"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Sizce bir şehri kim yönetmeli?

BİRGÜN gazetesinden Serbay Mansuroğlu ve Burcu Bingöl bir yazı dizisi başlattı.

“Sol ne yapmalı?”

Dizinin logosu da müthiş...

“Orak” bir soru işaretine, “çekiç” de bir ünleme dönüşmüş...

Doğrusu takılıp kaldım.

Orak  soru...

Çekiç  ünlem...

Yalnızca logo bile yetti.

Bir dönem Taksim’den Diyarbakır’a, Küba’dan Berlin’e kadar dünyayı kuşatan orak ve çekiç...

Bütün insanlığa kendisini her şeyin ve her sorunun cevabı olarak sunan orak-çekiç...

Şimdi kendisi bir soru işaretine dönüşmüş durumda.

Dizide “Sol ne yapmalı?” sorusuna bir cevap ararken, çok köklü bir sorunun da işaret fişeği geliyor.

Dizinin ilk günü işte bu çok önemli soruyla başlıyor.

Sebahat Tuncel diyor ki:

“Sonuçta federasyon da bir devlet olma biçimi. Demokratik özerklik bundan çok farklı. Sadece Türkiye’nin siyasi idari yapısında bir değişimi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümünü gözetiyor. Sadece Kürtler değil, Türkler de kendi özyönetimlerini istiyor.”

Tuncel “özyönetim” kavramına yeni bir tanım getiriyor.

Peki illerde ya da bölgelerde seçilmiş yönetimlerin sorumluluk alması nasıl olacak?

Yani;

- Berlin’in seçilmiş belediye başkanının aynı zamanda başbakan yetkisinde olması gibi.

- Barselona’da seçilen belediyenin yönetim sorumluluğunu alması gibi.

- New York’ta polisin valiye değil, halkın seçtiği belediye başkanına bağlı olması gibi.

Peki bizde...

Emniyet müdürünü o şehrin seçilmiş belediye başkanına bağlayabilir misiniz?

Şimdi çıkıp sorabilirsiniz:

- Kardeşim New York’ta, Berlin’de, Barselona’da bölücü terör var mı?

Zor bir sorudur bu...

Belki de birçok nedenle, demokratikleşme yolunda elleri bağlayan bir sorudur.

Ama ne yapalım ki, Türkiye bu sorunun yarattığı “güdük korku”yu da aşabilmelidir.

Yeni anayasa sivil olacaksa, cesurca bu sorunun üzerine gidebilmelidir.

Toparlarsak...

MGK toplantılarında, askeri şûralarda sivilleşme görüntüsü vermek tam demokrasi için yetmiyor.

Gerçek demokrasi için, seçilmiş belediye başkanlarıyla, atanmış vali ya da garnizon komutanı arasındaki protokol meselesi de yeni Anayasa’da gündeme gelmelidir.

Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde şehrin polisi seçilmiş belediye başkanına bağlıyken...

Bizde...

Polis, seçilmiş belediye başkanını İçişleri Bakanı’nın izniyle gözaltına alabiliyor.

Peki böyle bir idari yapıda nasıl olacak bu demokratikleşme?

Altyapının yükü halkın seçtiği başkana, üstyapının yukarıdan bakan devletçi hali valiye verilince oluyor mu?

İşte bu yüzden soruyorum:

Sizce bir şehri kim yönetmeli?

- Seçilmiş belediye başkanı mı?

- Yoksa atanmış vali mi?

Birgün gazetesi bu dizi yazıyla iyi bir iş yapıyor.

Ve Sebahat Tuncel’in, seçilmiş belediyelerin güçlendirilmesi önerisi, yeni anayasa hazırlıkları öncesinde daha da önemli bir hal alıyor.

Türkiye bu meseleyi mutlak tartışmalıdır. Korkmadan ve birbirine güvenerek tartışmalıdır.

Demokratikleşme ya da sivilleşme için  ambalaj niteliğinde birkaç fotoğraf karesi yetmez.

Böyle köklü sorunları ortaya cesurca koyabilirsek, gerçek anlamda bir sivil anayasa gündemi oluşturabiliriz.

Bunun için de...

Önce halka güveneceğiz. Halkın oyuna saygı duyacağız.

X