Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Sizce yılın olayı hangisi

    Hürriyet Haber
    31.12.2009 - 11:35 | Son Güncelleme: 31.12.2009 - 16:00

    2010'da Türkiye'yi neler bekliyor. Metehan Demir yazıyor

    /images/100/0x0/55ea8481f018fbb8f8852bd8Sabah büroya geldiğimde bu yazıya başlamadan önce her zamanki gibi elektronik postaları ve twitter’ı (www.twitter.com/@metehandemirck) kontrol ettim. Onlarca posta arasında çok sık görüşmediğim bir arkadaşımın yeni yıl mesajı dikkatimi çekti. 

     

    Ne yalan söyleyeyim, klişeleşmiş ve adet yerini bulsun diye genele gönderilen yılbaşı ve bayram mesajlarını açmadan silerim. Ama bu kez nedense bunu açmak geldi içimden. İyi ki de okumuşum. Çünkü sizinle de de paylaşmak istediğim son dönemlerdeki aldığım en güzel mesaj ile karşılaştım 2009 ve 2010 üzerine…

     

    Bu nedenle gelin, bugün devletin kozmik odalarında yapılan aramaların kapısından, Meclis salonlarından, eski DTP’lilerin ifade krizinden, demokratik açılımdan, Genelkurmay açıklamalarından, AB sürecinden biraz uzaklaşıp iki yılın arasında kendimize dair kısacık bir yolculuğa çıkalım. İlk önce bu güzel mesajın bir bölümünü verip, sonra da, 2010 ile ilgili hepimize dair özel bir projeyi sizinle paylaşalım.

     

    “DÜN DÜNDE KALDI CANCAĞIZIM BUGÜN YENİ ŞÖYLER SÖYLEMEK LAZIM”

     

    “Sevgili Metehan, Ömrümüzden bir yıl daha geride kaldı. Acısıyla, tatlısıyla, coşku, heyecan, stres ve kavgalarıyla...Bundan öncekiler gibi 2009’u da geride bırakıyoruz…Eminim herkesin bu yılla da geride bırakacağı, unutamayacakları olacaktır. Kimi zaman gülümseyerek, kimi zaman da hüzünlenerek anımsayacakları. Hayat zaten bu değil mi? Bir didişme, kakışma, koşuşma ve en sonunda koskocaman bir hiç. Kimseye bir şey kalmıyor bu dünyada. Gün geliyor bırakıp gidiyorsun. Ne “kefenin cebi var” ne de unutma Yahya Kemal Beyatlı’nın o muhteşem “Sessiz Gemi” şiirinde dediği gibi ''Her giden memnun ki bak yerinden, seneler olmuş dönen yok seferinden...''

    O kadar çok ki bırakıp da gidenler, gidip de hiç dönmeyenler ama insanoğlu yine de hiç ama hiç ders almıyor. Bir an için duraksasa da sonra yine kaptırıyor kendisini yaşamın gel-gitlerine...Yani sevinçlerine, hırs, üzüntü ve kavgalarına…Doğru. Belki de hayatın dinamiği ve bizi hayatta meşgul tutmakla görevli hırs dallarına tutunmasak savrulup gideceğiz. Ama bu kadar da didişmeye de değer mi be diye bakıyorum? Değmez inan... İnsan gerçek mutluluğu arayıp bulmalı ve sevdiklerini, zor bulduğu gerçek dostlarını bırakmamacasına sarılmalı bir şekilde. Hayatın zorluklarını, acılarını da bilmeli ama onları küçümseyebilmeli de. Gerekirse geçip karşışına bakıp hayata gülümsemeyi başarabilmeli.

     

    Biliyorum bu çok kolay değil. Ama hayat insana bunu öğretiyor zamanla... Elbette zamanı geldiğinde ve bedelini ödeterek… Seni gerçekten sevenleri sakın üzme. Çocuklarını sakın bu hayatın bu hırs fırtınalarına kurban etme. Büyüyüverirler. Farkına bile varmazsın. Elinde muazzam bir kariyer ama çocukluğunu hiç göremediğin bir yavrun olur. Karşında artık 40’larına gelmiş çocuğuna insanın sen, ‘Ne zaman büyüdün benim küçük yavrum sen’ demenin ne acı olduğunu bilir misin? Neyse boşver, gelecek hepimiz için güzel olsun. Geleceğe sımsıkı tutun, bu hayatın hakkını da, değerini de ver. Ama söylediklerimi de sakın unutma. Mevlana ne güzel demiş.... ''Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım...'' O nedenle 2010’a dair en güzel şeyler seninle olsun. Çok sevgiler…”

     

    İşte böyle…

     

    KİME GÖRE YILIN EN ÖNEMLİ OLAYI?

     

    Bir süredir bakıyorum medyada yıllardır olduğu gibi geleneksel 2009’a damgasını vuran olaylar tekmili birden yer alıyor. 2010’daki muhtemel gelişmeler de...

     

    Bunlar siyasi hafızayı tazelemek açısından çok faydalı. Ama ben hep geride bırakılan yılda herkesin kendine göre gündeme damgasını vuran olaylar önceliğinin başka başka olduğunu düşünürüm.

     

    Mesela, birimiz çıksa ‘Türkiye’de ne yılın olayı ya...Ben babamı kaybettim kardeşim. Benim için bundan daha büyük yılın olayı olur mu?’ dese...

     

    Ya da birileri çıkıp, ‘İşten atıldım, iflas ettim, işe başladım, hasta oldum, ölümden döndüm, trafik kazası geçirdim, terfi alamadım, aşık oldum’ gibi yüzlerce şekilde çoğaltılabilecek örneklerle karşımıza gelse...

     

    ‘Mmm.. haklısınız. E ama bir demokratik açılım da vardı...Bir de kozmik odadaki arama vardı...’ gibi bir söz edebilir misiniz?

     

    İletişim içinde olduğumuz çevre ve hayat önceliklerimiz herbirimizini 2009’daki en önemli olayı oldu. İnsanların geçim derdi de böyle...

     

    Biz medyanın yazdığı yılın en önemli olayları ise daha sonra geldi aslında...

     

    Zaten hep öyle olmadı mı... Birinin hayatının akışını değiştiren diğerinin umrunda oldu mu...

     

    Şimdi sadece bir takvim yaprağından ibaret bugünün yarına dönümünü yani yılbaşını şimdi büyük bir umutla bekliyoruz.

     

    Yılbaşı psikolojisi... Aslında basit bir saat sisteminin deviniminde geri gelmekten başka çare olmayan bir ufak mola lüksü.

     

    Ama yine de kaçırılacak bir fırsat değil. Çünkü bana göre, her yeni yaş veya her yeni yıl insanların bir ileri modelini çıkarmasına vesile olmalı. Yani arabalar gibi insanlar da her yıl bir ileri modellerini çıkarmalı.

     

    ARABALAR GİBİ KENDİ İLERİ VERSİYONUNUZU ÇIKARIN

     

    ‘2010’ versiyonu. İnsan kendine, kendisi ve yaşadığı toplum adına her yıl yeni artılar eklemeli. Bir önceki modelde görülen eksikler tekrar edilmemeli.

     

    Tabii bütün bunları konuşurken ülkenin geçtiği sürecin, gerginliklerin hepimizde doğrudan veya dolaylı olarak bıraktığı izler ve etkiler var. Umutsuzluklar var. "Nereye gidiyoruz, savruluyoruz mu?" soruları var.

     

    Açıkçası bunu2009’da çok daha yoğun yaşadık.

     

    İnternette ''2009 önemli olayları'' diye yazın kıyamet gibi sayfa önünüze gelir. O nedenle size bilgiç bir tavırla bunları bir kez daha hatırlatmıyorum.

     

    Peki 2010’da Türkiye’de neler olacak? Güller açacak mı? Bu kez iyi şeyler olacak mı, ya da yaşanan kötü şeyler, iyileri gölgeleyecek kadar travmatik mi tezahür edecek?

     

    2010'DA TÜRKİYE'Yİ NELER BEKLİYOR? SEÇİM OLUR MU?

     

    - Bu yıl derecesi ve şiddeti tam bilinmese de, demokratik açılım olsa da başta PKK olmak üzere maalesef terörist faaliyetlerin tamamen bitmesi beklenmiyor.

     

    - Erken seçim diyenlerin sayısı az değil. Ama mevcut dengeler AK Parti’nin daha doğrusu Başbakan Erdoğan’ın bir erken seçime gitmeyeceği yönünde.Bu başkentin erken seçim efsanesi aslında hiç bitmez. Seçimden bir iki yıl sonra hep bu söylentiler başlar. Zamanında yapılan 2007 seçimlerine giden süreçte de 2005’den itibaren her yıl iddialara göre ‘seçim’ garanti değil miydi? Tabii ki siyasette ne olacağını hiç bir zaman tamamen öngörmemek gerektiğini de unutmamak lazım.

     

    - ABD ile ilişkiler, Ermenistan ile imzalanan protokolün Meclis onayı, sözde soykırımn tasarısının Amerikan Kongresi'nde onayı yine gündemde olur.

     

    - Afganistan, Irak’tan çekilme planlarında Ankara’nın durumu, ABD’nin İran politikalarında sıkı müttefikler arama paniği klasik ritüeller.

     

    - Anayasa değişikliği tartışmaları da kuvvetle muhtemel. Asker sivil dengelerindeki üstü örtülü çekişme başkentte artık bir klasik konumunda.

     

    - Demokratik açılım süreci sancılı da olsa devam edecek. Eski DTP’liler Meclis’te hep gündem olacak.

     

    - CHP’de bir değişim olabilir.

     

    - Başmüzakereci ve Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın iyi niyetli girişimleri devam eder ama AB ile tam üyelik konusundaki ilişkilerimiz yani ‘mış’ gibi süreci de devam eder.

     

    - Kıbrıs sorununda taraflar arasında sürpriz bir anlaşma da gelebilir.Yunanistan ile Ege’de anlaşmazlık devam eder.

     

    - İrtica tehlikesi ile ilgili zaman zaman yine taraflar arasında ‘var mı, yok mu’ rauntları yaşanabilir.

     

    - Türkiye, Ortadoğu Barış Süreci, Pakistan, Kosova ve benzerikonularda ‘ne şiş yansın ne kebap’ prensibi ile durumu idare edecek.

     

    - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Abdullah Gül’ün ardından Köşk’e mi çıkacağı ya da hangi yolu izleyeceği de çok tartışılacak.

     

    - Kabinede revizyon olabilir.

     

    - Herşey planlandığı gibi giderse Ağustos’ta Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ göreviniKara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner’e devredecek.

     

    - Ekonomide yabancı yatırımcılar çekilmeye çalışılacak. Dünyadaki bitmeyen ekonomik dalgalanmalar zaman zaman Türkiye’ye zor anlar yaşatabilir. Dolar ve Euro’nun aşırı değerliliği Türk şirketlerinin işini biraz daha zorlaştıracak.

     

    Tabii bir de kesin olanlar da var. Mesela deprem tedbirleri ile ilgili hiç bir somut adım atılmayacak, caydırma olmadığı için trafik kazaları rekora gidecek, yasadışı dinlemeler devam edecek, dolaylı vergilerde dünya şampiyonluğu kimseye kaptırılmayacak, sabit gelirli memurlarının durumunda iyileşme olmayacak, gündemde tutulsa da bedelli askerlik veya askerliğin kısaltılması söz konusu olmayacak. Bu arada, bir de misli hasletimiz haline gelen paranoya ve komplo teorileri konusunda ben bir iyileşmne beklemiyorum.

     

    Durum böyle…

     

    Türkiye’yi ve kendimizi anlatmaya çalıştık.

     

    Ama yine de umarız 2010 hepimiz ve ülkemiz için unutulmaz ama bir o kadar da beklenmedik iyi olaylarla geçer.

     

    Bazen düşünüyorum da bu ülke neden iyi şeyleri de haketmesin.

     

    Herkese iyi yıllar...

     

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı