTENLİĞİ" Filmin, herhangi bir sınıfın yaşamının, diğerinden daha üstün ya da kötü olduğunu anlatmak gibi bir amacı olmadığını da söylüyor Özpetek " Film burjuva hayatı kötüdür gay'lerin yaşamı ya da orta hallilerin yaşamı iyidir" gibi bir mesaj vermiyor. Zaten o evde toplanan insanların hepsi de aynı gruptan deği. İçlerinde gay olanlar da var, olmayanlar da var."Peki, hem gösterime girdiği ülkelerde hem de katıldığı festivallerde kimsenin kayıtsız kalamadığı filmin, bu kadar ilgi göreceğini başlangıçta tahmin ediyor muydu Özpetek " Hayır" diyor "Böyle bir şeyi kimse beklemiyordu. İtalya'da 'yılın fenomen filmi' diyorlar Cahil Periler'e... Sanırsınız ki filmde çok büyük starlar var. Öyle olsa beklersiniz, ama bu filmin böylesi iş yapacağını kimse düşünmedi. Sanırım bu kadar ilgi görmesinin sebebi içtenliği. İnsana ait duyguları anlatması. Çünkü duygular bütün dünyada aynı, değişmiyor." Ya bundan sonrası? Kafasında bir çok proje var Özpetek'in. Öncelikle bir karı- kocanın yaşlı bir adamla karşılaşmalarını ve bunun ardından yaşamla, birbirleriyle hesaplaşmalarını anlatan bir film çekmeyi tasarlıyor. Bu filmin senaryosunu da kendisi yazacak. "Ama" diyor "şu andaki psikolojimle belki de son derece karamsar bir film yaparım." Çünkü, altı ay önce geldiği İstanbul'u bu kez çok farklı ve 'ağır' bulmuş Özpetek. Bir yandan Türkiye'nin yaşadığı ekonomik kriz, bir yandan ortaya çıkan savaş söylentileri herkesi olduğu gibi onu da etkilemiş. "Bu kez gördüğüm İstanbul daha karamsar. Dünya için, Türkiye için iki kat zor bir dönem. İnsanların çaresizliğini gördüm. Kimsenin yarına ilişkin, yaşama ilişkin güvencesi yok. Bu da benim ruh durumumu etkiliyor tabi. Bu gelişimde daha melankolik duygulara kapıldım. Türkiye'de yaşamıyor olmak da bunu değiştirmiyor. Çünkü kafamın yarısı burada. Devekuşu gibi yapamam yani. Zaten bir sinemacının böyle davranması da olanaksız,. Bu yüzden, belki de şu andaki psikolojimle çok karamsar bir film yapabilirim.  " 
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı