Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sizin paranızla banka kurtaracaklar

<B>DEVLET ‘‘baba’’, </B>daha fazla batık banka yükü taşımamak için yeni bir sistem geliştiriyor.

Bankaların mali yapısını güçlendirmek için devlet destek sağlayacak.

Sektörün yapısındaki bozukluk ayyuka çıktığı için, bunun yapılmasını da bir ölçüye kadar normal karşılamak lazım.

Zaten çalışmayı yürüten Hazine yetkilileri de, ‘‘o dereceyi’’ iyi tuturmuş gibi görünüyorlardı.

Bankacılıkta ‘‘pazar payı yüzde 2 ve üzerinde olan’’ bankaların mali yapılarının güçlendirilmesi için gereken destek sağlanacaktı.

Hazine'nin bu yaklaşımı ‘‘yasa haline’’ getirilmek üzere komisyona (Plan ve Bütçe) havale edilince, birdenbire olayın seyri değişti.

Ve ‘‘yüzde 2’’ olan oran ‘‘yüzde 1’’e indirilecek.

Sektörü bilenler burada bir hinlik olduğunu görüyorlar.

Çünkü bu indirim sadece ‘‘bir’’ bankaya yarıyor.

Anlaşıldığı kadarıyla ‘‘belirli çıkar’’ çevreleri bir bankaya yüz milyonlarca dolar tutarında bir ‘‘vatandaş parasını’’ aktarmanın kılıfını hazırlıyorlar.

Bu kılıfın mutlaka bir bedeli var.

O bedel ödenecek ve bankanın yüz milyonlarca dolarlık faturası bizim sırtımıza bindirilecek.

Başarılı bankacı, bankasını batırmayan, hortumlamayan, mali yapısını sağlam tutan bankacı cezalandırılacak, batıran, bu ülkeye ne fayda sağladığına bakılmaksızın ‘‘özel hale getirilen yasayla’’ kurtarılacak.

Ya da daha anlaşılır bir dille söylemek gerekirse, Türkiye'nin Arjantin'e benzemek için gitmesi gereken yola bir taş daha döşenmiş olacak.

Meclis çatısı altındaki ‘‘onurlu’’ milletvekillerinin çok dikkatli olması gerekiyor.

Önlerine gelen bir yasa teklifindeki ‘‘yüzde 1’’lik bir oran farkı, bu devlete ve bu millete çok pahalıya mal olacak.

Devletin ‘‘murakıplarını’’ kafalamayı becerenlerin, ‘‘Yüce Meclis’’e de aynı şeyi yapmalarını engellemek şart.

Bu ‘‘pis işin’’ sorumluluğunu Meclis üstlenmemeli.

Mercedes meydan okuyor

KARA Kuvvetleri Komutanlığı'nın lastik tekerlekli taktik araç ihalesi ile ilgili olarak Mercedes Benz'den çok hoş bir meydan okuma geldi.

Gerçekten de ‘‘hoşuma giden bir meydan okuma’’.

Mercedes diyor ki: ‘‘Türk Silahlı Kuvvetleri'ne 1987 yılından bu yana 7000 adet teslim ettiğimiz Unimog taktik tekerlekli aracı Türkiye'de Aksaray tesislerimizde üretilmektedir. 80 ülkenin kullandığı bu araçları Almanya dışında sadece Türkiye'de üretiyoruz ve bu ileri teknolojiyi ülkemize kazandırmaktan kıvanç duymaktayız.’’

Mercedes'çiler her arazi aracının bir taktik araç olmadığını da söylüyor ve genelde orduların bu konuda bir standardizasyona gittiğini belirtiyor.

Bu konuda her iki üç yılda bir farklı ürünlere yönelmenin mümkün olmadığını belirtiyor. Ve benim en hoşuma giden cümleyi sona saklıyor:

‘‘Adını veya adlarını bilmediğimiz şikáyetçi firma veya firmalara araçlarını kamuoyu önünde Mercedes Benz Unimog aracı ile karşılaştırmaya hazır etmeleri halinde bu karşılaşmanın her türlü organizasyonunu üstleneceğimizi bildirmenizi rica ediyoruz.’’

İşte ben bu yanıta ‘‘Helal olsun’’ derim. Ben bu kadar kendine güvenen bir cevap pek az aldım. Şimdi sıra rakiplerde. Tabii yiyorsa!

NOT: Benim bilgilerim rakiplerden gelmedi. Çoklu rekabetin her alanda ülke yararına olduğunu düşündüğüm için yazdım. Mercedes'in bu teklifinin de ülke için yararlı olduğunu düşünüyorum. Doğru ve güçlü olan kazansın.

-dık demeyin -yoruz deyin

İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi Yol Bakım Onarım Müdürlüğü sağolsun, detaylı bir bilgi notu yolladı.

Geçen yıl nereye ne kadar asfalt döküldüğünü yazmışlar.

Doğrudur.

Asfaltı yiyecek halleri olmadığına göre dökmüşlerdir.

Hatta ilçe belediyelerinin eksikliklerini de kapatmış olabilirler.

Buna da şapka çıkarıyorum. Ama bu durum benim derdimi bitirmiyor.

Yollar berbat diyorum.

Lastiklerimiz çukura düştüğümüz için patlıyor, nazar değdiği için değil.

Ben rica ediyorum, ‘‘Onarın ki, vatandaş sefil olmasın’’ diyorum.

NOT: Yağışın durduğu önceki geceden beri İstanbul'da gece yarısı bile asfalt onarımı yapılmaya başlandı. Hassasiyete teşekkür ederim.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Verecek yanıtı olmayanlar, ‘‘seviyeye’’ sığınmadığı zaman...
X