"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Siyasette Ecevit üslubu

Ertuğrul ÖZKÖK

Başbakan Vekili Bülent Ecevit'in dünkü basın toplantısında dağıttığı metni kelime kelime, üç defa okudum.

Ecevit, metinde Eyüp Aşık'ın istifasının perde arkasını anlatıyor.

Başlıbaşına bu istifa biçimi, bir koalisyon ve devlet zarafetini yansıtıyor.

Her şeyden önce Eyüp Aşık, bant olayının patlamasından sonra aldığı her kararı, önce Başbakan Vekili olarak Bülent Ecevit'e bildiriyor.

İNCE KRONOLOJİ

Önce 23 Eylül Çarşamba günü saat 17.00'de Ecevit'i arıyor, ‘‘Bir iki gün sükûnetle düşüneceğim. O nedenle telefonlara çıkmıyorum’’ diyerek bilgi veriyor.

Ertesi gün saat 15.10'da yine Ecevit'i arayarak, bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifa edeceğini bildiriyor.

Ecevit bunun üzerine önce New York'taki Başbakan Mesut Yılmaz'ı arayıp bilgi veriyor.

Sonra Cumhurbaşkanı Demirel'i arayarak durumu ona arz ediyor.

Yani istifada devlet geleneğinin bütün zarafeti ve gerekleri yerine getiriliyor.

Ancak anlamadığım bir nokta var.

Ecevit, Başbakan'ın istifadan saat 18.00'de haberdar olduğunu belirtiyor.

Öyleyse saat 15.00'ten 18.00'e kadar geçen üç saat içinde durum Başbakan'a neden iletilmedi?

Aynı saatlerde Başbakan'ın New York'taki programını bilemiyorum. İhtimal ki bir toplantıdaydı ve kendisine iletilemedi.

Ecevit, basına dağıttığı metinde, Eyüp Aşık'tan söz ederken hep çoğul ifadeler kullanıyor. Yani saygılı bir üslup kullanmaya dikkat ediyor. Adını her andığında başına sayın kelimesini ekliyor.

AĞAR'IN İSTİFASI

Bütün bunlara baktıktan sonra geçmişte Mehmet Ağar'ın istifa ettirilmesindeki sakilliği hatırlıyorum.

O sırada Çiller de başbakan yardımcısıydı. Yani Ecevit'le aynı konuma sahipti.

Ama bu olay, iki lider arasındaki derin üslup ve devlet anlayışı farkını açıkça ortaya koyuyor.

En önemlisi de, çetelerle mücadele konusunda hükümete tam destek veriyor.

Basın toplantısında katılmadığım tek nokta ise Deniz Baykal'a yaptığı eleştiriler oldu.

Çünkü Baykal, genel başkan seçildiği kongrede, partisinin geçmişteki uygulamalarını içtenlikle eleştirdi ve bunları kapatmak gibi bir eğilimleri olmadığını açıkça söyledi.

O nedenle ilgili olarak Baykal'ı eleştirmenin adil olmadığını düşünüyorum.

KUTAN'IN KONUŞMASI

Önceki gün İstanbul Belediyesi önündeki veda mitinginden sonra Tayyip Erdoğan'a çok yakın bir kişi ile konuşuyorum.

Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan'ın bu mitingde yaptığı konuşma, Erdoğan yanlılarında büyük hayal kırıklığı yaratmış.

Tayyip Erdoğan, ısrarla ‘‘Ben siyaseten bitmedim’’ mesajı verirken, Kutan'ın bu dönemin bitmiş olduğu anlamına gelen sözler söylemesi belli ki Erdoğan yanlılarını sinirlendirmiş.

Bir de 144 FP milletvekilinden sadece 19'unun mitinge gelmesi şok yaratmış.

Konuştuğum kişi, ‘‘Meğer milletvekilleri ne kadar sindirilmiş’’ diyor ve devam ediyor.

‘‘Son olaylardan sonra iki kesim gözümüzde büyüdü. Biri gazeteciler, öteki Bülent Ecevit.’’

Ecevit gerçekten de toplumu sarsan son olayların hepsinde kendine ait bir tutarlılıkla tavır aldı. Fethullah Gülen olayında askerlere direndi.

Tayyip Erdoğan'a verilen cezalara karşı çıktı, ama bu çevrelerin tepkisi adalet sistemine yönelince dün, ‘‘Adalet devletimizin temelidir. Devletimizin temel niteliği de laik, demokratik cumhuriyettir. Bu cumhuriyeti tahribe kalkışanlara adalet de, devlet de, millet de geçit vermez’’ diyerek tepki gösterdi.

Erdoğan ve yandaşlarına işte bu nüansı anlatmak kolay olmuyor.

Elbette kendine demokrat diyen insanlar, Erdoğan'ın söylediği sözler yüzünden bu kadar ağır bir şekilde cezalandırılmasına karşı çıkıyor.

Ben de bunlardan biriyim.

ADALETE SAYGI

Tepki göstermeye de devam edeceğiz. Ama adalet, elindeki kanunlara göre karar verecektir.

Hepimiz de bu adalete saygı göstermek zorundayız.

Ecevit'in haklı tepkisinin gerekçesi de işte budur.













X