"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Siyasi kapatma olmamalı

Ertuğrul ÖZKÖK

Türk siyasetinin çok kritik bir dönemi bugün açılıyor. Refah Partisi savunmasını Anayasa Mahkemesi'ne sunuyor. Bu süreç sonunda, parti ya kapatılacak, ya da siyasi hayatına devam edecek.

Bu ülkenin kaderiyle ilgili herkes, bugünlerde bu kritik kararı tartışıyor, şu sorunun cevabını arıyor:

Refah Partisi kapatılmalı mı?

* * *

Benim çevremdeki insanların çoğu, kapatılmasından yana görünüyor.

Çünkü çoğu, Refahyol'un bir yıllık iktidarını Türkiye için bir kâbus olarak değerlendiriyor. Bu süre içinde Türkiye'nin sonu belli olmayan bir yola sokulmak istendiğini düşünüyor.

Kabul edeyim ki, bu bir yıllık dönemde vatandaş olarak ben de çok derin endişelere kapıldım.

‘‘Türkiye nereye gidiyor’’ sorusunu sık sık kendime sordum.

Ve her defasında bulduğum cevaplar karamsardı.

Öyleyse benim düşüncem ne olmalıydı?

Yaşadığımız bu kâbus yılına rağmen, ben yine de farklı düşünüyorum.

Refah Partisi'nin kapatılması çok yanlış bir hareket olur.

Daha önce DEP'in kapatılması konusunda da aynı düşünceleri yazmıştım.

Aradan geçen zaman, DEP'in kapatılmasının Türkiye'ye yarar değil, zarar verdiğini gösterdi.

Şimdi yine aynı şeyi düşünüyorum.

* * *

Refah Partisi'nin kapatılması, Türkiye'ye yarar değil zarar getirir.

Bu düşünceyi daha önce yazdığım zaman, çevremden çok tepki aldım. Bu defa da alacağıma eminim.

Ama şuna inanıyorum. Bazı kritik karar günlerinde, insanların ve kurumların düşüncelerinin tarih defterine not olarak düşürülmesinde yarar var.

Çalışmaktan gurur duyduğum Hürriyet Gazetesi de, başından beri Refah Partisi'nin kapatılmasına sıcak bakmadı.

Bugün de tutumu budur.

Bu gazete kurulduğu günden beri, özgürlükçü düzeni, çok partili hayatı ve fikir özgürlüğünü savundu.

Zaten, yaptığımız mesleğin varlık nedeni, kaynağını bu hürriyetçilik fikrinden almaktadır.

Onun için bir partiye karşı olmak başka, bu partinin kapatılmasını savunmak başka bir şeydir.

Bir partinin Türkiye'ye empoze etmek istediği rejime karşı sonuna kadar mücadele edebilirsiniz.

Öte yandan, onun kapatılmasına da aynı şiddetle karşı çıkabilirsiniz.

* * *

Ama bu tutumun çok önemli bir nüansının da altını çizmemiz gerekiyor.

Refah Partisi'nin durumu, en yüksek yargı organı olan Anayasa Mahkemesi'nde görüşülecek.

Dolayısıyla olay, hukukun kutsal alanına girmiştir.

Günlük konuşmalarımıza baktığımız zaman, Refah Partisi olayının bir siyasi, bir de hukuki yanının bulunduğunu görüyoruz.

Biz yargılarımızı çoğunlukla siyasi açıdan yapıyoruz. Oysa Yüksek Mahkeme üyeleri elbet olayın hukuki yanına bakacaklar.

Biz bu davanın, tamamen hukukun kendi coğrafyası içinde ele alınıp değerlendirilmesini diliyoruz.

Anayasa Mahkemesi yargılamanın siyasi açıdan yapıldığı izlenimi verirse, ilerde bunun açacağı yaraları tamir etmek güç olur.

* * *

Olayın Refah Partisi ile ilgili kısmına gelince...

Türkiye, Refah Partisi'ne bir kere daha düşünme fırsatı vermelidir.

Refah Partisi yönetiminin önünde bugün iki yol bulunuyor:

Birincisi, bu olayı sadece devletin bazı organlarına ve orduya bağlayıp, ‘‘Kapatılmamızı sadece onlar istiyor’’ yargısına sarılmaktır.

Hemen belirteyim. Bu kolaycı olan yoldur.

Kolaycı ama, Refah Partisi'ne hiçbir yarar sağlamayacak olan, patolojik bir değerlendirme.

İkincisi ise, daha zor ama gerçekçi olan yoldur.

Yani, Refah yönetiminin kendi kendine, ‘‘Acaba biz nerede yanlış yaptık’’ sorusunu sorup, bunun tarafsız ve gerçekçi cevabını verebilmek.

Refah Partisi'ni bu kaostan çekip çıkaracak, Türk toplumunun geniş kısmı ile barıştıracak olan yol, bu ikincisidir.

Ne yazık ki Refah yöneticileri bugüne kadar, bu yolu tercih ettiklerine dair bir işaret vermediler. Onlar, kendilerini cehenneme götürecek olan bazı siyasi şarlatanların ve egzantrik bir aydın kesiminin peşine takılıp, bir ‘‘Derin devlet komplosu’’ ile karşı karşıya bulundukları paranoyasına saplanıp kaldılar.

Hayır, onların karşısında sadece ordu yoktu. Modern hayat tarzını vazgeçilmez bir varlık nedeni olarak gören milyonlarca insan da aynı düşünceyi paylaşıyordu.

Askerler, bu geniş halk kesiminin düşüncelerini paylaştılar.

* * *

Refah Partisi için hâlâ geç değil.

Türkiye ile barışmak ve meşruiyet sınırları içinde siyaset yapmak için yol hâlâ açık.

Bunun için ihtiyaçları olan tek şey, gerçekçiliktir. Yeniliklere açık, muhafazakâr, atılımcı, başkalarının hayat tarzına saygılı, toplumun kendileri gibi düşünmeyen insanlarının endişelerini de dikkate alan, onlara güven veren bir siyaset, Refah'a meşruiyet yolunu açabilir.

Şevki Yılmaz'ların, Hasan Hüseyin Ceylan'ların, İbrahim Halil Çelik'lerin dehşetengiz üslubu, ‘‘Demokrasiye, gidilecek hedefe kadar binilecek bir tramvay olarak’’ bakan siyasi zihniyeti, ne yazık ki Refah'ın üzerine iğreti bir elbise gibi geçirildi.

Bu elit, Refah'ı bugün hukuk ve siyasetle karşı karşıya getiriyor.

Ve kaderin tecellisine bakın ki, onların bugünkü tek umutları, yargılamanın hukuki çerçevede kalması oluyor.

Demek ki hukuk herkese gerekliymiş.

X