Siyasi gerginlik kışkırtmaya uygun kutuplaşma ağır sonuçlara sürükler

Hürriyet Haber
12.12.2009 - 00:00 | Son Güncelleme: 12.12.2009 - 01:29

Yılın son Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısını bu yıl ilk kez Ankara yerine İstanbul’da yapan TÜSİAD’ın YİK Başkanı Mustafa Koç, “Siyasette yaratılan gerginlik ortamı, her türlü kışkırtmaya uygun bir zemin oluşturuyor. Kutuplaşma bizi ülke olarak öngörmediğimiz ağır sonuçlara sürükleyebilir” dedi.

ANKARA yerine İstanbul’da yapılan yılın son Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında, Ankara’ya ‘endişeliyiz’ mesajı verildi. Geleneksel TÜSİAD CEO Anketi’nde de, ekonomik kriz yılı olmasına karşın siyasi istikrar endişelerinin öne çıktığına dikkat çeken TÜSİAD YİK Başkanı Mustafa Koç, “Siyasette yaratılan gerginlik ortamı, her türlü kışkırtmaya uygun bir zemin oluşturuyor. Kutuplaşma bizi ülke olarak öngörmediğimiz ağır sonuçlara sürükleyebilir” uyarısı yaptı.
‘Politik huzur’ lazım
YİK toplantısında konuşmalar, teröre kurban gidenler ve girizu patlamasında hayatlarını kaybedenleri anarak başlarken, YİK Başkanı Mustafa Koç siyasetteki gergin havaya vurgu yaptı. “Sürdürülebilir büyümenin temel ilkeleri değişmiş değil, bu temelleri kayıtsız şartsız kabullendiğimiz ölçüde verimliliği ve rekabeti yeniden yakalayabilecek nadir ülkelerden biriyiz ve bunu da gerçekleştireceğimize yürekten inanıyorum” diyen Koç, bunun için de öncelikle ‘politik huzur’ gerektiğine dikkat çekti. TÜSİAD’ın yaptırdığı CEO anketinde de bu endişenin ön plana çıktığına dikkat çeken Koç, şöyle konuştu: “1929’dan bu yana yaşadığı en büyük krizde  konjonktürden kaynaklanan risklerin ağırlık taşımasını beklerdik. Oysa anketler,  makroekonomik istikrarın ve siyasi istikrarın korunmasından duyulan endişelerin de varlığını ortaya koyuyor. Son yıllarda siyaset arenasında görülen keskin kutuplaşmalar, zaman zaman ileri boyutlara ulaşarak topluma da yansımaya başladı.”
Önce laiklik, şimdi kimlik
Koç, bu konudaki endişeleri şöyle dile getirdi: “Son yıllarda siyaset arenasında görülen keskin kutuplaşmalar, zaman zaman ileri boyutlara ulaşarak topluma da yansımaya başladı. önce laiklik ekseninde ortaya çıkan siyasi çatışmaların toplumu nasıl kutuplaşmaya sevk ettiğini hepberaber şahit olduk.Şimdi de, kültürel kimlikler ekseninde ortaya çıkan siyasi çatışmanın toplum içindeki yansımalarına şahit oluyoruz. Sonuçta siyasette yaratılan gerginlik ortamı, her türlü kışkırtmaya uygun bir zemin oluşturuyor. Gelişmelerden ülke adına çok ciddi endişe duyuyor, tüm siyaset ve toplum kesimlerine itidal ve sağduyu çağrısı yapma ihtiyacı hissediyoruz. Çünkü bu kutuplaşma bizi ülke olarak öngörmediğimiz ağır sonuçlara sürükleyebilir.”
Koç, “Toplumsal yaşamın farklı boyutlarına işaret eder gibi gözüken iki kutuplaşma ekseninin, siyasette aynı fay hattına tekabül etmesi ise korkutucu bir gerçeğe işaret ediyor; siyasesilerimiz, kendi siyasi stratejileri adına en keskin söylemleri benimserken, bunun toplum üzerinde yarattığı tahribatı umursamaz görünüyorlar.”

İşsizlik ve kutuplaşma el ele, telafisi imkansız zarar verir

YÜKSELEN işsizlikle gelebilecek sosyal sorunların, bu toplumsal kutuplaşma ile birleşmesinin ‘telafisi imkansız’ zararlara yol açabileceği uyarısında bulunan Mustafa Koç, şöyle konuştu: “Burada vazgeçmemiz gereken şey demokratik standartları yükseltme çabaları değil, bu çabaları gündelik politikanın malzemesi yapma anlayışıdır. Bu ülkenin insanına, hukuk devletiyle,  toplumsal yapıyı adaletli  temsil eden bir yasama organıyla, eksiksiz  demokrasiyi yaşama hakkını teslim etmemin zamanı gelmiştir diye düşünüyoruz.”

40 milyar doları nasıl elimizin tersiyle ittik

MUSTAFA Koç, IMF ile ilişkilere de değinerek, şunları dile getirdi: “Küresel plandaki gelişmelerin büyüme konusundaki ihtiyaç ve beklentilerimizi karşılamayacağı, içerdeki gayretlerimizin de hedeflediğimiz ılımlı büyüme için dahi yetersiz kalabileceğidir. Bu arada, mevcut manzaranın bütün unsurlarını gözden geçirdiğinizde, böyle bir ortamda 30-40 milyar doları nasıl elimizin tersiyle ittiğimizi anlamanın mümkün olmadığını söylemek zorundayım. IMF anlaşmasının getirilerini göz ardı etmemizin iktisadi argümanlarla izah edilebilecek bir yanı da yok gibi duruyor.”

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı