"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Siyasetle mütareke ya da ‘Never on Sunday’

<B>İLK </B>kez <B>Ertuğrul Özkök,</B> pazar günkü köşesine <B>‘‘Pazar Yazısı’’ </B>başlığını koydu.

Politikanın dışındaki ufuklarda sörfü seven birinin; bizi özgürlüğe, hazır ol'dan rahat'a çağıran, bilinçaltımızı havalandırmayı öneren bir anlayışın baştan çıkarıcı satırlarıydı bu yazılar.

Hele başkalarını eleştirmeye alışkın gazeteciler, bu kez okurun anatomi masasına kendilerini koyacaklardı. O koydu.

O yazılar politika labirentinden kurtulup, gün ışığına çıkan hayatın ta kendisiydi, başkalarının hayatıyla, yaptıklarıyla altı gün ilgilenen birinin yedinci gün ışıldaklarını kendi hayatına çevirmesiydi.

Tanrı bile altı günde dünyayı yaratıp, bir gün dinlenmişti.

Şimdi herkes pazar yazısını politikadan arındırdı.

Oh ne güzel!

Ben pazar gününü çok seviyorum, çünkü bugünü, basında siyasetle mütareke günü ilan ediyorum.

Bizim anılarımızda mütareke basını, acı bir dönemi simgeler, ben böylece siyasetle mütareke sözünü ilk kez olumlu anlamda kullanıyorum.

İlerde, basın tarihinde, pazar yazılarının, bir yenilik, bir değişim ve ben demenin cesaretini gösteren yazılar olarak anılacağına inanıyorum.

Bir sözü acıdan mutluluğa dönüştürdüğüm için de seviniyorum ve bu tespitimi de, övünç haneme yazıyorum. Hiç kuşkusuz müsaadenizle.

* * *

BAŞLIĞA ‘‘Never on Sunday’’
i de koydum. Türkçesi; Pazarları Asla.

Jules Dassin'
in yönettiği filmde Melina Mercouri, olağanüstü bir oyunculukla bir fahişeyi canlandırıyordu.

Öyle bir fahişeydi ki, yatağa ancak beğendiği erkeklerle giriyordu. Seçiciydi.

Pazarları Asla, diyerek, mesleğini o gün icra etmiyordu.

Şimdi bu benzetmeden kimsenin rahatsızlık duyacağını zannetmiyorum.

Pazarları siyaset yapmayın diye, siyasetçilere, gazetecilere mesajım; bu vesileyle dinlenmeleri, beyinlerini, duygularını, kalplerini politika dışındaki güzelliklerle doldurmalarını düşündüğümden. Halisane niyetim bu. Siz de bari pazarları politika yapmayın, yazmayın derken birden tatil yapan fahişe aklıma geldi.

Alınanlara, Latinlerin bir sözüyle cevap vereceğim:

‘‘Kafasında kötülük olan utansın.’’

* * *

PAZAR
günkü gazeteleri son satırına kadar okuyorum.

Çünkü okuduğum yazarların iç dünyalarını, zevklerini tanımamda bu yazılar bana rehberlik ediyor.

Her gün, ‘‘politikanın dar alanındaki kısa paslaşmalardan’’ nefret ediyorum. Bir türlü ısınamadığım siyasetin dar hendesesinde boğuluyorum. Karşılaştırdım. Sair günler gazeteyi çabuk bitiriyorum.

Çünkü hangi politikacının ne söyleyeceğini, yazarların bir bölümünün de bunlara ne tepki göstereceğini biliyorum. O zaman okumam için bir neden gösterebilir misiniz?

Bakıyorum pazar yazılarında herkes aşktan söz ediyor, satır aralarına dizeler serpiştiriyor, politikanın gri dünyası dışında başka renkler olduğunu hem hatırlıyor, hem de hatırlatıyor.

* * *

SİYASETÇİLER!
Gazete yazarları dostlarım.

‘‘Pazarları Asla’’ politika yazmayın, politika yapmayın.

Siyasetle mütareke gününüz kutlu olsun!
X