Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Siz hâlâ annenizin iktisatını mı kullanıyorsunuz

BİLİM, değişmezler hakkındadır. Değişen şeyler hakkındaki bilgilere “malumat” denir. İngilizce’de “knowledge” kelimesi, değişmez bilgileri; “information” ise değişenleri kapsar.

Ne var ki; neyin bilimsel bilgi, neyin sadece malumat olduğunu ayırmak o kadar kolay değildir. Malumat, deneylerin imbiğinden geçtikçe bilimsel bilgi haline gelir. Ham malumatı süzen ve onu saflaştırarak ilim haline getiren deneylerin dayandığı temel “aynı şartlar altında” veya “diğer şeyler sabit kalmak şartıyla” koşuludur. Bu işin zorluğu, gözlemlenen “sebep-sonuç” ilişkisinin hangi şartlar altında geçerli olduğunu kavrayamamaktan doğar. Soyut açıklama bitti. Geçmiş olsun. Şimdi yukarıda söylenenleri somut örneklerle açıklayım.

FAİZLER ARTINCA MİLLİ GELİR BÜYÜMESİ YAVAŞLAR

Anneniz iktisat öğrenirken hocaları ona bunu söylemişti. Çünkü o zamanlar bir ülkede tek bir para birimi geçerdi. Nakit servetlerin yurt dışına çıkarılması yasaktı. Hatta kambiyo işlemleri Merkez Bankalarının denetimi altındaydı. Bir ülkeye dişe dokunur miktarlarda sıcak para girip çıkamazdı. Ancak bugün o kısıtlar yok. Dolayıyla Merkez Bankası’nın “faizleri arttırarak” ekonomik büyümeyi yavaşlatması, günün moda tabiriyle ekonomiyi soğutması mümkün değil. Hatta ulusal paranın faizini arttırmak tam tersi sonuç doğurabiliyor.

KAMU BORCU DÜŞÜKSE FİNANSAL İSTİKRAR VARDIR

Anneniz iktisat okurken hocaları ona bunu söylemişti. Çünkü o zamanalar “devletten-devlete” borç verilirdi. Devletin iç ve özellikle dış borçların büyük olması kriz kapıyı çalıyor demekti. Şimdi ise devletten devlete veya IMF’den devlete borç verme uygulaması kalktı. 2009 krizinden önce IMF işsiz kaldı, kimseye borç veremez hale geldi. Faiz gelirleri düştü. Yakında maaş ödemekte zorlanack deniyordu. Allahtan kriz IMF’in imdadına yetişti de biraz işleri açıldı. Ama işin esası değişmiştir. Artık “özel sektörden-özel sektöre” dış borç veriliyor. Bir ülkenin mali istikrarsızlığın esas göstergesi, bankacılık kesimi dahil özel sektörün dış borçları oldu. Dış borcu yaratan olay da “cari açık”tır. O sebeple “fiyat istikrarı, mali istikrardan geçer” dendiyor. Bunun için cari açığı düşürme paketleri yürülüğe konuyor.

GELİŞMİŞ ÜLKELERİN YAVAŞLAMASI DÜNYAYI DURDURUR

Anneniz iktisat okurken hocaları ona böyle demişti. Ama artık dünya ekonomisini “gelişmekte olan ülkeler” çekiyor. Onların da ham madde fiyatları altında ezilmemeleri için, zengin yani gelişmiş ülkelerin yavaş büyümesi tam bir nimettir. Zenginler niye daha hızlı zenginleşemiyor diye üzülmeyin; sevinin.
Son Söz: Annenizin iktisadı hala doğru olabilir; onun zamanı için.
X