Sizin de kafanız karışmıyor mu?

Hürriyet Haber
25.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme: 25.09.1998 - 00:01

Yavuz GÖKMEN

Şimdi bu soruyu sorduğum için beni kınamakta haklı olabilir ve bana şöyle diyebilirsiniz: ‘‘Senin görevin bizim kafalarımızı aydınlatmaktır. Bir de senin kafan karışırsa biz ne yapalım?’’

İyi, güzel de ne yapayım benim kafam karışıyor. Çünkü ben elli yılı geçmekte olan hayatımda son iki yıldır yaşadıklarım gibisini yaşamadım. Asla böyle şeyler görmedim.

27 Mayıs Devrimi'nde henüz çocuktum ama olan biteni kavrayabiliyordum. Ben kavramasam da Melek Hanım bana anlatırdı. Ayrıca o zamanlar Falih Rıfkı, Bedii Faik, Ahmed Emin gibi yazarları okurdum. Evimize alınan Dünya ve Vatan gazeteleri dışında, gazete bayiine gidip tüm gazeteleri karıştırırdım. Ali ve Cavit Gülbahar'lar, bana sonsuz sabır gösterirlerdi.

12 Mart'ı zaten derinliğine yaşadım. Dönemin iki buçuk yılını işkenceler ve hapislerde geçirdim. O zamanı da tahlil edebiliyorum.

12 Eylül döneminde gazeteciydim. Dönemi ve sonrasını yakından takip ettiğimi sanıyorum. Kafamda pek soru işareti kalmadı.

Ama bugün hiç de öyle değil.

Kafam asla bu kadar karışmamıştı.

* * *

Mesela, Son Türk Devleti için bir numaralı tehdidin hangisi olduğu sorusunun yanıtını araştırıyorum. Benim verdiğim yanıtla, muhterem büyüklerimizin yanıtları birbirine asla uymuyor.

Büyüklerimizin büyük kurullarına göre bir numaralı tehdit irtica, iki numaralı tehdit PKK oluyor. Bazen de bunlar ikisi birlikte bir numaralı tehdit oluyorlar.

Bu iş nasıl oluyor diye de kimse sormuyor.

Bir başka büyüğüm Ecevit'e göre, bir numaralı tehdit Sarışın Güzel Kadın. Bu konuda Sayın Ecevit'i tebrik ediyor ve kendisine hak veriyorum.

Bence de Tansu bir numaralı tehdit. Velakin kimler ve neler için? Bu sorunun yanıtı pek anlaşılamıyor.

Eğer Tansu bir numaralı tehditse -ki bana göre de öyle- acaba devlet için mi yoksa düzen için mi bir tehdit oluşturuyor?

Eğer düzen için tehdit oluşturuyorsa ve biz bu düzenden memnunsak, Tansu'yu aradan çıkaralım.

Bu konuda bana da bir görev düşerse memnuniyetle yapayım.

* * *

Velakin bana göre bir numaralı tehdit ne irtica ne de PKK'dır.

Bir numaralı tehdit, bizzat kendimiziz. Biz kendi kendimizin kurduyuz.

Yani devlet kendi kendisinin kurdu. İçini çetelerle kemiriyor. Çetelerle adeta füzyon yapmış, kendisini eritiyor.

Ortaya insanın dudaklarını ısırtacak şeyler çıkıyor. Çetelerin devletle nasıl ahbap çavuş ilişkisinde oldukları apaçık görülüyor.

Ve bu Susurluk'tan beri inkâr ediliyor.

Bu tehdit meselesini çözemez, kendimizi yeniden yapılayamaz, demokratik ve şeffaf bir devlet olamazsak halimiz dumandır.

Ben hep bunu yazıyor, bunu söylüyorum; dilimde tüy bitiyor.

İrtica, PKK derken, çeteler halkın elinde ne var ne yok götürüyor.

Ancak kardeşçe birbirimize kenetlenirsek bu çetelerden kurtuluruz.

Demokrasi ortak zemininde huzuru buluruz.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı