"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Sizin hiç 8 yaşında çocuğunuz öldü mü?

Bugün böyle. Bugün Filiz A. bizlerle. O anlatıyor, biz dinliyoruz. O ağlıyor, biz de ağlıyoruz...

Sarhoşum.

Özür dilerim ama sarhoş olmadan O’ndan bahsedemiyorum.

O, 8 yaş 4 aylıktı.

Benim oğlumdu, adı Eren’di.

Yaşama sebebimdi.

3 Şubat 2005 tarihinde Almanya’da Köln şehrinde, bir hastanenin çocuk onkolojisi servisinde kollarımda öldü.

Son sözü Filiz oldu.

Babası, o sırada Ankara’da sağlık bakanlığında yurtdışına tedavisi için sevk almakla uğraşıyordu.

Yalnızdık ama onunla beraberken kendimi yalnız hissetmiyordum.

Kollarımda can verdi.

En son benim ismimi söyledi.

Annesinin ismini söyledi.

Gözlerimin içine bakarak söyledi.

Filiz dedi.

***

Kızınıza, başka çocuklara Tanrı çok uzun bir ömür versin.

Allah, sizlere onların hep mutlu günlerini göstersin.

Siz hiç sebepsiz yere "batın ultrasonu" yaptırdınız mı hiç?

Lütfen yaptırınız.

Japonya’da rutin uygulanan kanda NSE testi yaptırdınız mı?

Mümkünse onu da yaptırınız.

Çocukluk çağı tümörlerinin en tehlikelilerinden biri olan olan Nöroblastom, maalesef yüzde 80 olarak hiç belirti vermeden ilerliyor ve hep ileri aşamada teşhis konuluyor...

***

Oğlum, tüm hayatı boyunca çok sağlıklı bir çocuktu.

Hafif bir anemisi vardı ama onu takip eden Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Sn. Y.P, pekmez yerse bunun düzeleceğini söyledi.

Halbuki eşim Taksim Devlet Hastanesi’nde şef muavini, ben senelerdir tıp camiasında çalışan tecrübeli bir halkla ilişkiler müdürüyüm...

Ama kimse bizi uyarmadı.

Güzeller güzeli oğluma teşhis konulduğunda evre 4 Nöroblastom’du, yani iş işten geçmişti.

Sağlıklı olarak doktora gönderdiğiniz çocuğunuzun, ileri evre kanser teşhisiyle eve geri geleceği aklınıza gelir mi?

Benim hiç gelmemişti...

***

16 ay yarısı Almanya’da olmak üzere tedavi gördü.

Bana "Anne, niye bu kadar hastayım? Daha 10 bile olmadım. Bu kadar hastalanmak için küçük değil miyim?" diyordu.

Bir ay Almanya’da özel bir serviste yattı, kök hücre nakli yapıldı.

Ama nafile...

***

Şimdi saat gecenin tam 3’ü.

Ben sıcak evimde size çaresizlikle mesaj yazıyorum.

Halbuki, dışarıda yağmur, oğlumun mezarına yağıyor.

Kar, onun mezarına yağıyor.

Tanrı, onun canını alıyor.

Benimkini acı çekmem için almıyor.

Lütfen kızınıza yaptırmadıysanız, sebepsiz de olsa, "batın ultrasonu" yaptırın.

Köşenizde onun dişlerinden bahsederken kısa da olsa buna da değinin.

Milyonda bir ihtimal, bir çocuk eder.

Ben bir yerlerde okusaydım, belki oğlum şu an hayatta olabilirdi.

Olmadı ama belki başkasının canı kurtulur.

Belki da hálá yaşamamın bir sebebi vardır...

Kim bilir...

(Filiz A.)

BİLGİ HAMİŞ’İ:
International Hospital doktorlarından Dr. Ece Çetin’le görüştüm. "Çocuklara belli bir yaşta batın ultrasonu yapılması uygundur. Özel bir sebebi olması gerekmiyor. Biz rutin olarak istiyoruz. Ama yaptırıp yaptırmamak kişinin kendisine kalmış bir şey" dedi. Peki nedir batın ultrasonu? "Karın ultrasonu demek. Karnın içine bakılıyor. Böbreklere, bağırsağa, karaciğere, dalağa vesaire... Zararı olan bir şey değil. Bir tür çocuklara check-up..."
X