"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Siyasette transferler de değişti

DÜNÜN en çarpıcı haberlerinden biri hiç kuşkusuz, Emine Belge’nin AK Parti’ye geçişiydi. Nedenine gelince...

Emine Belge, Çiğli Belediye Meclisi’ne CHP’den seçildi.
Sonra 2010 yılında belediye başkanlığı seçiminde parti grup kararına aykırı davrandığı için partiden ihraç istemiyle Disiplin Kurulu’na sevk edilince de partiye hiç üye olmadığı anlaşıldı.
Bunun üzerine Emine Belge, iki yıl boyunca tam 11 kez form doldurarak CHP’ye kaydını yaptırmaya çalışmış.
Ama bir sonuç alamamış.
Sonuçta Emine Hanım, tercihini değiştirerek, CHP’den AK Parti’ye geçmiş.
AK Partililer, pastalı bir tören yapmışlar kendisine...
Emine Hanım bu ilgiyi görünce de “İyi ki, buraya gelmişim” demiş.
Birincisi...
Demek ki, istesen de CHP’ye üye olamıyorsun. 11 kere gitsen de 111 kere gitsen de bir şey fark etmiyor. Elbette, bunda Ensari Bulut’un vefatından sonra başkan seçiminde yaşananların da etkisi yok değil ama...
Yine de örgütte benzer problemler çok sık dile getiriliyor.
Ve problem hala devam ediyor gibi...
İkincisi...
Eskiden insanlar yol haritalarını kolay kolay değiştirmezlerdi. En azından merkez sağda olanlar, tercihini en fazla bir başka merkez sağdaki partiye kaydırabilirdi. Hepsi bu kadar...
Merkez solda da değişimler böyle olurdu. SHP’den CHP’ye, CHP’den DSP’ye...
Şimdi ise...
CHP’den AK Parti’ye, AK Parti’den MHP’ye, MHP’den CHP’ye, CHP’den MHP’ye...
Siyaset mi değişti, siyasetçilerin beklentileri mi?
Yoksa, “Ben siyaset yapacağım, bonservisim elimde, parti fark etmez” mi deniyor, tam bilemiyorum.
Galiba son dönemde öyle...
Önemli olan bu transferleri halk nasıl değerlendiriyor.
Siyasetçileri işin bu tarafı ilgilendirmiyor olabilir, ama vatandaşın çok sıkı takip ettiğini adım gibi biliyorum.

Derbiye anlam yüklemek

Yeri gelmişken, Karşıyaka Göztepe derbisine de değinelim. Kim kazanır, kim kaybeder derdinde değilim. Benim derdim, İzmir’e yakışan bir maç olması. Türk sporunun bu iki önemli markasının daha iyi yerlerde olması... Her ikisinin de Süper Lig de olması...
Doğruyu söylemek gerekirse; ilk devredeki maçı çok iyi kullanamadık. Bu derbinin tüm Türkiye’de takip edilir olduğunu anlayamadık. Medyayı kullanamadık. Gerçek değerine getiremedik. Dilerim, bu sezonunun ikinci maçında daha fazla seyirci ve daha fazla televizyon izleyicisi maçı izler. Hak eden kazansın, sonuçta İzmir kazansın.

Siyasi partiler yasasını yine unuttuk

Her seçim döneminde konuştuğumuz bir konu; seçim ve siyasi partiler yasası... Acaba neden sonradan çıkmaz, seçimden seçime hatırlanır. Oysa siyaset etik, ahlak, kurallar gerektiriyor. Kürsü dokunulmazlığı dışında dokunulmazlıktan kurtulmak gerekiyor. Bunları hep konuşuyoruz, ama yapamıyoruz. Olmuyor... Böyle olunca da siyasete yeni isimler giremiyor, yeni yüzlerle karşılaşamıyoruz. Sorarım size, siyasetin kurallarını liderler belirliyor, liderlerin ağzından çıkacak bir söze göre hareket ediliyorsa, hangi gencimiz çıkıp da politika yapabilir. Bu kadar hevesli insanımız varken, siyasetin bu kaynaklardan yararlanamıyor olması çok üzücü...

Beşiktaşlı da olsa bir başkan “Fenerbahçe’miz” diyemez mi?

Twitter yıkılıyor.
Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, nasıl bir şey söylemiş.
“Türk futboluna hizmet vermiş başkanlar, yöneticilere yönelik bir operasyonla bugüne gelindi. Federasyon başkanımız bombayı elinde buldu. Alınacak kararlar camiaları memnun etmeyebilir. Şu ana kadar sekiz kulüp gündemde, bu 12’ye kadar gidecek. Maalesef Fenerbahçe’mizin adı herkesten çok geçiyor. Reyting uğruna gündem yaratmak için hep Fenerbahçe’nin adı geçiyor. Türk futbolu için adım atmalıyız.”
Ne var bunda garipsenecek.
Bir Beşiktaşlı; başkan da olsa “Fenerbahçe’miz” diyemez mi?
Derse dünya mı yıkılır, bu kadar laf mı yer...
Herkes gibi ben de Göztepe’miz, Karşıyaka’mız, Altay’ımız, Buca’mız diyorum.
Yanlış mı yapıyorum.

X