Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Siz son değişikliği anlayabildiniz mi?

Özel yetkili mahkemeler konusunda bir yasa çıktı, anlayabilen beri gelsin. Konuyu en yakından izleyenlere soruyorum, bir türlü yanıt alamıyorum. Yanıt alıyorum da, kimse ne dediğini bilmiyor. Her kafadan bir başka yorum geliyor.

Boş yere "Türk usulü iş..." dememişler.

Özel yetkili mahkemelerden şikayet ettik durduk. Sonunda hükümet de bu şikayetlere katıldı ve bir dizi değişiklik yaptı.

Ne oldu, neler değiştirildi diye okuyorum, birşey anlayamıyorum.

Anlayana veya anladığını iddia edenlere soruyorum, onların da pek birşey bildikleri yok. Her kafadan bir ses çıkıyor.

Peki kim ne anladı?

Ne oldu?

Tek somut sonuç, Aziz Yıldırım' ın serbest kalması. O da bu yasa nedeniyle mi gerçekleşti tam belli değil.

Geri kalan tutuklular ne olacak? Onlar içerideki yaşamlarını sürdürecekler  mi? Savcılar ve yargıçların tutumları gerçekten değişecek mi?

İnsan ister istemez soruyor: ÖYM'ler zamanında neden oluşturuldu ve şimdi neden bu hale sokuldu? Gerekli idiyseler, neden kaldırılıyor? Kaldırılmıyor, iddiaya göre, daha da yaygınlaştırılıyorsa, son değişiklikler ne anlama geliyor?

Refom, değil...

Düzenleme ise, hiç değil...

Tam anlamıyla Türk usulü kafa karıştırma oldu.

Şimdi, mahkemelerin alacakları kararları bekleyeceğiz. Önümüzdeki haftalarda atılacak her adım bir emsal teşkil edecek. Yeni bir düzen kurulmaya çalışılacak.

Bir de gelin, her zaman "Adaletin yerini bulacağından" veya "Adalete güvenden" söz edin.

ESAD, KENDİNDEN ÇOK EMİN GÖRÜNÜYOR

Cumhuriyet' teki Esad söyleşisinin önemli noktalarını çıkardım.

Bunları mutlaka paylaşmamız gerekiyor. Söylediklerini ister kabul edelim, ister reddedelim, Suriye liderini de dinlemek ve görüşlerini tartışmak demokrasi ve fikir özgürlüğünün en temel unsurudur. Tabii ki kendi propagandasını, yani kendi görüşlerini ortaya koyacaktır. Yeter ki, bunların tutarlığı olsun...

Allah’ tan Cumhuriyet görüştü de, Esad' ın nabzını tutabildik.

Herşeyin başında, Suriye liderinin kendinden emin hali dikkatimi çekti. Dışarıdan bakıldığında, son anlarını yaşayan biriymiş görüntüsü vardı. Batı medyasının pompalaması sayesinde, hemen yarın veya öbür gün düşecekmiş izlenimi doğmuştu. Oysa, günlük yaşamda arkasına Rusya-İran ikilisiyle Çin’i de alıp; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan çıkabilecek bir karara karşı kendini güvene almış durumda.

Kasımdaki ABD seçimlerine kadar bu denge sürecektir. Sonrası ise, içerideki ayaklanmanın hızına ve dozuna bağlı kalacak. İç karmaşa artarsa, ne Ruysa, ne Çin, ne de İran' ın desteği kalır. Suriye liderine bizde ömür biçenler, eskiden 5-6 ay diyorlardı, şimdi bu süreyi  1-2 yıla çıkardılar. Yine de kimse kesin bir tahminde bulunacak durumda değil.

Esad söyleşisinde diğer dikkati çeken nokta, Türkiye' nin Sunni-Şii etnik ayırımcılığı yaptığını anlatırken verdiği örnekler. Bizim gerekçelerimiz farklı, ancak Esad da olayı farklı görüyor. Aslında hepimizin korkusu da bu zaten. Bölgede bir etnik savaş çıkmasının yaratacağı sarsıntının altından hiçbirimiz kalkamayız ve etkilenmekten kurtulamayız.

Esad' ın dikkat ettiği en önemli unsur, Erdoğan hakkında kırıcı konuşmamak olmuş. Hatta alttan almış. Sözlerine çok dikkat etmiş. Türkiye' yi kışkırtmamak için seçtiği kelimeler çok ilginç. Hala birşeylerin kurtarılabileceğini sanıyor.


Ne olursa olsun, Utku' nun söyleşisi ve Cumhuriyet'in yayını çok doğru oldu. Her ne kadar beni "İliştirilmiş gazeteci" sıfatıyla nitelemiş olmasına rağmen, bu gazete yayınıyla yapılması gerekeni yapmıştır.

Ben yine de hakkını vereyim.

ANLAŞMA OLMADI, ESAD ZAMAN KAZANDI...

Hafta sonu Birleşmiş Milletler gözetiminde, "Suriye Dostları" (Abd-Rusya-Türkiye-Arap Birliği-İngiltere-Avrupa Birliği) Cenevre' de toplandılar. Her ne kadar anlaşma olduğu havası verilmese de ABD ile Rusya arasındaki görüş ayrılığı hala sürüyor.

Bu gurup kendilerine "Suriye Dostları" adını taktı, ancak aslında "Esad düşmanları" deseler çok daha doğru olurdu. Amaçları, Esad ve Baas Partisi’ni iktidardan düşürmek ve ülkeye demokrasi getirmek. Ancak, yönteminde anlaşamıyorlar.

Anlaştıkları nokta: Geçici bir hükümet kurulması ve geçiş sürecini organize etmesi.

Anlaşamadıkları nokta: Batı, bu hükümeti, muhalefetle birlikte bugünkü yönetimden bazı isimlerin kurmasına göz yummakla birlikte, Esad' ın katılmasına karşı çıkıyor. Rusya ise, Esad' ın da katılmasından yana.

Dolayısiyle, geçici hükümet kurulması çok uzun bir zaman alacak.

Özetle, Suriye dosyası elden ele dolaşacak.

Bu arada Türkiye' nin sınır boyunda aldığı önlemlerin nedeni, Suriye' nin yeni bir hatasına karşı şimdiden hazırlıklı olmaktan ileri geçmeyecek. Yani Ankara, bazılarını hayal kırıklığına uğratacak, ancak savaş peşinde koşmuyor. Hep tekrarlıyorum, savaşçıların Kasımdaki Amerikan başkanlık seçimlerine kadar sabretmeleri gerekecek.

X