Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Siyasetçilere mektup

Serdar TURGUT

Sayın büyüklerim,

Aslında bugün size mektup yazmak aklımın köşesinden bile geçmiyordu.

Bir süredir sizleri tamamen kafamdan silmiş olarak yaşıyordum.

Anlayacağınız kısa süre için de olsa mutluydum.

Ancak tabii bu memlekette siyasetçileri tamamen unutarak yaşamanın ne yazık ki imkânı yok.

Gazete okumayayım, televizyon seyretmeyeyim, radyo dinlemeyeyim diyorum ama tabii bu da bir dereceye kadar olabilecek bir şey.

Sonra kazayla bir kanalı açsam, bir sayfa çevirsem, karşıma sizin o duymak istemediğim sesiniz ve görmek istemediğim suratınız çıkıveriyor.

Dolayısıyla bu mektup artık kaçınılmaz oldu, çünkü bende artık dayanma gücü kalmamış durumda. Aman lütfen cevap filan vereyim demeyin. Adınızı mektup üstündeki imzada bile görmeye tahammülüm yok çünkü.

***

Şunu hemen baştan söyleyeyim.

Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Tansu Çiller, Hüsamettin Cindoruk, Deniz Baykal.

Sizin hepinize birden sesleniyorum.

YEMİN EDİYORUM TÜMÜNÜZDEN DE FENA HALDE BIKMIŞ DURUMDAYIM.

Çok can sıkıcı ve de tahammülü çok zor insanlarsınız hepiniz de.

Milleti düşünmüyorsanız bile bana bir iyilik yapın ve tümünüz de siyaseti aynı anda bırakın.

Biz gidersek Türkiye'ye bir şey olur filan diye de düşünmeyin.

Merak etmeyin bu Türkiye'ye bir şey olmaz. Dünya yıkılsa Türkler kendi bildiklerinden şaşmazlar.

Hem şunu da göz önüne alın. Yıllardır siz hep vardınız da ne oldu yani?

Memleketin durumu daha iyiye gitti diyen tek bir insan yok ortada.

Durumu kurtarmak için öylesine yazılar yazanlar tabii ki var.

10 yıl öncesine bakıp, şimdi daha iyi durumdayız diyorlar sürekli olarak.

Ama tabii ne yazık ki kalite denilen şey öyle gözle görülebilen, ölçülebilen bir şey değil.

Ve bu yüzden de Türkiye'de yaşamın her geçen gün daha kalitesizleştiğini ölçecek makineler yok ortada.

Bunu namuslu insanlar içlerinde hissediyorlar sadece.

Ve bu memleketin bu hale gelmesinden hepiniz sorumlu olduğunuzdan, iş bırakın da bari sinirlerimiz azıcık düzelsin.

***

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'den artık umudumu iyice kestim. Onun zekâ oyunları yapan konuşmalarıyla bizleri küçük gördüğüne inanmaya başladım.

Dün bir haber vardı. Süleyman Demirel, İspanya'nın son yıllarda gösterdiği gelişmeye gıpta etmiş.

Gonzalez başarılarını anlatırken onu duygulanarak dinlemiş.

Ama aynı Demirel, çıktığı Fransa gezisinde kendisinin 45 yıldır bu memleketin en üst düzeyinde politika yaptığını hatırlatıp, ‘‘Artık benden sıkılacaklar’’ diye de şaka yapmıştı.

Açıkça söyleyeyim, ben kendisinin bu şekildeki konuşmalarından çok sıkıldım.

İnsana sorarlar, peki ama sen madem 45 yıldır bu ülkenin en üst düzeyindeydin de neden şimdi İspanya'yı kıskanarak dinliyorsun?

Neden Türkiye'yi İspanya düzeyine getirtmedin?

Diye sormaları gerekir değil mi ama?

***

Siyasetçilerimiz ise başka bir alem.

Al birini vur ötekine, serseri mayın misali yüzüp duruyorlar bir yere doğru.

Başbakan Mesut Yılmaz'ın yüzüne vurmuş sıkıntıları, çaresizliği.

Kronik mide ülseri geçiren ve sadece günde 100 adet kompensan yutarak ayakta kalabilen bir insanın surat ifadesiyle dolaşıyor durmadan ortalıkta.

Bülent Ecevit hâlâ evinde gazetecilere kendisi çay servisi yapmakla halkçı olabildiğini düşünüyor.

Eşiyle birlikte bir şiir yazmışlar; dünyada her şeyi sevdiklerini anlatıyor şiir ama insan sevgisi şiire son anda eklenmiş olarak duruyor.

Kimi sevdikleri, çay servisiyle sembolize ettikleri halkçılıklarının kime ve neye yaradığı da meçhul.

Haklarını yemeyelim, pek mütevazılar ama bunun da bizlere tek bir yararı bile yok.

Hüsamettin Cindoruk ise durmadan espri yapıyor. Benim ‘One-liner’ diye adlandırdığım tek cümlelik akıllı espriler bunlar.

Komik bunlar da ama ne işe yarıyorlar onu da anlamak mümkün değil.

Bizim Türkiye'nin Henny Youngman'ı o. Hani şu geçenlerde ölen ünlü komedyen var ya, o işte.

Siyaseti sürdüreceğine daha iyi bildiği işi yapsaydı, bari Türkiye uluslararası önemde bir komedyene sahip olurdu.

***

Bu gidişle yemin ediyorum Tansu tekrar güçlenecek.

Çünkü o ‘primus inter pares’ yani eşitler arasında birinci.

Diğerleri kötü ama o onlardan daha kötü ve bu yüzden de puanı yükselirse hiç şaşmam.

Ancak ondan hayır olmadığını zaten biliyoruz.

Şimdi ise durumu daha vahim. Diyelim ki bir mucize oldu ve Tansu artık değişerek gerçekten Türkiye'yi düşüneren politika yapmaya karar verdi.

Ama bunu uygulamasına da imkân yok, çünkü vakti yok iş yapacak.

Yavuz Gökmen kendisiyle o kadar çok konuşuyor ki, bu sohbetlerden vaktini kaşıyacak vakti kalmadı kadıncağızın.

***

Ne mi olacak Türkiye'de?

Vallahi bilmiyorum ama size bir şey söyleyeyim mi, bu sorudan da sıkıldım?













X