"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Siyasette, sporda, sekste itibar yönetimi olmaz

İTİBAR yönetimi dendiğinde aklıma ilk gelen isim Salim Kadıbeşegil’dir. Hatta Türkiye’de bu kavramı ilk ortaya atan isimdir. Bugünün dünyası algının yönetilmesine çok önem veriyor hatta uluslararası şirketler, yaptıkları iş ne olursa olsun, mesailerinin yarısını itibarını kuvvetlendirmek için harcıyorlar.
Kadıbeşegil, artık hayatını ikiye böldü. Daha doğrusu iki ayrı hayat yaşıyor. Kısa bir süre öncesine kadar Urla – İstanbul hattı, şimdi de Alaçatı - İstanbul hattına dönüşmüş durumda... Geçen akşam, Alaçatı’da yine derin felsefe yaptık.
Biraz Çeşme’nin geleceği üzerine kafa patlattık, siyasetten girip itibar yönetiminden çıktık. Sonra bugünkü yazımın konusu olan bir cümle kullandı. Dedi ki...
“Siyasette, sporda ve sekste itibar yönetimi olmaz” dedi.
“İyi de itibarı anlatan yıllardır sen oldun bize... Şimdi bunu mu söylüyorsun” diyecek oldum.
Hemen cevabını verdi:
“20 yılı aşkın deneyimlerimin ışığında söyleyebilirim ki, siyasette, sporda ve sekste itibar yönetimi olmaz! Olamaz! Bu üç alanın doğası, mayası ve dinamikleri itibar yönetimi adını verdiğimiz saygınlığın inşa edilmesine engeldir. Toplumun tüm kesimleri tarafından takdir edilmek için bu üç alan kendi iç çelişkilerini aşamaz. Belki istisnaları vardır. Ancak, bu temel döngü tarih boyunca da böyle olmuştur...”

Kadıbeşegil’e göre itibar yönetiminin özünde “etik” olmak var.
Adil olmak bir yaşam felsefesi, yasaların, yönetmeliklerin bittiği yerde başlayan toplum yararına vicdani bir “duruş” sergilemek var.
Açıklık, dürüstlük ve şeffaflık var.
Sorumluluklarını “halk, toplum yararına” dengelemek, “ikircikli” konularda toplum çıkarlarından yana tavır almak var.
Belki de en önemlisi, “hesap verebilirlik” gibi çağdaş ve herkesin beklentilerini tatmin edecek
bir anlayış var.

Kadıbeşegil’in tezine devam edelim...
“Siyasetin hamurunda bu saydıklarımızın hiç birini göremeyiz. Sporda ve özellikle futbolun kıyısında, köşesinde bile yoktur. Seksi tanımlayabileceğiniz tüm alanlar ise birilerinin itibarını yerle bir etmek amaçlı kurgulanmış işporta tezgâhlarıdır! Siyasetin aktörleri dokunulmazlık zırhının içinden çıkmaya yanaşmazlar. Bu yüzden hesap verebilirlikleri yoktur! Kendi fikirlerine aykırı da olsa partilerinin grup kararlarına uygun el kaldırmak zorundadırlar. 1 Mart tezkeresi oylamasında ‘hayır’ oyu kullanan iktidar partisine mensup milletvekillerinin siyaset kariyerleri bu yüzden bitti! Oy kaygısı veya çıkarları nedeniyle ‘kayırmacılık’ veya ‘partizancılık’ siyasetin hammaddesidir. Bunu çekip çıkarttığınızda siyaset yapılamaz. Bu yüzen siyasette ‘adil’ olunamaz! Hiçbir siyasi partinin gelirinin tam olarak ne olduğu, kimlerin maddi destek sağladığı, gelirlerini nereye harcadığı bilinmez. Şeffaflık, yoktur. Kusuru ortaya çıkan siyasetçiler makamlarını terk etmeye yanaşmazlar. Kamuoyunun duyarlılığı onlar için kısa bir süre sonra dinecek olan meltem rüzgarından farksızdır. Siyaset, toplumsal yaşam kalitesini artırma iddiasına bir uğraş olması gerekirken ‘köşe dönme’ kültürünün egemen olduğu bir uğraş alanına dönüştüğünden ‘sorumluluk’ tanımı anlam değiştirmiştir! Siyasette itibar yönetimi adı altında yapılmaya çalışılan olsa olsa ‘vitrin süsleme’ sanatıdır!”

Kadıbeşegil ile hemfikir olduğum bir konu var, o da siyasetin cilalı bir imaja sahip olduğu...
Nedense cila bozulduğundaki görüntü benim hoşuma gitmiyor.
Her seferinde kendimi kandırılmış hissediyorum.
Kadıbeşegil, “Ne Olof Palme, ne de Willy Brandt’ın dünyadaki tüm siyasetçilere örnek olan itibarı, diğer siyasetçilerin itibarını yönetemez” diyor. Sizce haksız mı?

Gelelim spora ve futbola...
Kadıbeşegil, “Ölmeye geldik kültürünün sporun tüm kılcal damarlarına yaygınlaştığı bir ortamda hangi itibardan söz edebiliriz?” diye bir soru ortaya attı.
Ben de sorularla devam ettim.
Fanatizmin ayakta durabilmesi “ölmeye geldik” demekten başka bir slogan olamaz mı?
Renk aşkını tarif eden hangi şarkı aklınıza geliyor?
İtibarlı olabilmenin kilidini açacak anahtar Türkiye’de hangi spor yöneticisinin elinde var?
Geceyi uzattık, karşılıklı sorduğumuz sorulara cevap bulmaya çalıştık.
Sonunda itibar uzmanının sözünün başladığı noktaya geldik.
“Siyasette, sporda ve sekste itibar yönetimi olmaz! Olsa olsa patlak bir topla orta sahada top dolaştırma olur!”

X