Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Siyasetçiler konuşmadan önce iki kez yutkunsalar iyi olurdu…

Diyelim ki bir siyasi partinin liderisiniz ve 22 Temmuz’daki genel seçimde partinizin barajı geçebilmesi için vaatler listesi hazırlamaya çalışıyorsunuz.

Aslında siz de biliyorsunuz ki, hem demokrasinin hem de siyasetçilerin toplum katındaki itibarını düşüren en büyük etken, seçim kazanmak için üretilen bu vaatlerdir. Örneğin Erbakan “Biz iktidar olursak üniversite rektörleri başı örtülü genç kızların önünde selama duracak” dediği için, Türk siyaseti başörtüsüne dolaşmıştır. Örneğin Demirel “İktidar olursak emeklilik yaşını düşüreceğiz” dediği ve üstelik bunu yaptığı için, Türk sosyal güvenlik sistemi, iflas etmiştir.

Bu örnekleri hatırlarsanız, seçim kampanyasında seslendireceğiniz vaatleri listelemekte zorlanırsınız. Hem sorumluluk duygunuz, hem de sonra içine düşeceğiniz mahcubiyet ortamı ihtimali sizi dizginler.

 

İran bile yapamadı

 

“Üniversiteye giriş sınavsız olacak” demeyi tasarlarken, üniversitelerdeki sayılarla, lise mezunu gençlerin sayılarınıkarşılaştırır ve “Bunu vaat edemem” dersiniz.

“Biz iktidar olursak tek taraflı kararımızla Irak sınırını geçeriz” demeyi tasarlarken, Irak’ın ve Ortadoğu’nun durumunu düşünür ve “Ülkemin başını belaya sokmayı mı vaat edeceğim” diyerek, bu vaatten de vazgeçersiniz.

“AB’ye rest çekeceğiz”, “NATO’dan çıkacağız”, “IMF ile ipleri kopartacağız” benzeri sloganlar belki Venezuella’nın Chavez’inin ağzına yakışır. Hatta “Küba’ya bedava petrol verip, karşılığında doktor alacağız” da diyebilir Chavez.

Ama bilirsiniz ki, petrol zengini komşumuz İran bile kendi vatandaşlarına ucuz petrol vermeyi başaramamış ve sonunda akaryakıtı karneye bağlamıştır. Artık her İranlı araç sahibi ayda sadece 100 litre benzin satınalabilme hakkına sahiptir.

Yunanistan’da yaşayan bir meslektaşımla Türkiye’deki seçim vaatlerini konuşuyorduk geçen gün. “Yunan politikacıları da Avrupa Birliği’ne girmeden önce her şeyi vaat ederlerdi” dedi ve şöyle devam etti:

- Ancak artık politikacıların ağzından çıkan her sözün bedeli hesaplanıyor. Bunlar eğer AB’nin ekonomik ve siyasi kriterlerine aykırı ise, Brüksel’den uyarılar geliyor. Hele o politikacılar iktidar oldularsa, popülizm yapmaları artık imkansız hale geldi. İşte gördük. Avusturya’da bir faşist iktidar oldu ama AB baskısı karşısında barınamadı.

 

Debreli Hasan’lar

 

Türkiye henüz AB üyesi olmadığı için Brüksel süzgecinin bizdeki seçim vaatlerini denetlemesi mümkün değil. Aslında AB’ye üye adaylığı sürecinin de içerdiği sorumluluklarımız var ama bunu iktidardaki AK Parti bile pek önemsemiyor. Sonuçta Gümrük Birliği’nin koşullarını Kıbrıs için kabul etmememiz yüzünden, AB kapısında hafif dondurulmadık mı? Veya Ceza Yasası’ndaki 301’inci madde yüzünden yemediğimiz protesto kalmadı ama cumhurbaşkanlığı konusunda CHP ile boğaz boğaza gelen AK Parti, 301’inci madde konusunda CHP ile kanka olmadı mı?

Bu durumda demek ki, biz seçmenlere sorumluluk düşüyor.

Eğer bir siyasi parti sözcüsü vaatler konusunda ölçüyü kaçırırsa, hep birlikte “At martini Debreli Hasan, dağlar inlesin”i söylememiz gerekiyor. Demokrasinin ve siyasetin itibarını siyasetçiler düşünmeseler bile, bizler bunu düşünmek zorundayız.

ŞAKA

Sözleşmeyi görelim…

Reklam filminde Pepsi Max içen kişinin öptüğü genç yıldız, bir tüketicinin “Ben de Pepsi Max içtim ama beni kimse öpmedi” diye başvuruda bulunmasına kızmış. "Olayın benimle alakası yok. Ben işimi yaptım, Pepsi içen herkesi öpeceğim diye bir şey yok. Bunlar reklam amaçlı yapılmış şeyler" demiş.

Bence yine de ihtiyatlı olmalı bu genç yıldız. Acaba reklam sözleşmesini iyice inceledi mi? Ya “Pepsi Max içen herkesle öpüşecek” diye bir madde varsa bu sözleşmede?

Aya gitmek de vaat edilir mi?

Siyaset tarihindeki en inanılmaz vaat, maktul ABD Başkanı John F. Kennedy tarafından 1960’ların başında seslendirilmişti. Kennedy Apollo Projesi’ni başlatırken“Amerika aya gidecektir” demişti.

Kennedy’nin ölümünden (1963) sonra, ilk insanlı uzay aracı aya inince (20 Temmuz 1969), Amerikalılar “Demek politikacılar her şeyi vaat edebilir ve bunları gerçekleştirebilirler” diye düşünmeye başladılar.

Bizde de siyasi vaatlerini gerçekleştiren politikacılara örnek, Turgut Özal’dır. Onun gerçekleştirdiği reformlar sonunda “21’inci Yüzyıl Türk asrı olacaktır” söylemine neredeyse inanıyorduk. Ama şu anda “Heybeli’de her gece mehtaba çıkıyoruz” sadece.

 

X