Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sizin aldatma ve aldatılma hikayeleriniz

İsteyen inanır isteyen inanmaz, aldatılma yazım üzerine tam 976 e-posta aldım. 800 kadarını da cevapladım. Cevaplayamadıklarım için kusuruma bakmayın, zira şu an şeşi beş görüyorum. Ayrıca destekleriniz için de sonsuz teşekkürler…

Meğer herkes ne kadar muzdaripmiş bu durumdan, hem kadını hem erkeği…Gelen postalardan bazılarını buyurun okuyun, cumaya da devam edeceğiz…

………………………….

Selamlar
 
Bugünkü köşe yazınızı okudum, genelde de okurum zaten. Yazın bana diye not düşmüşsünüz. Bu notunuzdan ziyade, paylaşmak adına yazıyorum size.
 
Öncelikle sizin adınıza çok üzüldüğümü belirterek eşimden tekrar binlerce kez özür diliyorum. Ben de eşini aldatan bir erkek olarak yazdıklarınızda tekrar o günleri yaşadım. Büyük bir travmaydı sadece onun için değil benim için de. Hayatımızın içine etmiştim, her şey allak bullak olmuştu. Pişmanlığım ölme isteğine kadar gitmişti, çocuklarımız için üzüntüden kahroluyordum. Kesinlikle affetmeye yanaşmıyordu ama biliyordum ki o'nu çok seviyordum, o'da beni seviyordu ama duyguları hala aynı mıydı, gerçekten cezam bu mu olmalıydı, acaba çok mu abartıyor gibi onlarca soru vardı kafamda.
 
Bir süre sonra beni affetti. Dünyalar benim olmuştu, tekrar ailemle çocuklarımla aynı evde yaşayacaktım. Çok sürmedi, her tartışmada bana bu olayı hatırlatarak üstünlük sağlamaya çalışıyordu. Haksız olduğu durumlarda bile beni susturmaya çalıştı. Bir süre sonra kendimi o kadar kötü hissetim ki tedavinin yine bir başkasıyla olmak olduğunu düşündüm ve kendimce kurtuluşa doğru gittim. Yine ortaya çıktı ve bu sefer hiç direnmeden, ne isterse vererek (sadece kişisel eşyalarımı aldım, bütün malvarlığımızı bırakarak ve ciddi bir nafaka ödeyerek) boşanma teklifini kabul ettim.

Bütün bunlardan sonra hayatımda işim ve çocuklarım hariç hiç bir uğraşım olmadı. Hayatımda kimsenin olmasına izin vermedim ama çok sorunlu bir psikolojim olmuştu. Dostlarım, çevrem biraz sosyal olmamı tavsiye ettiler. Tamam dedim ve tutsak gibi değil de özgürce yaşamaya başladım. İnsan doğasında var olan birlikteliklerden yaşamaya başladım. Geldiğim noktada menfaat için olanla da, gerçekten bir hayat arkadaşlığı yaşamak isteyenle de ilişkilerim oldu. Bu arada çocuklarımın annesi olan "o" asıl sevdiğim kadınla da çeşitli bahanelerle görüşüyorduk. Bunun memnuniyeti her ikimizde de vardı.
 
Sonuç olarak baktığımda hayatımda bir kadın olacak, olmalı. Bu neden sevgilim olan, çocuklarımın annesi olan kadın olmasın dedim ve az önceki iki nedenden dolayı o'na tekrar birleşmeyi teklif ettim. İlk anda tepki gösterdi, daha sonra olumlu cevap verdi. Çünkü ikimiz de biliyorduk ki biz birbirimiz içindik, çok genç yaşlardan itibaren birlikteydik ve hayatımızda birileri olacaksa en iyisi yine ikimizdik.
 
Ara sıra ters düştüğümüz zamanlarda yine bana eski günlerden bahsediyor ama artık bir şekilde geride kaldığını söyleyerek geçiştiriyorum.

Bugün yazdıklarınızdan şunu anlıyorum ki aldatılmak gerçekten çok kötü bir olay ve unutulması mümkün görünmemekte. Neden bu kadar takıntılı, neden her seferinde yüzüme vuruyor diye sorardım kendime. Şimdi onu daha iyi anlıyorum. Bu insani bir duyguymuş, bir tek o'na has bir davranış değilmiş unutamamak. Artık o'na bunu unutturamayacağımı çok iyi anladım. Bunun için vereceğim uğraş, o'nu daha fazla nasıl sevebilirim ve hissettirebilirim olacak.


Umarım hayat size de mutlu anlar sunar ve hep bu mutluluklarla yaşarsınız...
 
Hoşça kalın...
E.

 

* * * 

  

Ayşe Hanım;

Yine ben, aldatmak üzere...


Daha 24 yaşındayım. Manyağım.
Hala güzel kadınlar var etrafımda ve tadını çıkarmalıyım.
Nazım gibi demeliyim yıllar sonra "Aldattım kadınları Şarlo’yu bile".
Çünkü her aldatışımda skor haneme artı bir yazdım.
Toplanamayacak kadar çok "bir" var orada şimdi...
Öyle dağıldı ki sahne.
Artık doğaçlama bile oynasam sökmüyor sahneyi kurtarmaya.
Aldatmak şüphesiz ki orgazmdan daha çok zevk veriyor bana,
Aldatmak üzerine yazılıp çizilmişlere gülerek bakmak bile tatmin edici bir kahkaha kadar doyuruyor egomu...
Yalan değil.
Biliyorum.
Her zaman sahip olduğumdan daha güzeli, daha alımlısı var olacak.
Sırf bu nedenle olmasa bile "kendimi aldattığımı söyleseler de" ben aldatacağım yine.
Çünkü kadınlar ucuzlukları severler.
Ben de aldattıkça ucuzlaşıyorum işte.
Albenisi oluyor erkeğin farkındasınız siz de.

Milyon tane aldatılma- aldatma hikâyesi içinde
Ne zaman aldatılacağını hissetse erkek,
Bir koyna sığınıverir
Gerekirse kiralık omuzlar tutuluverir.

Üzülmedim size, yazıyı okurken kendime acıdığım kadar...

 

* * *

 

Ayşe Hanım merhaba,

 

Yazdıklarınızı okumak unuttuğum bir acıyı depreştirdi. Ama size asla kızamam, bana ne kadar güçlü olduğumu bir kez daha hatırlattınız.

Ben 2004 yılında Paris’e yaptığım bir iş gezisi sonrasında – aynen fıkralarda olduğu gibi – eve erken döndüğüm için kocamı en yakın iş arkadaşıyla kendi yatağımızda yakalamış biriyim. O anki tepkim sizinkinden hiç farklı değildi. Usulca karanlık odaya girip seviştikleri yatağın kenarına oturdum (kendilerinden o kadar geçmiş bir haldeydiler ki beni fark etmediler bile) neden sonra kocamla bir an göz göze geldik ve ani bir refleksle kadını üzerinden yere atıp öğürmeye başladı. O an delicesine sevdiğim bir adamla değil, bir hayvanla evli olduğumu düşünmüştüm sadece. Zangır zangır titreyerek ama kendimden bekleyemediğim bir sükûnetle kadına giyinip derhal evi terk etmesini söyledim ve salona gittim.

Kadın saniyeler içinde toparlanıp gitti.

Yanıma oturup ağlamaya başlayan, anlamsızca özür cümleleri geveleyen kocama birazdan çıkıp gideceğimi, sabah eve döndüğümde onu orada görmek istemediğimi söyledim.

Üstümü değiştirip çıktım ve arabaya atlayıp her zaman birlikte gittiğimiz bir restorana gittim. Tanıdığımız arkadaşlara eşimin çalıştığını, evde sıkıldığımı ve eğlenmek istediğimi söyledim.

Ağlıyordum ama kimse görmüyordu. O kadar kızgın, kırgın ve mutsuzdum ki içime aktı bütün gözyaşları. Çok az bir şeyler yedim, iki kadeh de viski içtim. Ve hiç yapmadığım bir şey yaparak, alkollü halde araba kullandım. Tamamen şoktaydım. Ne akıl, ne mantık, ne çocuklarım, hiçbiri kırılan gururumun verdiği acıyı bastıracak durumda değildi. Yaklaşık 10 dakika sonra arabam ıslak yolda kaydı ve hayatımın ilk kazasını yaptım.

Arkadan gelen arabadakilerin saydığına göre 7 takla atmışım. Boynum, kuyruk sokumum, kaburgalarım, göğüs kafesim kırıldı. Aylarca acı içinde alçı yataklarda yattım, korseler taktım. Hareketsizlikten ve kortizon iğnelerinden tam 25 kilo aldım. Ve kendime çok kızdım.

Sadece kendime bu kadar zayıf davranıp kendime zarar verdiğim için. İyileştim, kocamı bütün yalvarmalarına, karlı gecelerde pencere önlerine gelip üstünü başını yırtarak haykırmalarına rağmen boşadım.

Aradan 5 yıl geçti, kendimi onardım, yaralarımı tedavi ettim, kariyerime, hobilerime, çocuklarımın mutluluğuna zaman ayırdım ve kendini çok seven bir kadın oldum yeniden.

Şu an çok sevdiğim ve sevildiğim bir ilişkim var ve ona çok güveniyorum. Birinin acısını bir başkasından çıkarmanın, güvensiz davranmanın gereksiz olduğunu biliyorum çünkü.

Umarım siz de aradan geçen zamanda ve sonrasında tüm yaralarınızı sarar, acısı içinizden çıkmadığı için aniden yazıverdiğiniz ve bizlerle paylaşma lütfünü gösterdiğiniz bu ‘Aldatılma Hikâyesini ’ en kısa zamanda tarihin tozlu sayfalarına gömersiniz.

Çok sevgilerimle,

M.D.A

 

* * *


Sevgili Ayşe;


Kocanla ilgili yazını içim burkularak okudum. İçim acıdı resmen, yutkunamadım boğazım düğümlendi, ağlamama ramak kaldı ama tuttum kendimi iş yerindeyim diye. Böyle hissetmemin nedeni sadece senin yaşadıklarını kaleme alman değil, aynı acıları benzer pozisyonlarda zamanında benim de yaşamış olmamdır. Sadece sen ben değil, eminim ki bu memlekette binlerce kadın vardır benzer durumda olan. Yani aldatılan...

Hem aldatılıp hem de suçlu duruma düşürülen. Toplumsal değerlerimiz, geleneklerimiz biz kadınları -ne kadar haklı da olsak- her zaman alttan almaya, affedici olmaya mecbur bırakmıştır. İstediğimiz kadar iyi eğitim alalım, ailelerimiz eğitimli-kültürlü olsun, kariyer basamaklarının zirvesinde de olsak, bu memlekette kadın olmak başka bir şeydir!Bu saydığım vasıfların hiçbir önemi yoktur, önemli olan tek şey evliysen kocana bağlı olmak ve iyi bir anne olmak. Kocan seni aldatsa dahi sen sadık kalacaksın. Kocan işsiz güçsüz olsa bile sen çalışıyorsan eğer, kazanılan para kocanın parasıdır, çünkü evin erkeği kocandır. Bunlar gibi birçok örnek sayılabilir. Senin yaşadığın ne ilk ne de son olacak. O kadın kapına geldiğinde eminim ki senin için her şey, tüm evliliğin, sevgin, aşkın o dakikada orada bitti. Ama sadece çocukların için bir şans daha vermek istedin. İşte bence asıl mesele bu. Biz Türk kadınlarının genel yapısı bu zaten. Kendimizi ne kadar eğitirsek eğitelim, hâlâ ananelerimizin genini taşıyoruz çünkü. Kocalarımızı affedebiliyoruz hem de kolayca, anında. Buna bir de bahaneler bulabiliyoruz, çocuklarım için katlandım, yuvam yıkılmasın diye devam ettim, kocam dersini almıştır akıllanmıştır sandım diye kendimin bile inanmadığı bir sürü saçma sapan bahaneler bulabiliyoruz devam etmek için.

İyi güzel, hepsini anlayabilirim ve kabul edebilirim ama lütfen şunu cevaplayın: SONUÇ NE?

Bu adamlar birden bire bizim karşımızda melek mi oluveriyorlar? Hayır. Tam tersine, aynı düzene devam ediyorlar. Çünkü evlerinde onları sonsuza kadar affedecek, çocuklarına sahip çıkacak, evlerini temizleyen, çoraplarını giydiren, sevdikleri yemekleri yapan, her zaman affedici olan bir karıları var evlerinde...

Evde 1, dışarıda 1000 kadın, oh ne âlâ memleket. Ayşecim kusura bakma ama biraz da özeleştiri yapmamız lazım, bu erkekleri bu kadar pervasızca davranmaya biz itiyoruz. Uzun lafın kısası en iyisini yapmışsın adama. Senin gibisini de bulamaz zaten ama sen onun gibi elli tanesini elini sallasan bulursun canım. Çok öptüm.
A.I

 

* * *


Selamlar Ayşe Hanım,

 

Yazınızı okudum. Kocama da okuttum. Kocam da bana şunu söyledi:
“Ayşe Hanım yanlış yapmış. Mikrop yaşadığı sürece mikroptur. Keşke biraz haşarat ilacı ile o mikrobu yok etseydi.” dedi. Ben de kendisine hak verdim ve şöyle dedim; “Sen aynısını yaparsan ben sana kendi tavsiyeni uygulayacağım. Neyse her şey bir yana açık yüreklilikle anlatmanız hoşuma gitti.

İyi çalışmalar.

 

Selamlar,

H.Z

 

* * *


Merhabalar


Bugünkü yazınızı okudum. İçim acıdı yine. O kadar ki yaşadıklarım aklıma geldi. Herkesin hikâyesi farklı belki ama içerik aynı. Paylaşmak yazmak istedim size.
Yazmadan geçemedim. Hiç yapmam aslında. Çok güzel yazmışsınız…

Ben de bundan tam 5 sene önce doğumuma 3 hafta kala kocamın telefonuna gelen aşk dolu o mesajla yıkılmıştım. Bu duygunun tarifi yok sanırım. Canım dediğin sevgisinden bir an şüphe duymadığın insanın başka bir kadınla aşk yaşaması. Ne garip bir duygu. Aklımın köşesinden geçmezdi. Salakmışım…

Öyle güveniyorum yani…

Herkes yapar ama benim kocam yapmaz. Şimdi sadece gülüyorum kendime.

Salak yerine konmak.

Kim bilir ne yalanlar söyledi ve ben hepsini gerçek sandım..

Kandırılıyorsun. Hem de ne kandırılmak…

Eve geliyor canım karıcığım diyor, dışarı çıkıyor canım sevgilim diyor herhalde.

Bu ne biçim bir şey..

Ne bu heyecan mı? Macera mı? Entrika mı? Cinsellik mi?

Ne oldu? Aynı duyguları yaşadım işte..

Karmakarışık oldum… Allak Bullak… Kalbim acıdı..  Kalbim ağrıdı… Kalbim sıkıştı…

Kimseyle konuşmama halleri.

Yaşama sevincini kaybetmek.

Psikologlar, gelgitler.

 

Kucağımda 3 aylık sevgili oğlum…Neyi nasıl düşüneceğimi bilemiyorum..

Sağlıklı düşünemiyorum…Ne doğru ne yanlış karıştı her şey…Prensiplerim, değerlerim..

Delilik hali…Bir yandan aslında bu adam düzgün adam hiçbir yamuğunu görmedim..

Kocamı kandırdı o kadın. Diğer yandan; hayır, sevse yapmazdı. Demek sevmiyor…

Hayatımda hiç kabullenemeyeceğim türden bir durum.. Aldatılmak…

Eskiden, eğer öyle bir şey olursa vururum tekmeyi gider edaları…

Başına gelince ne yapacağım ben şimdi durumları…

Bir yandan adam kabul etmiyor..Diğer yandan bildiğim gördüğüm yaşadıklarım…

Ve sene 2009…Bu yaşanılanlardan üzerinden tam koca 5 sene geçti..

Ne oldu dersen, Hiçbir şey..

Şimdi yine psikolog yollarındayım. En sağlıklı ne şekilde boşanırım onun peşindeyim. Oğlum da yara almasın bende. Bir adam, adam değilse ve böyle bir şey yaşattıysa hiçbir zaman adam olmayacaktır.

Şimdi geçen senelerime üzülüyorum… Gözyaşlarıma… Yazık çok yazık… Hepsi bu…

Sevgiler.

E.

 

* * *


Gerçekten o kadar güzel kaleme almışınız ki; etkilenmemek elde değil. Buradan benim çıkardığım sonuç, insanlar şartlar aleyhlerinde geliştiğinde en sevdiklerini satmaktan, karalamaktan bir an bile çekinmiyorlar. Bunu itiraf etmek içinizdeki acıları hafifletir umarım...

İyi günlerde sağlıcakla ve sevdiklerinizle kalın.

 

* * *

Not 1: Bu konuyu deşelim deşmesine de... Üzülen yıpranan yine biz olmayacak mıyız?

Not 2: Hayat her zaman güldürmez ki bu sefer de böyle olsun.

Not 3: Durumu karikatürize etmişsiniz zaten yeterince...

Soru: Davayı uzatmış olmak size ne kazandırdı?

Ben biraz soğukkanlıyım aslında. Türkçem çok iyi değildir şimdiden bu konuda affınıza sığınıyorum. Yaşamış olduğunuz olaylar birçok insanın başına geliyordur, ama siz bunu herkese anlatabilecek kadar cesursunuz sizi bu konuda takdir ettim.

Şu bir gerçek ki sizin bu durumda hiçbir suçunuz yok. Ama ne yazık ki yıllarca aynı yastığa baş koyduğunuz adamların gerçek yüzünü göremiyoruz.

Onlar mı çok iyi saklıyorlar, biz mi görmek istemediğimiz için görmüyoruz. Bu sorular uzar gider... Ben de 8 yıllık evliliğimi bitirdim. Keşke aldatılma olsaydı sebebi inanın bu kadar koymazdı...

Ben yurt dışında iyi bir eğitim aldım, iyi bir kariyerim var...

Eşimin de eğitimi gayet iyiydi. Ama derler ya her okuyan adam olmaz diye. Harbiden olmuyormuş.

Evliliğimizin ilk yılları hatta evlenmeden önce bile bana sürekli "çocuk istemiyorum" dedi. Ama iş korunmaya gelince hiç oralı olmadı. Yıllarca ilaç kullandım. Kullandığım ilaçlar yüzünden ciddi bir rahim ameliyatı geçirdim. Ameliyat sonrasında bir anda çocuk hevesi geldi beyefendiye. Yıllarca gitmediğim doktor olmadığım tedavi kalmadı... Bedensel olarak resmen bittim..Ama üzerime öyle bir baskı kurdu ki yıllarca durmadan uğraştım…

Sonuç: Boşandık

Sebep: Benim çocuğum olmaması…

Tabii bu arada beni aldattığını anlamamak aptallık olurdu. Elbette anladım. Sonrasında avukatımı gönderdim ve bu işi bitirdim. Hiç pişman değilim ben kendi hayatımı kurtardım.

Bence sizde doğru olanı yapmışsınız.
Sevgiler,
GNA


* * *

Ayse hanim merhaba,
 
Yazınızı okudum yaşadıklarım aklıma geldi. Eski eşim ve oğlumun babasını 2 sene önce kaybettik. O yüzden çok konuşmak istemediğim bir konu ve geçmişime çok uzun zaman önce sünger çektim. Evet, insanlar çok değişiyor. Hemen hemen aynı yaşadıklarım o yüzden de çok uzun yazmayacağım. Ben sadece oğlum için görüşmeye devam ettim. Bir de ne yalan söyleyeyim öyle çok çirkeflik olmadı aramızda. O aldattı ben boşandım sonra tekrar denedik çocuğumuz ufak seviyoruz hala diye. O da olmadı, yine aldattı ve bitti. Kafamda en azından acaba kalmadı. Sadece oğlumun babası olarak kaldı. Ama ani ölümü ile de beni çok üzdü ve hala onu özlüyorum…

Bir tek şey yazmak istedim. Rahmetli anneciğim ben tekrar evleneceğim dediğim zaman bana dedi ki, bak kızım şu masayı görüyor musun bunun tek ayağı kırılsa onu yapıştırabilirsin sonra üzerini boyarsın ama o masa artık eski sağlamlığında asla olamaz ve orada zamanla mutlaka bir çatlak oluşur ve o çatlak hep gözüne batar…

Ve olguma da hep söylerim hala bile. Hayatta hiç ama hiç birşey gizli kalmaz. Mutlaka ortaya çıkar. Umarım sırtınızda kini taşımazsınız. Taşıyan arkadaşlarımdan biliyorum o çok daha ağır. Sevmek görüşmek zorunda asla değilsiniz ama hep derim biten bitti, gitti, yeni günler var… 

Her şey gönlünüzce olsun…
F

Sayın ARAL,

Ben hayatımda bir kez eşimi aldattım. Ama kahroldum.

Göl kenarında bir otelde, oldukça alkollü, ismini bilmediğim bir hanımla çok kötü bir şey yaptım. Buraya kadar normal ama bundan sonrası benim için facia. Trene binip, evime geldim. Hava çok soğuktu. Sarılı-mavilim kapıyı açtı. Bana "Hoş geldin. Hava çok soğuk. Isınasın diye sana tarhana çorbası  yaptım" dedi.
O anki pişmanlığımı anlatamam.   Çorbayı içtim, yemekleri yedim, ama inanın çiğnemeden yuttum.
Midemin yolda bozulduğunu söyleyip, banyoya gittim. Ve sessizce dakikalarca ağladım. 
Bütün gece uyumadım ve sadece O'na sıkı sıkı sarıldım. Sabah oldukça rahatlamıştım.
Ben böyle bir şey de bu kadar acı çektim. Benim hemcinslerim nasıl böyle davranıyorlar anlayamıyorum. Amerika'da bu tip insanları tedavi ediyorlarmış, biliyor musunuz?
Şu an 23 yıllık evliyim. Bir daha asla öyle bir şey yapmadım.  
Bunu samimiyetle söylüyorum. 
Derin saygılarımı sunuyorum.
SB

* * *

Merhaba,
Yazdıklarınızı okuyunca aldatılan sadece ben değilmişim diyorsunuz. Fakat acıyan kapanmış yaralarınız yine de unutulmadığından derinde bir bıçak saplanıyor yüreğinize...

Tüm iyi niyetinizle evim kocam çocuğum diyorsunuz da karşılığını bu şekilde alıyorsunuz.

Aslında beni rahatsız eden ihanetten çok bunun gizlenmesi... Neden ilişkileri olduğunu saklıyorlar ki... Bu yalanın sahtekârlığın, ilkesizliğin gurur kırıcılığını biz kadınlara neden yaşatıyorlar...

Toplumumuzda dul kadın oluyoruz. Aşağılanmanın bir başka haksizliği.

Bunu asan kadınlar olsa bile bu durum toplumun çoğunluğunu kapsamıyor ne yazık ki.

Ben nasıl aldatıldığımı ne yazıya ne söze dökemiyorum aradan gecen yıllara rağmen... Onun anlamı sadece bir izmarit gibi kaldı, sokakta gördüğüm her izmarit bana o nu hatırlatıyor gülüyorum...

 

Selamlar

D.

 

 

Ayşe Hanım merhaba,

 

İnanın Sex and the City’yi seyrederken yüzünüzdeki gülücükten tutun da o dehşet verici dakikalara kadar geliş sürecinizi sizinle beraber yaşadım. Asla kendinizde aramayın bu yaşananların sebebini. Sebep sizin yetersizliğiniz değil. Ve asla yalnız değilsiniz, eminim bunu benden daha iyi biliyorsunuzdur. Ve tekrar eminim ki, şu anda evli olduğunuz zamanki halinizden çok daha mutlu ve huzurlu bir hayat yaşıyorsunuz. En azından kafanız rahat ve rahat da olmalısınız. Ben ‘’hiç aldatılmadım’’ cümlesini kurarken aslında aldatılan bir kadınmışım. ‘’Babana bile güvenme’’ derler ya, annelerimiz, anneannelerimiz ve güngörmüş deneyimli tanıdıklarımız, gerçekten güvenmemek gerekiyor.

Bazı adamlar da vardır ki, aldatıldıktan sonra açılırsın, size sorarlar, ‘’niye ayrıldınız?’’ sen de cevap verirsin ‘’aldatıldım’’. Konu açılır en son olarak da ‘’Her erkek aldatır’’ cümlesini de eklersin… Açılmayı seçtiğin, tekrar güven kapılarını tam açacak olduğun bu adam sana ‘’Lütfen her erkek aldatır deme, her erkek aldatmaz’’ der, arkasından o da aldatır. Bir döngü gibi… Ne komik aslında…

 

Hiçbir erkeğe güvenme, kendinle her zaman, ne olursa olsun mutlu ve barışık ol, onlara asla muhtaç olma ama onlara düşman da olma! Onlara aslında ne kadar güçsüz olduklarını da kendinin ne kadar güçlü olduğunu göstererek ispatla… İşte bu yukarıda yazdıklarım benim hayat felsefem oldu. Bu felsefe beni hayatta daha güçlü bir kadın yaptı.

Siz de çok güçlü bir kadınsınız. Hepimiz güçlüyüz. Hem de erkeklerin hiç düşünemeyeceği kadar bir güce sahibiz biz kadınlar. Sadece bunu görüp uygulamaya koymamız gerekiyor. Ne yazık ki bu gücümüzün farkına varmamız da bir aldatmayla başlıyor. Ne acı!

Aldatılmayı beklemeyin, duygularınızın önüne geçin ve gücünüzü keşfedin. Hepimiz çok güçlüyüz. Bunu bilin… ve lütfen hayata daha güçlü olun! Size garanti veriyorum daha çok saygı göreceksiniz.

B.Y

 

 

Merhaba,

 

Evli değilim evlenmeyi de hiç ama hiç düşünmüyorum. Artık çağımızda miladını çoktan tamamlamış bir kurum olarak görüyorum. Daha çok erkeklerin evde hizmetçi tutmak yerine bedavadan sahip oldukları tüm ihtiyaçlarını karşılayan robotlara sahip oldukları bir kurum.

 

Her şeyin olduğu gibi evliliklerin de bir ömrü var belki 1 belki 5 sene ama daha fazla değil. Kira kontratı gibi bir sözleşme yapılmalı belki de her sene karşılıklı yenilenmeye ihtiyaç duyulan. Demirbaşlar belirlenmeli ve kontrol her sene. Nedir bunlar? SEVGİ ve SAYGI!

Kim ne kadar zarara uğramış uğratılmış? Elde kalanlara göre düzenlenmeli ya da fes edilmeli.

 

Affetmek denilen şeye inanmıyorum 1 kere yapan devamını getirir kesinlikle.

 

Telefonda bana ağlayan adam 2 gün ayrı kalınca kapısına gittiğimde sevgilisine açtırmıştı kapısını. Onların geninde var ne yazık ki yapmadan rahat değiller. Pişmanlar belki bir anlık gaflet ama yine de AFFEDİLMEMELİ bence.

 

Sevgiler,

S.

* * *

 

Acınızı ve neler yaşadığınızı o kadar iyi anlıyorum ki. Bu acıyı emin olun sadece yaşayanlar anlıyor. Bende sevdiğim bir adamla evlendim. Sizin yaşadıklarınıza benzer olayları evliliğimin ilk 6 ayında yaşadım. Boşanmam 2 yılımı aldı. İnsanın içi acıyor. Unutamıyorsunuz.

Önce kendinizde arıyorsunuz suçu. Ve insan diyor ki keşke hatam olsa acım daha azalır.

Neyse 5 yıl geçti ayrılalı. Resmen boşanalı ise 3 sene. Resmen boşanmadan bile kimseyi sokamadım hayatıma. Hala sokamıyorum.

Şuan 32 yaşımdayım. Beni beğenen ve hayatıma girmeye çalışan erkekler var.

Ama ben tekrar bunları yasamaktan korktuğum için kimseyle flört bile edemez durumda kapadım kendimi.

Ama hayat uzun ve yalnız geçmiyor. Umarım bundan sonra hayatınıza öyle biri girer ki öyle mutlu olursunuz ki iyi ki o kadın sebep oldu da o adamdan ayrıldım dersiniz.

İçlerinde hala dürüst ve düzgün olanları var. Onlarla karşılaşmanız dileğiyle...

A.E

 

Merhaba Ayşe Hanım,

İlk defa yazıyorum bir köşe yazarına. Yazınızı okuyunca çok hırslandım.

 

32 yaşındayım. Sırf etrafımda buna benzer yaşanmışlıklar olduğu için evlenmedim.

İnsanın başına gelenlerinin sorumlusu kesinlikle kendisidir. Körü körüne sevmeyeceksin birisini. Hep dışarıdan bakan bir gözü olmalıdır insanın ilişkisine, kocasına ailesine ki görebilmeli bir başkasının gözüyle olan bitenleri.

Tokat atan, aldatan, yalan söyleyen bir erkeği affetmek, ona aynı şeyi 2. kez daha yapma şansı vermekten başka bir şey değildir.

 

Bütün bunların sonunda Nietzsche’nin şu sözüyle avutuyoruz biz kadınlar kendimizi ‘’ Beni öldürmeyen şey güçlendirir! ’’

B.G

* * *


Ayşe Arman a aşağıdaki yazıyı yazıp göndermiştim, ama herhangi bir cevap gelmedi, okundu mu okunmadı mı onu bile bilmiyorum. Benim canım hala çok yanıyor, ama öldürmedim kendimi. Nasıl unutacağım onu, bu yaşıma kadar toplasan bu kadar Allah'a dua etmemiştim, geri dönmesi için. Yazınızı okudum, çok acı yaşananlar. Kabullenmek ve üstesinden gelmek ne kadar zor değil mi?

Tam 30 ayımı verdim, bunun son 8 ayında onu bir başkası ile paylaşmışım,
ama hala seviyorum onu, hem de çok.bu nası l bir şey anlamıyorum.bana bunu yaptı ve ben hala seviyorum ve bekliyorum geri dönmesini.

Biz kadınlar biraz mozoist' miyiz neyiz?

Onun da canı yansın istiyorum ve kapıma gelmesini, belki bu sefer ben terk edersem acım biraz hafifler. Zaten canımın bu kadar yanmasının ve unutamamamın sebebi onun beni terk etmesi ve başka bir kadının tercih edilmiş olması.
B.T


* * *

Sevgili Ayşe Hanım, yazınızı okuyunca üzüldüm ama hiç şaşırmadım. Maalesef erkeklerin doğasında var bir bozukluk, kadınlar da bu dünyada en çok bu şekilde imtihana çekiliyor anlaşılan. Ben eskiden, yani her şey böylesine ortalıkta yaşanmazken gizli kapaklı yapılırken ve bizler her şey sütlimanmış gibi algılarken dünyayı, kırk yılda bir kocasını ya da sevgilisini aldatan kadınları kınardım. Ama şimdi fikrim değişti, onlar kim bilir nelerin intikamını alıyorlar diye düşünmeye başladım. Ben otuz yıllık evliyim ama yemin edebilirim ki? Kocamın azıcık cesareti ve güveni olsa sizinle aynı kaderi paylaşmam işten bile değil. Bu yüzden sakın üzülmeyin, ayrıca şunu anladım kendine güvenen, kendisi ve dünyayla barışık olan ayakları üzerinde durabilen ve fazladan sizin sahip olduğunuz özellikleri taşıyan bir kadın için bunlar hiçte önemli değil, şimdi belki öfkeli ve yaralısınız farklı düşünüyor olabili rsiniz ama zamanla bana hak vereceksiniz.

M.H

* * *

Merhaba Ayşe Hanım,

 
Ben de aldatıldım sanırım zaten aldatılmayan kadın yok. Tabi ben evli değilim kocam yok, bu gidişle de olmayacak gibi. Her şey çok güzel giderken tüm acılarında, sıkıntılarında ona destek olmuşken “Ayrılalım benim başka bir sevgilim var hem de en başından beri” diyen erkek arkadaşım, ölümden döndüğümü bildiği halde bir geçmiş olsun bile demek için aramadı Nasıl bir nefrettir bu, anlamıyorum şu anda terapi’ye gidiyorum ama erkeklerle ilgili sıkıntılarım geçmeyecek gibi gözüküyor, evet hayattayım ama bu mu yaşamak inançlarını, umutlarını kaybederek yaşamak, yaşamak mı?
Bence aldatılmanın verdiği en büyük acı başka birine tercih edilmiş olmak değil o kadar zaman boyunca aptal yerine koydurmak.

M

 

* * *  

Selam Ayşe,


3,5 Yıl önceydi. Eşim bir gün işle ilgili bir seminere gideceğini ve bunun 10 güne uzayabileceğini söyleyerek çıktı gitti.O kapıdan çıkışının benim hayatımdan çıkmak için bir ilk olacağını nereden bilebilirdim.Arkamdan bakma gidemem dedi zaten bavulunu bile bana hazırlatmamıştı. (en azından bu kadarını yapmayayım diye düşündü galiba)

2. gün telefonu kapattı ve 13 gün sonra döndü. O arada beynimi kemirmekte olan kurtlarımla baş başa kalmış ve yalnızdım. Bir sms attı. saat bilmem kaçta evde olacağım, lütfen evde ol konuşalım diye ve beklenen an bana başka bir kadına aşık olduğunu söyledi. Ondan kopamadığını ama bana da arkasını dönüp gidemeyeceğini 13 gündür dolaşıp, içip karar vermeye çalıştığını söyledi.

Sonra toparlamaya çalıştık ama başaramadı. O kadar çok seviyordum ki 7 yıl bitmek üzereydi.3 yılda öncesi. Gece uyandığımda beni seyrederken bulduğum  ve beni ona verdiği için Allaha şükreden adam gitmiş yerine başka bir adam gelmişti.

Benimle nefes alamadığını söyledi ve ben gittim 1 ay süren çırpınışlardan sonra.3 ay sonrada davamız sonuçlandı. veeeee hayatımı adadığım adam artık yoktu galiba ölmesini bile tercih edebilirdim onu başkasıyla paylaşmak yerine. Ama bak zaman her yaraya kabuk bağlıyor. Kesinlikle iyileştirmiyor ama yaşamayı tekrar seviyorsun.tekrar hayattan zevk almayı.

A.

 

* * *  

Ayşe hanım,

 

Kabahati bir miktarda kendinizde arayın. Ben bu işin öbür tarafında olan bir kişi olarak yazıyorum. Mesela siz, size hiç kimse bir kere yapan muhakkak devam edecektir diye kulağınıza fısıldamadı mı?

Bu iş ev içi şiddette de ayni. Karisini, sevgilisini bir kere döven, şiddet kullanan kişi %98 tekrar yapacaktır. İlk tokattan sonra hiç arkaya bakmadan bye-bye.
Hiç düşünmeden çekip gitmek lazım yada onun bavulunu kapının dışına koymak lazım. Erkek ne düşünüyor? Yahu bir kere yaptım yuttu, demek ki tekrarını da kabullenecek.

Bende aldattım ve her seferinde çiçek alıp gidiyordum. Aslında çiçek benim felaket suçluluk duygum içindi. En sonunda bayan uyandı ve bayram değil seyran değil bu çiçekler niye? diye sorunca bende artik ayrılık zamanının geldiğini anlayıp bavulumu topladım.


Olay aldatmaya geldiğinde zaten aradaki sevgi, saygı, istek, ask bitmiştir, kim ne derse desin. O kadın size ne sazlar çalmış" yok sizi gerçekten çok seviyor" filan.
O kadar seviyordu da neden o hatunla görüşmeye devam etti?


İyi yapmışsın Ayşe hanim.Biraz daha erken uyansan daha iyi olurdu tabii.

D. 

 

* * *

 

Ayşecik,

 

Sen taptaze bahar dalı gibi şakalarınla, sıcacık anlatım tarzınla ben de başka bir yerin vardı ta ki bugünkü yazını okuyana kadar.

 

Bak ben yaşlanıp da duygusallaşıyor muyum ne bilmem ama çok duygulandım senin hikâyenden...

 

Diyorum ki; sen çok cesur bir kızsın. Ne kadar yaralısın ama o kadar da dik duruyorsun tatlım... Sakin bırakma kendini...

 

Aldatmak da hayatin bir parçası... Ama herkesin hikayesi ve nedeni farklıdır. Bu söz Kanada da çok kullanılır. "everybody has different case"...

 

 Önemli olan bundan sonraki duruştur. Sen yeniden kurmuşsun hayatini; güçlüsün...

 

Bir zamanlar "Ferhangi şeyler" oyununda Ferhan şöyle diyordu: "Boris Vian diyor ki; evlilik çok kutsal bir müessesedir fakat bütün bir hayati tek bir kadınla geçirmenin moktan tarafları olmasa".

Biz ne kadar zorlasak da sadakati, dürüstlüğü, bağlılığı, yine de bir şeyler bizi Boris Vian in söylemine sürüklüyor.

 

Bunlar doğru mu ne dersin? Ben Boris Vian a katılıyorum. Bos ver sende kolayından al tatlım...

 

Güzel bir sonbahar İstanbul’u seninle olsun...
C.A

 

* * * 

 

Sevgili Ayşe,

Aldatılma yazını okuyunca 48 yaşıma geldiğim halde evde kaldığıma hiç üzülmedim. Sebebine gelince nasıl olsa evlenseydim bende aldatılacaktım çünkü hiçbir erkeğe güvenmiyorum. Yeter ki ellerine fırsat geçsin veya zayıf anlarına denk gelsin...

VE BEN ASLA SENİN GİBİ GÜÇLÜ  olamazdım. Elbette hiçbir erkek için üzülmeye değmez. Allah bundan sonra senin şansını açık etsin ve mutluluklar versin..

Ve o eski kocan inşallah en büyük belasını o kadından bulur ve hayatı cehenneme döner...
Sen bir harikasın.
S

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI